Kozmetik cerrahide ülkemizde en sık yapılan ameliyatları gözden geçirelim!

Ülkemiz insanlarının en büyük kozmetik sıkıntıları iri burunlarındandır. Karadeniz ve Doğu yöresi insanlarının bir karakterisliği olan Hump dediğimiz burun sırtındaki çıkıntılar, burun ucunun (Tip) sarkık ve düşük olması bireyi görüntü bakımından sıklıkla rahatsız etmektedir. Bunun dışında simetri bozuklukları yani deviasyon ve deformasyonlara da rastlanılmaktadır. Burun plastiği için müracaat eden bu hastaların önemli bir kısmında da burun içinde septum deviasyonu, deformasyonu, hava yolu daralması ve hava geçiş yolu bozuklukları, fizyolojik olmayan turbulans nedeniyle nazal solunumunun oral solunum lehine bozulması tesbit edilir. Bu hal üst solunum yolu infeksiyonları ve paranazal sinüs infeksiyomlarına yol açtığı gibi, oral hijyeninde bozulmasına, periodontal hastalıklara sebep olabilir. Burnun external ve internal bozuklukları, doğmalık, gelişimsel veya travmatik olabilmektedir. Ülkemizde en sık yapılan bu kozmetik ameliyatın ehil olmayan kişilerce yapılmasından kaynaklanan external ve internal yatrojenik (Iatrogenic) bozukluklar son yıllarda önemli bir hasta gaıbu oluşturmaktadır. Bu hasta gaıbu çok sayıda hem estetik hem de fonksiyonel düzeltme ameliyatları geçirmek zorunda kalmaktadır. Bunlara ikincil (sekonder) septorinoplastiler diyoruz. Eğer hasta endo nazal ve external deformiteleri için ilk defa ameliyat oluyorsa bildiğimiz gibi primer rinoplastiden bahsedilmektedir. Primer bir rinoplastide genellikle burun içinde yapılan üç insizyon kullanılmaktadır. Bunlar inter kartilajinöz; Transfiksion ve piriform incisionlardır. İsimlerinden de anlaşılacağı gibi, ilki üst lateral ve alar kıkırdaklar arasında, ikincisi septum alt kenarı ile alar kaıtilaj medial kısımları arasında sağlı sollu, üçüncüsüde, lateral osteotomilerde kullanılan piriform aperturalar civarına düşen endonazal mukoza incisionlarıdır. Bu mukoza kesilerinden submukozal, subperiostal ve perikondral çalışılarak, burun sırtındaki fazlalık alınır (Hump rezektionu), septum ve burun ucu düzeltilir (shortening, Tip plasty), osnazaleler yanlarda kesilir (lateral osteotomi). Maksilladan ayrılarak burun dorsumundaki açıklık kapatılır (Narrowing). Burun sırtındaki septum kıkırdağı ve kemikler şekillendirilir, törpülenir. Burun içi ve dışının son kontrolü yapıldıktan sonra burun içi incisionları krome katgüt ile dikilir ve burun içine vazelinli gaz tamponlar yerleştirilip, burun flaster, alçı veya özel atelier ile tesbit edilir. Burun içi vazelin gaz tampon koymak yerine ortasında hava yolu bulunan özel stingerli tamponlar (merosel) hem hastayı rahatlatır hem de burun için hava yolu açıklığını daha iyi kontrol eder. Genelde bu tamponlar 1 ile 3 gün arası alınır. Burun alçısı ise bir hafta sonra açılır fakat özel flasterle tesbite bir hafta daha devam etmekte ve external özel masajlara gerek vardır. Rinoplastiden sonra oluşan ekimoz ve ödemler yavaş yavaş bir ay içinde azalırsa da burnun son şeklini alması 6 ay – 1 yıl kadar sürebilir. Çok deforme ve büyük burunlarda sekonder girişimler gerekebilirsede bu girişimlerin mümkün olduğu kadar geç yapılması gerekir. 1 yıl hatta 2 yıl süre tercih edilmelidir.Meme kozmetik cerrahisinde ülkemizde eşit oranda büyütme ve küçültme mamoplastileri yapılmaktadır. Bilhassa doğum yapmış hanımlarda meme involusyonundan sonra iri göğüslerde sarkmalar ptoz görülmektedir. Meme başının normalde bulunması gereken seviye submamer sulkus hizasındadır. Meme başı Mid klaviküler çizgiden jugulume 21-22 cm civarıdır, hasta ayakta dururken, ölçümler, muayene ve düzeltme çizimleri ve işaretlemeleri yapılır. Meme küçültme ve ptoz ameliyatları mutlaka hasta ameliyat masasına yatırılmadın önce kalıcı şekilde sabit mürekkeple işaretlenir ve çizilir. Küçültme ve ptoz ameliyatlarında meme başı dermoglandüler pedikül ile yani epidermisi alınmış derma ve meme glandı içeren bir pedikülle hazırlanarak bulunması lazım gelen yere transfer edilir. Geri kalan fazla deri ve gland rezeke edilir. Bu temel işlemler için pekçok gelişmiş teknik varsa da en çok kullanılan ve bizimde kullandığımız teknik inferior pedikül bazlı dermoglandüler nipple ve areola repozisyonu ve Mc kissock patterni incision ile yapılan meme küçültme ameliyatlarıdır. Meme ogmentasyonu (augmentation mammoplasty) ise bir seks sembolü olan fakat glandın proporsionel olarak çok küçük olduğu memelerin yapay maddeler ile büyütülmesidir. Büyütme mamoplastisi 1960’lı yıllardan günümüze uzanan süreçte çok değişime uğramış; silicon jel, silikon kılıf, poliüretan muhafazalı, serum fizyolojik ile şişirilebilen gibi çeşitli protezlerin, areola etrafı incisionu (periareoler), submamer incision veya axiller incisiondan meme glandı altına (submamer), veya pektoralis majör kası altına (subpektoral) yerleştirilmesidir. kozmetik cerrahi, kozmetik cerrahi nedir, kozmetik cerrahi neden uygulanırSilikon protezlerin jel şeklinde olanlarının uzun sürede eser miktarlarda silikonu organizmaya verdiği ve bu maddelerin (dimetil polisiloksan) protez kapsülü civarında ve RES sistemde bulunduğu gösterilmiştir. Silikonun insan vücudunda sistemik bir hastalık yaptığı veya tümör’e yol açtığı gösterilmemiş olmakla beraber bu konuda büyük araştırma ve tartışmalara yol açtığı hatta USA de geçici olarak kullanımının durdurulduğu hatırlardadır. Bu günkü kanaat silikonun, kansere yol açmadığıdır. Silicon protezlerinin içi jel yerine serum fizyolojik ile şişirilenlerinin kullanımı USA’da serbest olmakla beraber, meme kanseri ameliyatlarından sonra jel şeklinde kullanımı da serbest bırakılmıştır. Ülkemizde ve birçok ülkede silikon jel protezinin kozmetik amaçlı kullanımı serbesttir. Augmentation mammoplastisinin en sık görülen komplikasyonları, sert kapül oluşumu, protezin yer değiştirme ve patlamasıdır. Abdominal dermakalasis, lipodistrofiler yine şişman ve doğum yapmış hanımlarda sık görülmektedir. Bollanan karın deri ve deri altı dokuları pubis önünden aşağı doğru sarkarak adeta bir önlük gibi anterior femoral bölgelere doğru uzanabilmektedir. Supra pubic bölgede bu sarkan deri ile deri altı kıvrımlar arasında mantarlar ve bakteriler üreyerek kötü kokulara ve yangılara (infeksiyonlara) yol açmakta yani fonksiyonel bozukluklara da sebep olmaktadır. Aynı olaylar zinciri yukarda bahsettiğimiz makromasti ve meme ptozu olgularında da geçerlidir. Göbek bulunduğu yerde circuler bir incisionla kesilerek deri, deri altı dokuları arkus kostaruma kadar mobilize edilip aşağı çekilir ve supra pubic bölgede usulüne uygun rezeke ve sütüre edilirler, yeni yerine mevcut göbek transplante edilir. Karın kaslarında gevşeklik ve rektus kaslarında orta çizgide ayrılma varsa diastasis rekti tamiri de yapılabilir. Vücudun bazı bölgeleri, obez veya zayıflamış insanlarda (çoğunlukla hanımlar) deformasyon gösteren fazla yağlara sahip olabilir. Bu bölgeler hanımlarda bilhassa trokanter, femoral ön kısımlar, diz medial kısımlarıdır. Bunun dışında karın yan bölgeleri (Love Handle) submandibuler bölgelerde de izole yağ toplulukları olduğunda liposuction yöntemi devreye girer. Bu yöntemde çapları genelde 2 cm’den 0.4 cm’e kadar değişen değişik uzunlukta borular ile yağlar aspire edilir. Liposuction yöntemi ile alınan yağ hücreleri tekrar oluşmaz. Yağ hücreleri kilo alındığında şişerler, zayıflayınca sönerler. Dolayısıyla tekrar kilo alınsa dahi, liposakşın yapılan bölgelerde eski hale dönüş olmaz. Liposakşm yapıldıktan sonra 1 ay civarında bir süre ile korseler veya kompresif elbiseler giydirilmesi gerekir. Bu sayede deri boşluk kalmadan altındaki dokulara oturur ve birleşir. Hematom, lenf ödem ve ödem teşekkülü ve fibrozis önlenir. Liposakşm sayesinde büyük sayıda hasta grubu daha mutlu ve üretken olabilmektedir. Yüz gençleştirmesi için eğer deri bollukları hakim ise facelift dediğimiz ameliyat yapılır. Bu düzeltme kulak önünden temporal bölgeye ve kulak arkasından saçlı deriye uzanan incisionlarla deri ve deri altının serbestleştirilmesi SMAS denilen superficial müskülo aponörotik dokuların (plastisma) ve derinin bolluklarının alınması ve yüzün gençleştirilmesidir. Submental bölgede ise liposuction ile platisma kolanları varsa bunların modelasyonu ile şekillendirme yapılır. Yüz germe ameliyatı sırasında N.Facialis dallarının ve sensitif sinirlerin yaralanmamalarına özen göstermek icab eder. Göz kapaklarımız ve orbital bölgelerde yaşlanmaya bağlı büyük değişiklikler olur. Hem deri tonüsü bozulup bollaşır ve sarkar, hem de septum orbitalelerdeki bolluklardan periorbital yağ dokuları üst ve alt kapaklarda torbalanmalara yol açarlar. Bu bolluklar ve torbalanmalar bazen üst kapakta ptoza yol açarak görme alanını dahi kapatabilirler. Bu hallerde blefaroplasti dediğimiz ameliyatlar yapılır. Fazla deri, eğer varsa hipertrofik orbicularis okuli ve torbalanmaya yol açan kesecikler içinde yağlar alınır. Bütün bu kozmetik girişimler fevkalade dikkatli, anatomik bilgi, estetik bilinci ve deneyimle yapılır. Aksi halde komplikasyonların tedavisi büyük güçlükler doğurur. Yaşlanan, kırışıklıklar içeren yüzeyel tabakalarda solar dejeneresans gösteren yüz derisi, lazer ışınları ile de yenilenebilmektedir. Yaklaşık 7 yıldır. Bu konuda büyük gelimeler olmuş, C02 lazeri ile fasılalı ışın verilerek (ultapulse), yüzeyel dokular ısı tesiri ile, derinliği kontrollü bir şekilde buharlaştırılmakta fakat derin dokular yanmamaktadır. Yine derin dokularda termik etki ile atipik solar elastoz gösteren lifler azalıp hatta kaybolmakta ve yeni kollajen lifler oluşmaktadır. Bu sayede deri kırışıkları azalmakta, solar dejenerasyon gösteren deri gençleşmektedir. Yine fokal lazer ışınları ile gözkapağı ameliyatları daha kansız ve daha az ödem ile ve daha çabuk yapılabilmektedir.