Gaps Diyeti Nedir ve Faydaları Nelerdir?

Özellikle bağırsak ile ilgili yaşanan sorunlar üzerinde sayısız faydası ile bilinen gaps diyeti, günümüzde hem yetişkinlerin hem de çocukların fiziksel ve psikolojik sorunlarına fayda sağlamaktadır. Farklı uygulama türleri ve içeriği ile dikkat çeken ve son dönemlerde sık bir şekilde rağbet gören gaps diyeti ile zayıflamanın yanında mevcut bağırsak sorunlarına da kalıcı bir şekilde çözüm sağlanmış olunmaktadır. Bağırsaklardaki sindirim sorununun ortadan kaldırılarak zararlı maddelerin kana geçmesini engellemek üzere gaps diyeti ve tedavisi uygulanmaktadır. Bugün bu tedavi ve diyet programı sayesinde sağlığına yeniden kavuşan birçok yetişkin ve çocuk olduğu bilinmektedir.gaps diyeti, gaps diyeti yapımı, gaps diyeti nasıl yapılır

Bağırsak Tedavisinde Gaps Diyeti Mucizesi

Psikolojik anlamda mevcut durumların bağırsak sağlığını yakından etkilediği bilinen bir gerçektir. Bu nedenle bu tedavi türü sayesinde psikolojik rahatsızlıkların da temeline inmek ve tüm sorunların aynı anda ortadan kaldırılması hedeflenir. Gaps diyeti içerisinde sağlıklı bir beslenme programı oluşturularak hem pskolojinın düzelmesi hem de bağırsak problemlerinin ortadan kaldırılması yerine getirilmektedir. Hastaların beklenen sonucu beklenen zamanda alabilmesi için sabırlı olması ve diyete harfiyen uyum sağlaması beklenir. Düzenli olarak çalışan bir bağırsakta mevcut olan faydalı bakterilerin işlevlerini yerine getirebilmesi için gaps diyeti etkisini göstermektedir. Çünkü zararlı alışkanlıklar birçok problemle birlikte faydalı bakterilerin ölmesine neden olmaktadır. Zamanında tedavi edilmeyen bağırsak sorunları, ileride daha büyük sağlık problemlerine neden olabilir. Bu nedenle gaps diyetinin erken teşhis ve tedavideki önemi ihmal edilmemelidir.

Psikoloji İçin Gaps Diyeti

Başta otizm olmak üzere, anksiyete, depresyon ve sinir hastalıkları konusunda sıkıntılar yaşayan insanlar için gaps diyeti çok faydalıdır. Bağırsakların işleyişini ve içeriğini daha sağlıklı bir duruma getirmek için de tüm faydalarını gösterir. Temiz ve sağlıklı et ürünleri, et suyu, sağlıklı yağlar, süzme yoğurt ve avokado doğu gaps diyeti içerisinde mutlaka yer alması gereken besinleri oluşturmaktadır. Vücuda ağırlık verecek ve hiçbir şekilde fayda sağlamayacak olan tüm besinlerin beslenme alışkanlığı içerisinden çıkarılması gerekmektedir. Gaps diyetinde insanlar hem mutlu edecek hem de sağlıklı olmalarını sağlayacak yiyeceklerin beslenme programına dahil edilmesi hedeflenmektedir.

Yanıkların genişliğine göre sınıflandırılması

1. Küçük yanıklar: İkinci derece %15’ten küçük ve üçüncü derece %2’den küçük yanıklar küçük yanık olarak benimsenirler. Bu tür hastalar sürekli denetim altında evde de tedavi edilebilirler.yanık türleri, yanıkların sınıflandırılması, yanık durumunda yapılması gerekenler

2. Orta yanıklar. İkinci derece %15 ile %30 arasındaki ya da üçüncü derece %2 ile %10 arasındaki yanıklar bu gruba girer. Bu tür yanıklar ilk yardım merkezleri ya da hastanelerde tedavi edilebilirler.

3. Büyük yanıklar: İkinci derece %30’dan ve üçüncü derece %10’dan büyük yanıklar, yüz-el-ayak yanıkları, yüzdesine bakılmaksızın solunum sistemi yanıkları, geniş yumuşak doku yanıkları ve kırıkla birlikte olan yanıklarla elektrik yanıkları bu gruba girer. Tam teşekküllü hastanelerde ve yanık merkezlerinde tedavi edilirler.

Yanıkta Müdahale Etme

Üriner kateterizasyon yap: Yanık yüzeyi %20’clen fazla olan tüm yanıklarda üriner kateter uygulanmalıdır. Böylece, böbreklerin fonksiyonları, idrar bileşimi, idrar akım oram gibi önemli bilgiler elde edilir. Her saatte çıkarılan idrar miktarı saptanır, bu miktarın saatte 30-45 cc olması ve dansitenin 1010-1020 arasında bulunması normal olarak benimsenir. Ölçülen saatlik idrar miktarının, böbrekten o saatte çıkarılan idrar miktarına elverdiğince yakın olduğundan emin olunmalıdır. Eğer kateter ucuna çok uzun drenaj tüpü takılırsa ölçümde büyük yanlışlıklar yapılabilir, drenaj tüpünün içindeki idrar da hesaba katılmalıdır. Foley kateteri üriner kateterizasyon için çok uygundur. Kateter serum fizyolojik ya da %0.25’lik asetik asit solüsyonu ile her 6 saatte bir yıkanmalıdır. Haftada bir kateter değiştirilmelidir. Kateter uzun zaman yerinde bırakılırsa üriner infeksiyonlar ortaya çıkabilir. Saatte çıkarılan idrar miktarı, verilecek sıvının hızı ve miktarında etkilidir. Saatte 60 cc’den fazla idrar çıkıyorsa sıvının fazla olduğuna, 15-20 cc’den az çıkıyorsa az olduğuna kanıttır. Gereğine göre sıvı hızlandırılır ya da yavaşlatılır.

Gereken sıvı miktarını hesapla: Yanıklı hastalarda, yanığın ağırlığıyla doğru orantılı olarak yanık yarasından vücut dışına ve interstisyel aralığı sıvı, plazma ve elektrolit kaybı olmaktadır. Plazma ve sıvı kaybı yanığın oluşumu ile başlar, ilerleyerek sürer. Bu neden yanığın ilk 48 saatinde yitirilen sıvı, plazma ve elektrolitlerin hızla yerine konması gereklidir. Bu yapılmazsa şok gelişimi önlenemez, %20’den daha geniş yanıklarda ilk 48 saatlik dönemde uygulanması gereken sıvı tedavisinin planlanmasında birçok formül önerilmiştir. Öncelikle, tüm yanıklı hastaların yeterli ve güvenli olarak tedavi edilebilmesini sağlayacak matematiksel bir sıvı miktarı formülü bulunmadığının bilinmesi gereklidir. Formül; doktora, hasta için gereken sıvı miktarını belirleme konusunda kolaylıklar sağlar. Çok yaygın olarak kullanılan bir formül 1952’de EVANS tarafından ortaya atılmıştır. Bu formülde; sıvı gereksinmesinin hem yanığın genişliğine hem de hastanın vücut ağırlığına bağlı olduğu, sıvının eşit oranda kolloid ve elektrolit içermesi gerektiği ve ilk 24 saatte, ikinci 24 saattekinden daha fazla sıvı verilmesi gereği vurgulanmaktadır.

YANIKTA İLK YARDIM (İLK 48 SAAT)

Yanıklıda ilk yardım iki bölümde düşünülebilir:
– Yanığın olduğu yerde yapılacak işlemler,
– Hastanede yapılacak işlemler.
I. YANIĞIN OLDUĞU YERDE YAPILACAK İŞLEMLER
1- Yanıklıyı yanık etkeninden (alev, duman, ateş, kaynar su, elektrik ve kimyasal madde) hızla uzaklaştır.
2- Koşuyorsa yanıklıyı durdur (çünkü koşma alevlenmeye neden olur), yere yatır, üstüne ne bulursan (halı, battaniye, palto, vb) ört, hava ile temasını azalt, ateşin sönmesine yardım et.yanık tedavisi3- Yanmış giysileri çıkar, steril ya da temiz bir şeye (çarşaf, vb) sar.
4- Kimyasal madde yanıklarında, eğer olanak varsa, yanmış bölgeyi bol su ile uzun süre yıka.
5- İlk anlarda genellikle hasta bağırıp yardım ister, ağızdan bir şey verme.
6- Yanıklmın, doktorun bulunduğu yere hemen gönderilmesini sağla.
II. HASTANEDE YAPILACAK İŞLEMLER
1- Hava yolunun açık olduğundan emin ol. Trakeostominin gerekli olup olmadığına karar ver.
2- Güvenceli bir damar yolu bul, kan örnekleri al, intravenöz kateter tak, sıvı vermeye başla.
3- Ağrıyı dindir (analjezi sağla).
4- Yanma zamanını ve yanık etkenini öğren. Yanığı değerlendirebilmek için basit öykü al, ağırlığını ölç, yanığı sınıflandır.
5- Yanığın genişliğini ve derecesini hesapla, kaydet.
6- Üriner kateterizasyon yap.
7- Gereken sıvı miktarını hesapla.
8- Gerekli,plazma miktarını hesapla.
9- Statik plazma açığını hesapla.
10- Tetanoz profilaksisi yap, gerekli antibiyotikleri var.
11- İlk lokal yara bakımını yap.
Yanıklı hasta ile ilk karşılaşıldığında gerekli işlemler tam olarak yapılmazsa, özellikle yanık erişkinlerde vücudun %20’sinden, çocuklarda %15’inden geniş olduğu zaman ilk günlerde ortaya çıkacak yanık şoku nedeniyle hastanın kaybedilebileceği unutulmamalıdır.
1. Hava yolunun açık olduğundan emin ol: Yüz ve boyun derin yanıklarında; önceleri az olan solunum zorluğu saatler ilerledikçe fazlalaşır, yüzdeki ödem artar. Siyanoz, öksürük, hırıltılı soluma, solunum sayısında artma gibi solunum zorluğunun ilk belirtilerine aldırılmaz, sonra gerektiğinde yaparız diye düşünülürse koşullar ağırlaştığında artık iş işten geçmiş olur.
Yanıkta trakeostomi endikasyonlari:
– Supraglottal tıkanmalar
– Ağır yüz kemiği kırıkları
– Serebral travma
– Trakea yaralanması
– Ağır yüz yaralanmaları (hasta ağzını açamıyorsa)
– İnhalasyon yanıkları (solunum güçlüğü)
– Respiratuar asidoz (ventilasyon yardımcı olmadığı zaman)

Güvenceli bir damar yolu bul, kan örnekleri al, intravenöz kanülleme yap, sıvı vermeye başla: Uygun bir kol veni yoksa herhangi bir ven kullanılabilir. Ven bulunamıyorsa gerektiğinde yanmış deri kesilir. Vene elverdiğince büyük bir kanül konur. Kan örnekleri, serum seti takılmadan önce alınırsa damara girmek için tekrar zaman harcanmaz. Genellikle 10 cc kan yeterlidir; 4 cc’si hematokrit, üre ve elektrolitler için heparinli tüpe; 2 cc’si kan grubu için normal tüpe, 2 cc’si “cross-matching” için normal tüpe alınır.
3. Ağrıyı dindir:Birinci ve ikinci derece yanıklarda çok fazla ağrı olmasına karşın, derinin tümü yanmış olan üçüncü derece yanıklarda sinir uçları da harap olduğundan ağrı yok denecek kadar azdır. Korku ve rahatsızlık duygularının ortaya çıktığı ağır yanık olgularında uygun analjezik ve sedatiflerin erkenden verilmesi gereklidir. Yanıklı hastalara küçük dozda intravenöz olarak verilen morfin genellikle yeterli olur. Vücut ağırlığının her 4.5 kg’ı için lmg morfin 3-5cc serum fizyoloik ile sulandırılarak 1-2 dakikada verilmelidir. Morfin, deri altına verildiğinde dolaşım bozukluğu tümüyle ortadan kalkıncaya kadar absorbe olamayacağından, genellikle etki yapmaz. Hatalı olarak yinelenen deri altı injeksiyonları sonucu deri altı dokusunda biriken çok miktarda morfin, sıvı tedavisi ile dolaşım düzeltildikten sonra vücuda yayılır ve hastada hayati fonksiyonları depresyona uğratabilir. Ağrının dindirilmesi için; bir phenotiazin preparatı olan klorpromazin özellikle yararlı olmaktadır. Phenotiazinler; antiemetik, sedatif ve vazodilatatör etkileri olmasına karşın daha az narkotik etkili olmaları nedeniyle morfine yeğlenirler. Genellikle kg başına 0.5mg (0.5 mg/kg) olmak üzere küçük dozlarda, morfin gibi serum fizyolojik ile sulandırılarak verilir. Başlangıçta uygulanan morfinden sonra 6 saatlik aralarla verilen klorpromazin ile iyi bir sedasyon sağlanabilir. Klorpromazin ile yanıklı uzun süre uykuda tutulabilir ve hasta uyandığında kooperedir.
4. Yanma zamanını ve yanık etkenini öğren, yanığı değerlendirebilmek için basit öykü al, ağırlığını ölç, yanığı sınıflandır:Sıvı replasmanı planının, kazanın oluş zamanına göre yapıldığını, hastanın geliş zamanına bağlı olmadığını unutmayın. Kazanın ve etkenin şekli hakkında bilgi alınması, uygulanacak tedavide yardımcı olacaktır. Yanıklınm ağırlığının ölçülmesi sıvı tedavisi için gereklidir. Yanıkların sınıflandırılmaları tedavilerinin hangi tip kuruluşlarda (ev, hastane, vb.) olacağım açıklıkla bilinmesi için şarttır. Çok çeşitli sınıflandırılmalar yapılmıştır:
a) Yanık yarasının derinliğine göre
b) Yanık yarasının genişliğine göre
c) Yanığın fonksiyonel durumuna göre
d) Yanık yarasının vücut bölgelerine göre
e) Yanık yarasının histolojik, klinikopatolojik durumuna göre yapılmış sınıflandırmalar vardır. Ancak kolaylık sağlaması açısından biz bugün bu sınıflandırmalardan ilk ikisini kullanmaktayız.

A- Yanıkların derinliğine göre sınıflandırılması
a) Birinci derece yanıklar: Birinci derece bir yanık yalnızca epidermisin dış tabakası ile stratum korneumu içine alır, eritem ile karakterizedir. Birinci derecede bir yanık, uzun süre güneş ışınlarının etkisinde kalmak ya da sıcak bir şeye çok kısa süre dokunulması sonucu oluşur. Deri hasarı çok yüzeyeldir ve minimal sistemik yanıtlar görülür. Hafif bir ödem vardır, bunlar da 24 saat sonra azalırlar. Deri kurudur ve vezikül yoktur, infeksiyon görülmez. İyileşme 3-6 gün içinde olur ve epidermis küçük kabarcıklar halinde kalkarak soyulur, geçici bir kırmızılık olur, fakat iz bırakmaz.
b) İkinci derece yanıklar: Biraz daha derindirler. Bu tip yanıklarda nekroz derma içine yayılmıştır. Yara greftlenmeye gereksinme göstermeksizin iyileşebilir.
a) Yüzeyel ikinci derece yanıklar: Kısa süre alev ya da sıcak sıvılarla temas sonucu oluşurlar. Yanık alanı kirli kırmızı ya da pembe görünümdedir. Yanmış alanda plazmaya benzer sıvı sızıntısı nedeniyle yüzey genellikle nemlidir. Ağrılı ve hava temasına duyarlıdır. Veziküller ve büller oluşur, deri altında ödem vardır. Veziküller derin epitelyal tabakalarda ya da epidermis ve derma arasında şekillenir, fakat dermanın kendisinde olmaz. Bunun nedeni, fibröz stromadaki kollajen liflerin çokluğuna bağlanır. Böyle yanıklar genellikle ileri derecede ödem ile birliktedir. Veziküllerin tabanında yanığın derinliğine göre değişik derecelerde kırmızılık görülür. İyileşme süresi infeksiyonun varlığına ve deri hasarının derinliğine bağlı olarak değişir. Yüzeyel ikinci derece yanıklarda, stratum germinativum’un bir bölümü harap olmuştur. Stratum germinativum’un sağlam bölümleri ve deri eklerinden epitelizasyon oluşacağından, eğer infeksiyon görülmezse 10-15 gün içinde iyileşme olur. İyileşme ya iz bırakmadan, ya da çok hafif bir iz bırakarak oluşur.
b) Derin dermal ikinci derece yanıklar: Alev ve sıcak sıvılarla daha uzun süre temas sonucu oluşurlar. Hasar stratum germinativuma ve dermişin yüzeyel bölümünün içlerine kadar uzanır. Bu tip yanıklarda derinin yüzeyel tabakaları ısı ile koagüle olduğundan veziküller oluşmaz. Epitelyal rejenerasyon yalnızca ter bezleri ve kıl foliküllerinden gelişecektir. Deride yer yer hiperestezik ve anestezik bölgeler vardır. İnfeksiyon oluşursa üçüncü derece yanığa dönüşür. Yara uygun şekilde korunursa, ince bir epitel ile 25-35 gün içinde kapanır, belirli-belirşiz pek az bir iz kalabilir. Klinik olarak önemlidirler, tanımlanmaları zordur. Sistemik yanıtlar, yüzeyel ikinci derece yanıklarda görülenden daha ağırdır. Derin dermal yanıklar da eğer mekanik ve bakteriyel travmadan korunabilirse spontan olarak iyileşir.

Üçüncü derece yanıklar:Genellikle alev ya da sıcak sıvılarla uzun süre temas sonucu oluşur. Deri ve tüm epitelyal yapılar hasara uğramıştır. Dermiş ve deri altı yağ dokusu koagülasyon nekrozu sonucu harap olurlar. Deri altındaki damarlarda trombozis görülür. Üçüncü derece yanıklarda kapiller permeabilitede artma ve ödem, ikinci derece yanıklarda oluşandan daha fazladır. Tam kalınlığıyla zarar görmüş deri, 2-3’üncü haftada otolizis ve lökositik hazımla likefiye olur. Bu olay genellikle süpürasyonla birliktedir. Kapiller demetler ve fibroblastlar eskarın altında granülasyon dokusu içinde organize olurlar. Eğer yanık, deri altı yağ dokusunu da kapsamışsa bu alanda da likefikasyon görülür. Kası da içine alan yanıklar eritrosit yıkıhmında artışa neden olur. Böyle derin üçüncü derece yanıklarda fizyolojik yanıt çok ağırdır. Deri; kösele gibi, beyazımtrak renktedir ve yer yer kömürleşmeler vardır. Yanık alanı kurudur ve anestezi vardır. Üçüncü derece yanıkların bakımı, eskarın uzaklaştırılmasını ve yaranın greft ile örtülmesini gerektirir. Eğer greftleme yapılmazsa zamanla kalın bir granülasyon tabakası şekillenir ve bunu alanın kontraksiyonu izler. Bu tip yanıkların epitelizasyonu yalnızca yara kenarından olur ki bir haftada ancak 0.3 cm kadardır. Granülasyon yumuşaktır, enfekte olabilir, aylar ve yıllar sonra kendi kendine iyileşme görülebilir. Fakat iyileşme kötü nedbe ve şekil bozuklukları ile birlikte olur. Çok tecrübeli ellerde bile yanığın derinliğinin doğru olarak saptanmasının çok güç olduğu unutulmamalıdır, çünkü belirli bir kriter yoktur. Bazı olgularda birinci, ikinci ve üçüncü derece yanık alanları iç içe bulunabilir, ayırım hemen hemen olanaksızdır. Ağrı, bir yanığın üçüncü derece bir yanık olup olmadığını anlamak için bir tesc olarak kullanılır. Bu teste “Pin Prick” testi adı verilir. Bir iğne yanık alana batırılır, eğer batma duygusu alınmazsa yanık üçüncü derecedir, fakat bu kesin bir test değildir.
5. Yanığın genişliğini ve derecesini hesapla, kaydet:Yanmış alanın genişliğinin bilinmesi tedavi planlaması için kesinlikle gereklidir. Yanığın genişliği, yanık yüzeyin total vücut alanına göre yüzde (%) oranı olarak değerlendirilir. Yüzde oranının saptanmasında, acil durumlarda “9’lar kuralı” kullanılabilir. Vücut yüzeyi dokuz ya da dokuzun katları olarak bölünmüştür.

Kozmetik cerrahide ülkemizde en sık yapılan ameliyatları gözden geçirelim!

Ülkemiz insanlarının en büyük kozmetik sıkıntıları iri burunlarındandır. Karadeniz ve Doğu yöresi insanlarının bir karakterisliği olan Hump dediğimiz burun sırtındaki çıkıntılar, burun ucunun (Tip) sarkık ve düşük olması bireyi görüntü bakımından sıklıkla rahatsız etmektedir. Bunun dışında simetri bozuklukları yani deviasyon ve deformasyonlara da rastlanılmaktadır. Burun plastiği için müracaat eden bu hastaların önemli bir kısmında da burun içinde septum deviasyonu, deformasyonu, hava yolu daralması ve hava geçiş yolu bozuklukları, fizyolojik olmayan turbulans nedeniyle nazal solunumunun oral solunum lehine bozulması tesbit edilir. Bu hal üst solunum yolu infeksiyonları ve paranazal sinüs infeksiyomlarına yol açtığı gibi, oral hijyeninde bozulmasına, periodontal hastalıklara sebep olabilir. Burnun external ve internal bozuklukları, doğmalık, gelişimsel veya travmatik olabilmektedir. Ülkemizde en sık yapılan bu kozmetik ameliyatın ehil olmayan kişilerce yapılmasından kaynaklanan external ve internal yatrojenik (Iatrogenic) bozukluklar son yıllarda önemli bir hasta gaıbu oluşturmaktadır. Bu hasta gaıbu çok sayıda hem estetik hem de fonksiyonel düzeltme ameliyatları geçirmek zorunda kalmaktadır. Bunlara ikincil (sekonder) septorinoplastiler diyoruz. Eğer hasta endo nazal ve external deformiteleri için ilk defa ameliyat oluyorsa bildiğimiz gibi primer rinoplastiden bahsedilmektedir. Primer bir rinoplastide genellikle burun içinde yapılan üç insizyon kullanılmaktadır. Bunlar inter kartilajinöz; Transfiksion ve piriform incisionlardır. İsimlerinden de anlaşılacağı gibi, ilki üst lateral ve alar kıkırdaklar arasında, ikincisi septum alt kenarı ile alar kaıtilaj medial kısımları arasında sağlı sollu, üçüncüsüde, lateral osteotomilerde kullanılan piriform aperturalar civarına düşen endonazal mukoza incisionlarıdır. Bu mukoza kesilerinden submukozal, subperiostal ve perikondral çalışılarak, burun sırtındaki fazlalık alınır (Hump rezektionu), septum ve burun ucu düzeltilir (shortening, Tip plasty), osnazaleler yanlarda kesilir (lateral osteotomi). Maksilladan ayrılarak burun dorsumundaki açıklık kapatılır (Narrowing). Burun sırtındaki septum kıkırdağı ve kemikler şekillendirilir, törpülenir. Burun içi ve dışının son kontrolü yapıldıktan sonra burun içi incisionları krome katgüt ile dikilir ve burun içine vazelinli gaz tamponlar yerleştirilip, burun flaster, alçı veya özel atelier ile tesbit edilir. Burun içi vazelin gaz tampon koymak yerine ortasında hava yolu bulunan özel stingerli tamponlar (merosel) hem hastayı rahatlatır hem de burun için hava yolu açıklığını daha iyi kontrol eder. Genelde bu tamponlar 1 ile 3 gün arası alınır. Burun alçısı ise bir hafta sonra açılır fakat özel flasterle tesbite bir hafta daha devam etmekte ve external özel masajlara gerek vardır. Rinoplastiden sonra oluşan ekimoz ve ödemler yavaş yavaş bir ay içinde azalırsa da burnun son şeklini alması 6 ay – 1 yıl kadar sürebilir. Çok deforme ve büyük burunlarda sekonder girişimler gerekebilirsede bu girişimlerin mümkün olduğu kadar geç yapılması gerekir. 1 yıl hatta 2 yıl süre tercih edilmelidir.Meme kozmetik cerrahisinde ülkemizde eşit oranda büyütme ve küçültme mamoplastileri yapılmaktadır. Bilhassa doğum yapmış hanımlarda meme involusyonundan sonra iri göğüslerde sarkmalar ptoz görülmektedir. Meme başının normalde bulunması gereken seviye submamer sulkus hizasındadır. Meme başı Mid klaviküler çizgiden jugulume 21-22 cm civarıdır, hasta ayakta dururken, ölçümler, muayene ve düzeltme çizimleri ve işaretlemeleri yapılır. Meme küçültme ve ptoz ameliyatları mutlaka hasta ameliyat masasına yatırılmadın önce kalıcı şekilde sabit mürekkeple işaretlenir ve çizilir. Küçültme ve ptoz ameliyatlarında meme başı dermoglandüler pedikül ile yani epidermisi alınmış derma ve meme glandı içeren bir pedikülle hazırlanarak bulunması lazım gelen yere transfer edilir. Geri kalan fazla deri ve gland rezeke edilir. Bu temel işlemler için pekçok gelişmiş teknik varsa da en çok kullanılan ve bizimde kullandığımız teknik inferior pedikül bazlı dermoglandüler nipple ve areola repozisyonu ve Mc kissock patterni incision ile yapılan meme küçültme ameliyatlarıdır. Meme ogmentasyonu (augmentation mammoplasty) ise bir seks sembolü olan fakat glandın proporsionel olarak çok küçük olduğu memelerin yapay maddeler ile büyütülmesidir. Büyütme mamoplastisi 1960’lı yıllardan günümüze uzanan süreçte çok değişime uğramış; silicon jel, silikon kılıf, poliüretan muhafazalı, serum fizyolojik ile şişirilebilen gibi çeşitli protezlerin, areola etrafı incisionu (periareoler), submamer incision veya axiller incisiondan meme glandı altına (submamer), veya pektoralis majör kası altına (subpektoral) yerleştirilmesidir. kozmetik cerrahi, kozmetik cerrahi nedir, kozmetik cerrahi neden uygulanırSilikon protezlerin jel şeklinde olanlarının uzun sürede eser miktarlarda silikonu organizmaya verdiği ve bu maddelerin (dimetil polisiloksan) protez kapsülü civarında ve RES sistemde bulunduğu gösterilmiştir. Silikonun insan vücudunda sistemik bir hastalık yaptığı veya tümör’e yol açtığı gösterilmemiş olmakla beraber bu konuda büyük araştırma ve tartışmalara yol açtığı hatta USA de geçici olarak kullanımının durdurulduğu hatırlardadır. Bu günkü kanaat silikonun, kansere yol açmadığıdır. Silicon protezlerinin içi jel yerine serum fizyolojik ile şişirilenlerinin kullanımı USA’da serbest olmakla beraber, meme kanseri ameliyatlarından sonra jel şeklinde kullanımı da serbest bırakılmıştır. Ülkemizde ve birçok ülkede silikon jel protezinin kozmetik amaçlı kullanımı serbesttir. Augmentation mammoplastisinin en sık görülen komplikasyonları, sert kapül oluşumu, protezin yer değiştirme ve patlamasıdır. Abdominal dermakalasis, lipodistrofiler yine şişman ve doğum yapmış hanımlarda sık görülmektedir. Bollanan karın deri ve deri altı dokuları pubis önünden aşağı doğru sarkarak adeta bir önlük gibi anterior femoral bölgelere doğru uzanabilmektedir. Supra pubic bölgede bu sarkan deri ile deri altı kıvrımlar arasında mantarlar ve bakteriler üreyerek kötü kokulara ve yangılara (infeksiyonlara) yol açmakta yani fonksiyonel bozukluklara da sebep olmaktadır. Aynı olaylar zinciri yukarda bahsettiğimiz makromasti ve meme ptozu olgularında da geçerlidir. Göbek bulunduğu yerde circuler bir incisionla kesilerek deri, deri altı dokuları arkus kostaruma kadar mobilize edilip aşağı çekilir ve supra pubic bölgede usulüne uygun rezeke ve sütüre edilirler, yeni yerine mevcut göbek transplante edilir. Karın kaslarında gevşeklik ve rektus kaslarında orta çizgide ayrılma varsa diastasis rekti tamiri de yapılabilir. Vücudun bazı bölgeleri, obez veya zayıflamış insanlarda (çoğunlukla hanımlar) deformasyon gösteren fazla yağlara sahip olabilir. Bu bölgeler hanımlarda bilhassa trokanter, femoral ön kısımlar, diz medial kısımlarıdır. Bunun dışında karın yan bölgeleri (Love Handle) submandibuler bölgelerde de izole yağ toplulukları olduğunda liposuction yöntemi devreye girer. Bu yöntemde çapları genelde 2 cm’den 0.4 cm’e kadar değişen değişik uzunlukta borular ile yağlar aspire edilir. Liposuction yöntemi ile alınan yağ hücreleri tekrar oluşmaz. Yağ hücreleri kilo alındığında şişerler, zayıflayınca sönerler. Dolayısıyla tekrar kilo alınsa dahi, liposakşın yapılan bölgelerde eski hale dönüş olmaz. Liposakşm yapıldıktan sonra 1 ay civarında bir süre ile korseler veya kompresif elbiseler giydirilmesi gerekir. Bu sayede deri boşluk kalmadan altındaki dokulara oturur ve birleşir. Hematom, lenf ödem ve ödem teşekkülü ve fibrozis önlenir. Liposakşm sayesinde büyük sayıda hasta grubu daha mutlu ve üretken olabilmektedir. Yüz gençleştirmesi için eğer deri bollukları hakim ise facelift dediğimiz ameliyat yapılır. Bu düzeltme kulak önünden temporal bölgeye ve kulak arkasından saçlı deriye uzanan incisionlarla deri ve deri altının serbestleştirilmesi SMAS denilen superficial müskülo aponörotik dokuların (plastisma) ve derinin bolluklarının alınması ve yüzün gençleştirilmesidir. Submental bölgede ise liposuction ile platisma kolanları varsa bunların modelasyonu ile şekillendirme yapılır. Yüz germe ameliyatı sırasında N.Facialis dallarının ve sensitif sinirlerin yaralanmamalarına özen göstermek icab eder. Göz kapaklarımız ve orbital bölgelerde yaşlanmaya bağlı büyük değişiklikler olur. Hem deri tonüsü bozulup bollaşır ve sarkar, hem de septum orbitalelerdeki bolluklardan periorbital yağ dokuları üst ve alt kapaklarda torbalanmalara yol açarlar. Bu bolluklar ve torbalanmalar bazen üst kapakta ptoza yol açarak görme alanını dahi kapatabilirler. Bu hallerde blefaroplasti dediğimiz ameliyatlar yapılır. Fazla deri, eğer varsa hipertrofik orbicularis okuli ve torbalanmaya yol açan kesecikler içinde yağlar alınır. Bütün bu kozmetik girişimler fevkalade dikkatli, anatomik bilgi, estetik bilinci ve deneyimle yapılır. Aksi halde komplikasyonların tedavisi büyük güçlükler doğurur. Yaşlanan, kırışıklıklar içeren yüzeyel tabakalarda solar dejeneresans gösteren yüz derisi, lazer ışınları ile de yenilenebilmektedir. Yaklaşık 7 yıldır. Bu konuda büyük gelimeler olmuş, C02 lazeri ile fasılalı ışın verilerek (ultapulse), yüzeyel dokular ısı tesiri ile, derinliği kontrollü bir şekilde buharlaştırılmakta fakat derin dokular yanmamaktadır. Yine derin dokularda termik etki ile atipik solar elastoz gösteren lifler azalıp hatta kaybolmakta ve yeni kollajen lifler oluşmaktadır. Bu sayede deri kırışıkları azalmakta, solar dejenerasyon gösteren deri gençleşmektedir. Yine fokal lazer ışınları ile gözkapağı ameliyatları daha kansız ve daha az ödem ile ve daha çabuk yapılabilmektedir.

Fue İle Hiç İz Kalmaz

FUE’de hiç bir iz yok, iki kulak arası saçlı deriden saç kökleri hasarlanmadan alınıyor ve fue yöntemi ile dökülmüş alana naklediliyor. Bu en çok kullanılan tekniktir dolayısıyla da iz kalmıyor. Ama iz kalmaması için ekibin iyi birfue saç ekimi, saç ekim fiyatları, fue saç ekim fiyatı ekip olması gerekiyor. Planlamanın bir plastik cerrah yani doktor tarafından yapılması gerekiyor. İki tane ayağı var bu işin. Birincisi ekip, ikincisi plandır. Ekip çok iyi olması gerekecek fakat ekip bunu uygularken, nasıl uygulaması gerektiğini ve neyi uygulaması gerektiğini söyleyen de bu işin uzmanı bir doktor olacak. Bunun ikisi birleşir ise iyi sonuç alınabilir.

Hasta eğer yurtdışında veya hastanenin olduğu şehir dışındaysa öncelikle bu kurumlara fotoğraflarını göndererek başvurabilirler. Uygun olup olmadığı bu şekilde değerlendirilebilir. Ve gelmeden önce mutlaka operasyonlarıyla ilgili, burada yaşayacakları süreçle ilgili bilgi almalılar ki burada beklemedikleri sürprizlerle karşılaşmasınlar. Herşeye hazır olarak gitsinler. İşlem yapılacak saçlı deri lokal anestezi ile uyuşturuluyor ve saç alımına başlanıyor. Ortalama beş ila sekiz saat arasında süren bir operasyon oluyor. Ve ağrılı değil. İğnelerden sonra zaten işlem yapılan bölge uyuşmuş oluyor ve hiç bir şey hissetmeden hasta ile sohbet ederek, televizyon izleyerek geçirdikleri bir ameliyat süresi oluyor. Ameliyattan sonraki akşam da çok rahatsız edici bir zaman değildir. Saç ekimi için şu an için en önerilen yöntem fue yöntemidir.

Saç ekimi fiyatlari için merkezimizden hemen fiyat almak için başlıktaki konsultasyon formunu doldurun buraya ne kadar çok açıdan çekilmiş kafa fotograflarınızı gönderirseniz szilere o kadar saglıklı bir şekilde fiyat verme şansımız olur.Fiyatlarda birde etken sizin ne kadar sıklıkta bir saç modeli istedginizdir.30 yaşlardaki kişiler çok sık ve alın çizgisi geniş saç modeli tarzı isterlerken 50 ve üzeri kişiler daha seyrek ve yaşlarına uygun saç modelerini tercih etmektedirler.

İmplant tedavisi ne kadar sürer? (Bölüm 2)

İmplant işleminden önce hasta hakkında detaylıca bir sağlık durumu raporu düzenlenmektedir. Bu raporda kişinin yaşı, kemiklerinin durumu, kaç adet implant gerekeceği, kişinin kalıtsal ya da sonradan oluşan önemli hastalıklarının bulunup bulunmadığı bir çok test yapılarak ortaya çıkartılır. Son olarak çene kemiğinin de röntgeni alınarak gerekli tedavi yöntemi hasta ile birlikte belirlenir. Hastanın talepleri ve mevcut implantdurumu göz önünde bulundurularak doktor tarafından bilgilendirildikten sonra kişi isteklerini belirterek ona göre tedaviye başlanır. Tedaviden önce ağız başta olmak üzere vücutta enfeksiyon durumu söz konusu olmamalıdır. Çünkü implant bir çok cerrahi operasyonda olduğu gibi kendi başına da önemli bir operasyon geçirme işlemidir. İmplant tedavisi başlangıcında kişinin sağlığı ve isteği doğrultusunda uyuşturulma operasyonu yapılır. Daha sonra çene kemiği oyularak implantlara yeterli yer açılır. Yerin açılmasından sonra başka bir alet ile implant çizgilerine uygun yer belirlenir. İmplantlar özenle yerleştirildikten sonra eğer kişi genel anesteziyi tercih etti ise odasına gönderilir. Hastanın uyanmasından sonra genel bir kontrol yapılarak her şey yolunda ise hasta isteğe bağlı olarak evine gitmekte özgürdür. Tedavi sonrası ve öncesi uzman hekim hastayı bilgilendirecektir. Çünkü implant çok özenli bir bakım ve tedavi gerektirmektedir. Günde en az bir saat sadece implant için vakit ayırmak gerekir. Özellikle implant uygulandıktan sonraki ilk aylar çok önemlidir. Kişinin sigara ve alkolden uzak durması gereklidir. Sigara ve alkol her hastalıkta olduğu gibi implant operasyonu sonrası içinde bir tehlike arz etmektedir. Tehlikeler implant ne kadar zamanda yapılır cevabına karşılık getirmez. Özellikle ağız içi bir cerrahi operasyon olan implant için bu konu daha hassastır. İmplant tedavisi ne kadar sürer yada bu operasyon ne kadar zaman alır gibi admin cevapları yayınlanmaktadır.

İmplant tedavisi ne kadar sürer? (Bölüm 1)

İmplant işlemleri hastaya uygulanacak tedavi yöntemi, implant sayısı, hastanın sağlık koşullarına göre değişkenlik göstermekte olup bu süre genelde en az üç, en fazla altı ay sürmektedir. İmplant tedavisi ne kadar sürer sorusundan önce bilinmesi gereken implantın ne olduğu, nasıl olduğu, tedaviden önce neler yapıldığı sorulmalıdır. implantİmplant çağımız şartlarına, gelişmiş teknoloji teknikleri kullanılarak uyarlanmış ve yaklaşık olarak otuz yıl önce keşfedilmiş bir tedavi yöntemidir. Asıl adı diş ekme yöntemi olarak bilinen implant tedavisi bütçe gerektiren özel madenler kullanılarak özel makineler aracılığı ile işlenmektedir. İmplant olarak ekilen dişler bir çok geçici veya kalıcı olarak yapılan diş tedavi yöntemlerine oranlarına göre çok daha yüksek başarı oranlarına sahiptir. Bununla beraber hastaya kattığı özgüven ve işlevsellik bu başarının en büyük kısmını oluşturmaktadır. Mevcut protezler veya köprülere göre çok daha iyi bir şekilde insan hayatına katkıda bulunan implantlar hastanın daha iyi beslenmesine yardımcı olmakla kalmaz daha iyi bir dış görüntüye kavuşur ve konuşmalarını eskisi gibi güzel günlerine geri döndürür.

Uzmanlarca klinik ortamlarda verilen yerinde teşhis ve doğru adımlar uygulanarak yapılan her implant tedavisi hastaya tüm yaşantısını yeniden sunacak bir diş tedavisi sunmaktadır. Eksik ya da bozuk veya hiç olmayan dişlerin yerini tutabilecek ve tıpkı bir dişin gösterdiği tüm faaliyetlerine yerine getirebilecek bir şekilde üretilmiş ve doğru yöntemler ile çene kemiğine adeta monte edilen her implant kişiyi hayat boyu diş bakımından özgür tutacak niteliktedir.

İmplantların aslında bir çok türü, çeşidi ve işlevi bulunmaktadır. Ancak en yaygın bir şekilde kullanılmakta olan türü ise bildiğimiz vidayı andıran vida tipi implantlardır. Doktorların genel anlamda tercih ettiği yegane tür olan vida implantlar insan çene kemiğine özel makineler sayesinde işlenerek uygulanmaktadır. Bu nedenle belirli boyutlara sahip olan özel implantlar üretilmektedir. Kişinin çene kemiğinin genişlik ve uzunluk ölçüsüne uygun olarak üretilen implantlar eğer hastanın çene kemiğinde olağan üstü bir durum yok ise rahatlıkla uygulanmaktadır. Bu nedenle tedaviden önce ilk araştırılan şey hastanın kemik oranı, kemik kalitesi, kemik sağlamlığı, kemik genişliği gibi fonksiyonlardır. Burada implant ne kadar zamanda yapılır acaba diyebilirsiniz.

Bölüm 2’ye Git

Grip Hakkında Şaşırtıcı Gerçekler

Birçok kişi gribe bir virüsün neden olduğunu düşünüyor ancak bu durum böyle değil. Ortak soğuk algınlığı olarak belirttiğimiz semptomlara neden olan 200’den fazla virüs var. Rinovirüsler soğuk algınlığının çoğuna neden olur, ancak bunlar koronavirüsler, enterovirüsler ve diğerlerinden de kaynaklanabilir.grip hakkında bilinmesi gerekenler, grip nedenleri, gripten korunma yolları

Bu belirtilere neden olan çok virüs olduğu için, gribin kesin bir tedavi yöntemi bulunmayabilir.

Antibiyotikler Gribi Tedavi Etmez

Antibiyotikler virüsleri öldürmezler. İnsanlar antibiyotik kullanmanın soğuk algınlığı semptomlarını gidereceklerini düşünmek istiyorlar ancak yapmayacaklardır. Antibiyotikler virüs değil bakterileri öldürürler. Soğuk algınlığı virüslerden kaynaklanır ve bir bakteriden kaynaklanan ikincil enfeksiyon gelişmediği sürece, antibiyotikler antibiyotik direncine yol açan şey dışında herhangi bir şey yapmazlar.

Soğuk Algınlığının Gribe Dönüşmesi

Soğuk algınlığı 2-3 günden sonra daha da kötüleşir ve daha sonra iyileşmeye başlar. Grip aniden ortaya çıkıyor – “bir kamyonun çarpması” gibi hissettiriyor. Soğuk algınlığı grip haline dönüşmez. Çok farklı virüslerden kaynaklanır ve biri diğerine dönüşemez.

Yılın Herhangi Bir Zamanında Grip Olabilirsin

Grip daha soğuk kış aylarında daha yaygın olmakla birlikte, yıl boyunca dolaşmaktadırlar. Yılın herhangi bir ayında grip olaanız kesinlikle mümkündür. Yaşadığınız semptomlar başka hastalıkların veya alerjilerin belirtilerine benzeyebileceğinden, sizi kötü hissettiren şeyleri bulmak her zaman kolay değildir.

Soğuk Hava Gribe Neden Olmaz

Tıpkı gribin, yılın her hangi bir zamanında ortaya çıkabildiği gibi, soğuk hava bunlara neden olmaz. Soğuk algınlığına neden olan virüslerin ve gribin, hava (ve burun geçişlerimiz) daha kuru olduğu soğuk aylarda daha kolay dolaşabileceğine dair bazı kanıtlar vardır. Ancak soğuk algınlığı virüslerden kaynaklanır, hava durumundan kaynaklı değildir.

Sosyal Medya Yalanları

Herkes, internette bulduğu ipuçlarını özellikle sosyal medyada paylaşmayı sever. Ne yazık ki, sağlığınızı iyileştirmek ve gribi tedavi etmek konusunda yaygın olan makaleler ve yararlı ipuçlarının birçoğu tamamen yanıltıcıdır.

Reishi Mantarı Kanser

İnsanlığın en büyük düşmanı olan kanser hastalığı, dünya üzerindeki insan ölümlerinin en üst sıralarda yer alan nedenidir. Bilimsel araştırmalar hala ara verilmeden devam etse de, yine de kanser hastalığı ile ilgili birçok bilinmeyen vardır. Kanser hastalığının ana nedeni olan vücudun kendi hücrelerinin yapısını anormal derecede büyütmesi ve tümör oluşturması, bilim adamlarının üzerinde araştırma yaptığı konuların başında gelir. Yapılan araştırmalar vücudun neden kendi hücrelerinin yapısını bu şekilde değiştirdiğine kesin bir cevap veremese de, bağışıklık sisteminin koruma amaçlı bu tür bir davranış içerisine girdiği tahmin edilmektedir.reishi mantarı, reishi mantarı kanseri tedavisi, kanser tedavisi yapımıKanser hastalığının önlenmesi ve tedavisi üzerine bitkisel ürünler üzerine de oldukça kapsamlı araştırmalar yapılmaktadır. Son yıllarda adından oldukça fazla söz ettiren Kırmızı Reishi Mantarı da, bilim adamlarının kanser tedavisinde üzerinde çalıştıkları başlıca doğal tedavidir. Kanser hastalığı esnasında büyüyen hücrelerin üzerinde muazzam derece etkili olduğu belirlenen Kırmızı Reishi Mantarının, kanser önleyici etkisinin çok büyük olduğu saptanmıştır. Genetik olarak bazı kanser türlerine doğuştan yatkın olan insanların kanser hastalığına yakalanma ihtimalini düşürmek için düzenli olarak tüketmesi gereken Kırmızı Reishi Mantarı, kanser önleyici etkisi ile birçok insanın kanser hastalığından korunmasını sağlamaktadır. Bilim adamlarının Kırmızı Reishi Mantarı üzerinde bu kadar kapsamlı araştırma yapmasının öncelikli nedeni; Kırmızı Reishi Mantarının içerisinde bulunan kimyasalların bağışıklık sistemi hücrelerinin çalışması üzerine çok etkili olduğu ve doğal bir anti tümör özelliğinin olmasıdır.

Kırmızı Reishi Mantarını kanser hastalığı ile savaşta bu kadar önemli yapan; içerisinde bulunan Beta 1,3 D Glucan ve Beta 1,6 D Glucan maddeleridir. Bu maddeler polisakkarit yapıdadır ve kanser hastalığının temel sorunu olan hücrelerin anormal derecede büyümesini engellemektedir. Bu nedenle Kırmızı Reishi Mantarı için tümör oluşumu engelleyici denilmektedir. Ayrıca Kırmızı Reishi Mantarının eşi benzeri olmayan bir başka özelliği de, vücutta üretimini arttırdığı maddelerin bizzat kanser ise savaşmasıdır. Her insanın vücudu İnterferon ve İnterleukin olarak adlandırılan iki madde üretir ve bu maddeler bağışıklık sisteminin kanser ile savaşmasında kullanılır. Kırmızı Reishi Mantarı bu iki maddenin üretimini de arttırmaktadır.

Varikosel Belirtileri Nelerdir?

Varikosel hastalığı birçok erkeğin endişe ettiği ve testis ile ilgili bir sorun olduğundan hekime başvurmaktan çekindikleri bir problemdir. Varikosel sorunu %90 ihtimal ile erkeklerin sol testisinde görülen ve kan dolaşımında meydana gelen aksaklıklar yüzünde testisin büyümesine neden olan bir problemdir. Varikosel sorunu dışarıdan fark edilebilirliğine göre ikiye ayrılmaktadır.varikosel tedavisi, varikosel sebepleri, varikosel belirtileri

Grade 1 ve grade 2 olarak iki çeşidi bulunan Varikosel sorununun, grade 1 olarak adlandırılan tipinde dışarıdan testisin görünümünde hiçbir anormallik yoktur. Nispeten ağrısız devam eden grade 1 varikosel sorununda, el ile testis muayene edilmeden damardaki sorun tespit edilemez. Grade 2 Varikosel sorunundaysa dışarıdan fark edilebilir bir şekilde büyüyen testis, kişinin şiddetli testis ağrısı çekmesine neden olabilmektedir.

Varikosel sorunu ilerleyen aşamalarda sperm hücrelerinin zarar görmesine neden olabileceğinden, tedavi edilmesi gerekir. Ancak 50 yaşın üzerinde ve çocuk yapmayı düşünmeyen erkeklerin çoğunda, hekimler Varikosel tedavisi uygulamayı düşünmemektedir. Ancak gençlik yıllarında ve çocuk yapmayı isteyen erkeklerin bu sorundan kurtulması için önce ilaç daha sonra da cerrahi operasyon ile tedavi sağlanmaktadır.

Varikosel tedavisinde kullanılan cerrahi yöntem, hekimin uzmanlığına göre oldukça hızlı ve basit bir ameliyattır. Kişinin kasığından ya da karın bölgesinden yapılan ameliyatlarda, hastanın testisindeki sorun ortadan kaldırılmaktadır. Uzun zamandır yaygın olarak kullanılan ve artık oturmuş bir yöntem olan kasıktan Varikosel ameliyatında, kasıktan testisin içerisine ulaşılarak, buradaki damarın iptal edilerek hastanın testisindeki kan damarının yeniden düzenlenmesi sağlanır. Böylece hasta Varikosel sorununa neden olan dolaşım bozukluğundan kurtulmuş olur. Varikosel ameliyatında yeni geliştirilen bir teknik olan lazer uygulaması da kullanılabilmektedir. En hızlı ve pratik Varikosel operasyon olan lazer ışınları ile Varikosel ameliyatı, hastada ameliyat sonrası oluşabilecek komplikasyonları da asgariye indirmektedir. Lazerle ya da cerrahi olarak yapılan Varikosel ameliyatları sonrası hastalar hemen ayağa kalkarak, günlük hayatlarına kaldıkları yerden devam edebilmektedir. Oldukça hızlı bir şekilde tamamlanan Varikosel ameliyatı sonrası, kişinin dikkat etmesi gereken çok önemli konular da yoktur. Hekimler sadece birkaç gün ağır kaldırılmamasını ve uzun süre ayakta durulmamasını tavsiye etmektedir.