Meme Estetiği Yapılırken Hangi Aletler Kullanılıyor?

Estetik işlemi sırasında birçok teknolojik alet kullanarak bayanların daha güzel bir görünüme sahip olması sağlanıyor. Bu konuda uzmanlar çok dikkatli bir şekilde tedaviyi gerçekleştirdiklerinden dolayı kişilerin hiçbir şekilde zarar görmemeleri sağlanıyor ve meme ucundaki kırışıklıkların tamamen ortadan kalkması sağlanıyor.meme estetiği, meme estetiğinde kullanılan aletler, meme estetiği yapımı

İki memenin birbirinden farklı noktaları varsa uzmanlar tarafından toparlanma yapılıyor. Nişantaşı meme estetiği merkezleri meme ucundan, meme yapısına kadar estetik görünümü sağlayabiliyor ve değişimleri gerçekleştirebiliyor. Meme büyütme işlemlerinde bayanların protez kullanması uzmanlar tarafından ilk tavsiye olarak bilinmektedir Çünkü meme büyütme işlemlerinde şişirme biraz daha geride kaldığından ve kalıcı bir çözüm olmadığından ötürü protezlerin kullanımı daha uygun görülüyor. Uzmanların tavsiyeleri dinlenirse kişi uzun süreli ve kalıcı bir çözüm elde edebilir.

 Meme Estetiği Sonrasında Acıma veya Kanama Gerçekleşir Mi?

 Estetik işleminin daha sonradan problem çıkarmaması ve insanları rahatsız etmemesi için uzmanlar en son teknolojiyi kullanıyor Teknoloji sayesinde kişi hiçbir şekilde zarar görmüyor ve ameliyat sonrasında da tüm kanamalar tamamen engelleniyor. Şişli meme estetiği yapan kişilerin istedikleri görünüme ulaşmaları ve tedavinin tamamen bitmesi sadece bir gün sürüyor. Bir gün içerisinde kişiler kendi evlerine gidebiliyor. Nişantaşı meme estetiği kliniklerinde bulunan uzmanlar çoğu bayanın göğüslerindeki görünümü değiştirmiş ve istedikleri görünüme kavuşturmuştur. Bu yüzden birçok insan bu merkezleri tavsiye etmektedir. Meme estetiği sonrasında problem yaşanmaması için kişi kullandığı ilaçlara dikkat etmeli hatta estetik uzmanına danışarak ilaç almalıdır.

 Meme Estetiği Hangi Merkezlerde Yapılır?

Meme estetiğinin gerçekleşmesi ve sağlıklı bir tedavinin oluşması için kişilerin bir estetik merkezine gitmesi gerekir. Gidilecek olan estetik merkezinin referanslarına ve uzmanlarını iyice araştırmak gerekir. Şişli meme estetiği bu konuda oldukça profesyonel bir şekilde davrandığından dolayı çoğu kişinin bu merkezi tercih etmesi gayet olağan bir durum olarak karşılanıyor. Bayanların acı çekmemesi ve uzmanların başarılı bir şekilde tedaviyi gerçekleştirmesi çok önemli olduğundan, meme yapısına zarar gelmemesi için bu merkez elinden gelen her şeyi yapıyor. Başarılı profesyonel doktor kadrosu ve en iyi estetik uzmanları ile birlikte göğüs estetik işlemlerini gerçekleştiriyor.

Karın Germe Ameliyatı Sonrası Hamile Kalınması Mümkün Müdür?

Karın bölgesinde yaşanan gevşemeler ve bu gevşemelerin diyetle ve sporla giderilememesi insanların Bakırköy karın germe estetiği operasyonuna yönelmesine neden olmaktadır. Bu operasyon sayesinde uzun süre uğraşılmasına gerek kalmamaktadır. Bazı durumlarda spor yapmak bile karın bölgesini toparlamayacaktır. Bunun sebebi derinin sıkılaşamayacak kadar sarkmış olmasıdır. Bu gibi durumlar en çok daha önce doğum yapmış olan kadınlarda ve aşırı derecede kilolu olup kilo veren insanlarda görülmektedir.karın germe, karın germe estetiği, izsiz karın germe estetiği

Bu noktada devreye giren Bakırköy karın germe estetiği, karın bölgesini tamamen toparlayacak ve gerekirse fazla olan yağların alınmasını sağlayacaktır. Bu denli avantajlı olan karın germe estetiği en az diğer ameliyatlar kadar ciddi bir operasyondur. Diğer birçok estetik ameliyatta olduğu gibi karın bölgesine kesi açılarak yapılan operasyon tamamen cerrahidir ve bu durum insanlarda birçok soru işaretlerine yol açmaktadır. Bu sorulardan en çok sorulanı ameliyat sonra hamile kalınıp kalınamayacağıdır. Ameliyattan hemen sonra hamile kalınması kesinlikle tavsiye edilmemektedir. Fakat iyileşme tamamlandıktan yani ortalama 1 yıl kadar sonra hamile kalınmasında hiçbir sakınca yoktur. Bebeği kesinlikle etkilemeyen bu durum karın bölgesinin azda olsa sarkmasına neden olabilmektedir. Bunu göze alan hastaların hamile kalmaları hiçbir problem yaratmayacaktır.

Karın germe operasyonu için en doğru dönem

 Bahçelievler karın germe estetiği operasyonu sonrası hamile kalmak mümkün olsa da ameliyatın doğumdan önce değil de sonra yaptırılması tavsiye edilmektedir. Böylece karın bölgesi ikinci kez sarkmayacaktır. Bunun yanı sıra en doğru dönem doğumdan hemen sonrası değil ortalama 1 sene sonrasıdır. Böylece vücut son halini alacak ve göbek bölgesinde oluşan deformasyon net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Aynı durum kilo veren hastalar içinde geçerlidir. Bahçelievler karın germe estetiği operasyonu kilo verimi tamamlandıktan sonra yapılmalıdır.

 İkinci kez ameliyat olmak mümkün mü?

 Karın germe ameliyatı ile ilgili merak edilen bir diğer nokta ise iki kez aynı ameliyata girmenin mümkün olup olmadığıdır. İkinci kez ameliyat olmak mümkün olan bir durumdur ve kesinlikle bir problem yaratmayacaktır. Fakat bunun için en az 1 yıl beklenmeli ve bu süreçten sonra ameliyat için başvurulmalıdır.

Estetik Operasyonlar Ve Belirleyici Unsurlar

Tıp teknolojisi geliştikçe estetik operasyonların yapıldığı vücut organlarının sayısı da arttı. Artık birçok uzuv insanların daha çok hoşuna gidecek veya daha güzel görülecek görüntüye estetik operasyonlarla kavuşturuluyor. Yüzünde hoşuna gitmeyen bir görüntüye sahip bir insanın o görüntüden estetik operasyonla kurtulması mümkün oluyor. Botoks veya farklı dolgu malzemeleri kullanılarak yapılan dudak kaldırma operasyonları da estetik operasyonlar kapsamındadır.estetik operasyon, vajina beyazlatma, boyun germe

Dudak kaldırma estetiği ile ince ve izli dudakların daha dolgun ve dikkat çekici görünüme getirildiği estetik operasyonlar sayesinde farklı birçok operasyon daha yapılmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Vajina Beyazlatma

Kadın cinselliğinin veya üretkenliğinin sonucu olarak genital bölgesinde özellikle vajinal bölgede oluşan bazı lekeler veya cilt renginin koyulaşması gibi sorunlar vajinal estetiği ile yok edilmekte ve kadınların cinsel organları vücut rengi ile aynı rengi kavuşturulmaktadır. Böylece cinsel yaşamın daha kaliteli olması söz konusu olabileceği gibi kadının kendini daha iyi hissetmesi de sağlanmış olacaktır. Vajina beyazlatma estetiği sayesinde vajinal bölgede oluşan deri üstü lezyonlar ve deri döküntülerinin de temizlenmesi ve böylece kadınların daha sağlıklı bir duruma erişmesi mümkün olmaktadır.

 Boyun Germe

Boyun germe estetiği erkek veya kadınların boyunlarında meydana gelen farklı oluşumlar veya sarkmaların ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır. Boyun germe estetiği ile erkek veya kadın boyunları daha sık bir görünüme kavuşturularak insanların boyunlarında meydana gelen istenmeyen tüm oluşumlar ve görüntüler ortadan kaldırılmış olmaktadır. Daha sağlıklı ve güzel bir görünümün en ideal ve kolay yolu olarak ortaya çıkan boyun germe estetiği ile siz de boyun görüntünüzün daha iyi olmasını sağlayabilirsiniz.

 Estetik Operasyonlar Nasıl Yapılmaktadır?

Yukarıda saydığımız estetik operasyonların herhangi birini yaptırmak istemeniz halinde iyi bir klinik bulmanız önceliğiniz olmalıdır. Bir kliniğin iyi olduğunu ortaya çıkartan en önemli unsurları estetik operasyonlarının yapıldığı ortamın sterilizasyonu ile hijyenik koşullarıdır. Bu unsurların çok iyi karşılanması şartı ile sonraki unsurların kalitesi araştırılmalıdır. Estetik operasyonu yapacak doktur ve personelin eğitim ve tecrübesi, başarı hikâyeleri estetik operasyonların yaptırılmak istendiği kliniğin belirlenmesinde son derece önemlidir. Bu unsurların olumlu olarak karşılanması halinde ise alınacak hizmetin ücreti verilecek kararda etkili olmalıdır.

BEBEKLERİN GÖZÜ ÇAPAKLANINCA NE YAPILMASI GEREKİR?

Bebekler şüphesiz ki her anne ile babanın göz bebeği ve onların sahip oldukları herhangi bir sağlık sorununun bu nedenle de tüm aileyi olumsuz etkilediği morali düşürdüğü ve umutsuzluk yasatmaktadır. Mutlu, sağlıklı, kuvvetli ve zeki bir bebekleriyle vakit geçirmek isteyen ebeveynlerin istemese de muhtemelen karşılaşması olabilen bir rahatsızlıktır. Gözlerin sulanması veya çapaklanması dikkat edilmediği sürece işin boyutu değişebilir. Bebeklerdeki göz çapaklanmasının birçok sebebi vardır. Fakat bunlardan en fazla rastlanılanı gözyaşlarının transfer edildiği kanallarda gerçekleşen tıkanıklık sorunlarının yaşanma problemidir. Bilhassa enfeksiyon kapması durumunda oldukça riskli olan bu konuda aynı zamanda da ilk aylarda kolayca müdahale edilebilir olsa dahi zaman ilerledikçe ameliyat yönteminden başka bir yöntemle tedaviye izin veremediği zamanlar olmaktadır. Çocuğunuzda böyle bir sorun gözlemlediğiniz anda doktorunuza başvurmanız onun göz sağlığını koruyabilmek adına oldukça önem arz etmektedir.bebek göz çapaklanması, bebeklerde göz çapaklanması sorunu, göz çapaklanmasına ne iyi gelir

Genellikle doğumun aka bininde herhangi bir sorun olmadan tamamen açılan bu gözyaşı kanalları kimi zamanlarda kapalı kalabilir ve bu çoğunlukla sadece tek bir gözde meydana geliyor. Toplumuzda genel olarak %25 oranında rastlanan bu sorun kısa süre içinde tedavisi sağlanmazsa mikrobik hastalıklara davetiye çıkararak ciddi bir sağlık tehdidi haline gelebilir. Bilhassa burun köküne baskı yapıldığında iltihap çıkması gibi durumlarla karşılaşıldığı zaman rahatsızlığın ilerlemiş olduğu ve acil müdahale gerektirmektedir. Eğer ki doğru zamanda teşhis edilirse göz damlaları ya da bazı masaj teknikleri yardımıyla çok fazla oranlarda çözülen bu sorunun tüm sulanma veyahut çapaklanma problemlerini ortadan kaldırdığı bilinmektedir. Bu hususta ise çocuğunuzun gözlerinde meydana gelen çok sık ve büyük orandaki çapakları küçümsememeli ve ev işi çözümlere başvurmanız gerekir.  Toplumuzca bilinmekte olan çaylı su ile gözlerin temizlenmesi kısa vadede işe yarar ama gözlerin çapaklanması azalmıyorsa bu yöntem farklı duruma sebep olabilir devam edilmeden uzmana görünmelidir. Çapaklanma tedavisine geç kalınmamalı. Eğer ki tedaviye geç başlanırsa yapılan uygulamaya verilen yanıt suresi azalma gösterebilir. Mutlaka tedaviye zaman kaybetmeden başlanılmasında fayda vardır. Küçük önemsiz gibi görünmemelidir.

Yanıkların genişliğine göre sınıflandırılması

1. Küçük yanıklar: İkinci derece %15’ten küçük ve üçüncü derece %2’den küçük yanıklar küçük yanık olarak benimsenirler. Bu tür hastalar sürekli denetim altında evde de tedavi edilebilirler.yanık türleri, yanıkların sınıflandırılması, yanık durumunda yapılması gerekenler

2. Orta yanıklar. İkinci derece %15 ile %30 arasındaki ya da üçüncü derece %2 ile %10 arasındaki yanıklar bu gruba girer. Bu tür yanıklar ilk yardım merkezleri ya da hastanelerde tedavi edilebilirler.

3. Büyük yanıklar: İkinci derece %30’dan ve üçüncü derece %10’dan büyük yanıklar, yüz-el-ayak yanıkları, yüzdesine bakılmaksızın solunum sistemi yanıkları, geniş yumuşak doku yanıkları ve kırıkla birlikte olan yanıklarla elektrik yanıkları bu gruba girer. Tam teşekküllü hastanelerde ve yanık merkezlerinde tedavi edilirler.

Yanıkta Müdahale Etme

Üriner kateterizasyon yap: Yanık yüzeyi %20’clen fazla olan tüm yanıklarda üriner kateter uygulanmalıdır. Böylece, böbreklerin fonksiyonları, idrar bileşimi, idrar akım oram gibi önemli bilgiler elde edilir. Her saatte çıkarılan idrar miktarı saptanır, bu miktarın saatte 30-45 cc olması ve dansitenin 1010-1020 arasında bulunması normal olarak benimsenir. Ölçülen saatlik idrar miktarının, böbrekten o saatte çıkarılan idrar miktarına elverdiğince yakın olduğundan emin olunmalıdır. Eğer kateter ucuna çok uzun drenaj tüpü takılırsa ölçümde büyük yanlışlıklar yapılabilir, drenaj tüpünün içindeki idrar da hesaba katılmalıdır. Foley kateteri üriner kateterizasyon için çok uygundur. Kateter serum fizyolojik ya da %0.25’lik asetik asit solüsyonu ile her 6 saatte bir yıkanmalıdır. Haftada bir kateter değiştirilmelidir. Kateter uzun zaman yerinde bırakılırsa üriner infeksiyonlar ortaya çıkabilir. Saatte çıkarılan idrar miktarı, verilecek sıvının hızı ve miktarında etkilidir. Saatte 60 cc’den fazla idrar çıkıyorsa sıvının fazla olduğuna, 15-20 cc’den az çıkıyorsa az olduğuna kanıttır. Gereğine göre sıvı hızlandırılır ya da yavaşlatılır.

Gereken sıvı miktarını hesapla: Yanıklı hastalarda, yanığın ağırlığıyla doğru orantılı olarak yanık yarasından vücut dışına ve interstisyel aralığı sıvı, plazma ve elektrolit kaybı olmaktadır. Plazma ve sıvı kaybı yanığın oluşumu ile başlar, ilerleyerek sürer. Bu neden yanığın ilk 48 saatinde yitirilen sıvı, plazma ve elektrolitlerin hızla yerine konması gereklidir. Bu yapılmazsa şok gelişimi önlenemez, %20’den daha geniş yanıklarda ilk 48 saatlik dönemde uygulanması gereken sıvı tedavisinin planlanmasında birçok formül önerilmiştir. Öncelikle, tüm yanıklı hastaların yeterli ve güvenli olarak tedavi edilebilmesini sağlayacak matematiksel bir sıvı miktarı formülü bulunmadığının bilinmesi gereklidir. Formül; doktora, hasta için gereken sıvı miktarını belirleme konusunda kolaylıklar sağlar. Çok yaygın olarak kullanılan bir formül 1952’de EVANS tarafından ortaya atılmıştır. Bu formülde; sıvı gereksinmesinin hem yanığın genişliğine hem de hastanın vücut ağırlığına bağlı olduğu, sıvının eşit oranda kolloid ve elektrolit içermesi gerektiği ve ilk 24 saatte, ikinci 24 saattekinden daha fazla sıvı verilmesi gereği vurgulanmaktadır.

YANIKTA İLK YARDIM (İLK 48 SAAT)

Yanıklıda ilk yardım iki bölümde düşünülebilir:
– Yanığın olduğu yerde yapılacak işlemler,
– Hastanede yapılacak işlemler.
I. YANIĞIN OLDUĞU YERDE YAPILACAK İŞLEMLER
1- Yanıklıyı yanık etkeninden (alev, duman, ateş, kaynar su, elektrik ve kimyasal madde) hızla uzaklaştır.
2- Koşuyorsa yanıklıyı durdur (çünkü koşma alevlenmeye neden olur), yere yatır, üstüne ne bulursan (halı, battaniye, palto, vb) ört, hava ile temasını azalt, ateşin sönmesine yardım et.yanık tedavisi3- Yanmış giysileri çıkar, steril ya da temiz bir şeye (çarşaf, vb) sar.
4- Kimyasal madde yanıklarında, eğer olanak varsa, yanmış bölgeyi bol su ile uzun süre yıka.
5- İlk anlarda genellikle hasta bağırıp yardım ister, ağızdan bir şey verme.
6- Yanıklmın, doktorun bulunduğu yere hemen gönderilmesini sağla.
II. HASTANEDE YAPILACAK İŞLEMLER
1- Hava yolunun açık olduğundan emin ol. Trakeostominin gerekli olup olmadığına karar ver.
2- Güvenceli bir damar yolu bul, kan örnekleri al, intravenöz kateter tak, sıvı vermeye başla.
3- Ağrıyı dindir (analjezi sağla).
4- Yanma zamanını ve yanık etkenini öğren. Yanığı değerlendirebilmek için basit öykü al, ağırlığını ölç, yanığı sınıflandır.
5- Yanığın genişliğini ve derecesini hesapla, kaydet.
6- Üriner kateterizasyon yap.
7- Gereken sıvı miktarını hesapla.
8- Gerekli,plazma miktarını hesapla.
9- Statik plazma açığını hesapla.
10- Tetanoz profilaksisi yap, gerekli antibiyotikleri var.
11- İlk lokal yara bakımını yap.
Yanıklı hasta ile ilk karşılaşıldığında gerekli işlemler tam olarak yapılmazsa, özellikle yanık erişkinlerde vücudun %20’sinden, çocuklarda %15’inden geniş olduğu zaman ilk günlerde ortaya çıkacak yanık şoku nedeniyle hastanın kaybedilebileceği unutulmamalıdır.
1. Hava yolunun açık olduğundan emin ol: Yüz ve boyun derin yanıklarında; önceleri az olan solunum zorluğu saatler ilerledikçe fazlalaşır, yüzdeki ödem artar. Siyanoz, öksürük, hırıltılı soluma, solunum sayısında artma gibi solunum zorluğunun ilk belirtilerine aldırılmaz, sonra gerektiğinde yaparız diye düşünülürse koşullar ağırlaştığında artık iş işten geçmiş olur.
Yanıkta trakeostomi endikasyonlari:
– Supraglottal tıkanmalar
– Ağır yüz kemiği kırıkları
– Serebral travma
– Trakea yaralanması
– Ağır yüz yaralanmaları (hasta ağzını açamıyorsa)
– İnhalasyon yanıkları (solunum güçlüğü)
– Respiratuar asidoz (ventilasyon yardımcı olmadığı zaman)

Güvenceli bir damar yolu bul, kan örnekleri al, intravenöz kanülleme yap, sıvı vermeye başla: Uygun bir kol veni yoksa herhangi bir ven kullanılabilir. Ven bulunamıyorsa gerektiğinde yanmış deri kesilir. Vene elverdiğince büyük bir kanül konur. Kan örnekleri, serum seti takılmadan önce alınırsa damara girmek için tekrar zaman harcanmaz. Genellikle 10 cc kan yeterlidir; 4 cc’si hematokrit, üre ve elektrolitler için heparinli tüpe; 2 cc’si kan grubu için normal tüpe, 2 cc’si “cross-matching” için normal tüpe alınır.
3. Ağrıyı dindir:Birinci ve ikinci derece yanıklarda çok fazla ağrı olmasına karşın, derinin tümü yanmış olan üçüncü derece yanıklarda sinir uçları da harap olduğundan ağrı yok denecek kadar azdır. Korku ve rahatsızlık duygularının ortaya çıktığı ağır yanık olgularında uygun analjezik ve sedatiflerin erkenden verilmesi gereklidir. Yanıklı hastalara küçük dozda intravenöz olarak verilen morfin genellikle yeterli olur. Vücut ağırlığının her 4.5 kg’ı için lmg morfin 3-5cc serum fizyoloik ile sulandırılarak 1-2 dakikada verilmelidir. Morfin, deri altına verildiğinde dolaşım bozukluğu tümüyle ortadan kalkıncaya kadar absorbe olamayacağından, genellikle etki yapmaz. Hatalı olarak yinelenen deri altı injeksiyonları sonucu deri altı dokusunda biriken çok miktarda morfin, sıvı tedavisi ile dolaşım düzeltildikten sonra vücuda yayılır ve hastada hayati fonksiyonları depresyona uğratabilir. Ağrının dindirilmesi için; bir phenotiazin preparatı olan klorpromazin özellikle yararlı olmaktadır. Phenotiazinler; antiemetik, sedatif ve vazodilatatör etkileri olmasına karşın daha az narkotik etkili olmaları nedeniyle morfine yeğlenirler. Genellikle kg başına 0.5mg (0.5 mg/kg) olmak üzere küçük dozlarda, morfin gibi serum fizyolojik ile sulandırılarak verilir. Başlangıçta uygulanan morfinden sonra 6 saatlik aralarla verilen klorpromazin ile iyi bir sedasyon sağlanabilir. Klorpromazin ile yanıklı uzun süre uykuda tutulabilir ve hasta uyandığında kooperedir.
4. Yanma zamanını ve yanık etkenini öğren, yanığı değerlendirebilmek için basit öykü al, ağırlığını ölç, yanığı sınıflandır:Sıvı replasmanı planının, kazanın oluş zamanına göre yapıldığını, hastanın geliş zamanına bağlı olmadığını unutmayın. Kazanın ve etkenin şekli hakkında bilgi alınması, uygulanacak tedavide yardımcı olacaktır. Yanıklınm ağırlığının ölçülmesi sıvı tedavisi için gereklidir. Yanıkların sınıflandırılmaları tedavilerinin hangi tip kuruluşlarda (ev, hastane, vb.) olacağım açıklıkla bilinmesi için şarttır. Çok çeşitli sınıflandırılmalar yapılmıştır:
a) Yanık yarasının derinliğine göre
b) Yanık yarasının genişliğine göre
c) Yanığın fonksiyonel durumuna göre
d) Yanık yarasının vücut bölgelerine göre
e) Yanık yarasının histolojik, klinikopatolojik durumuna göre yapılmış sınıflandırmalar vardır. Ancak kolaylık sağlaması açısından biz bugün bu sınıflandırmalardan ilk ikisini kullanmaktayız.

A- Yanıkların derinliğine göre sınıflandırılması
a) Birinci derece yanıklar: Birinci derece bir yanık yalnızca epidermisin dış tabakası ile stratum korneumu içine alır, eritem ile karakterizedir. Birinci derecede bir yanık, uzun süre güneş ışınlarının etkisinde kalmak ya da sıcak bir şeye çok kısa süre dokunulması sonucu oluşur. Deri hasarı çok yüzeyeldir ve minimal sistemik yanıtlar görülür. Hafif bir ödem vardır, bunlar da 24 saat sonra azalırlar. Deri kurudur ve vezikül yoktur, infeksiyon görülmez. İyileşme 3-6 gün içinde olur ve epidermis küçük kabarcıklar halinde kalkarak soyulur, geçici bir kırmızılık olur, fakat iz bırakmaz.
b) İkinci derece yanıklar: Biraz daha derindirler. Bu tip yanıklarda nekroz derma içine yayılmıştır. Yara greftlenmeye gereksinme göstermeksizin iyileşebilir.
a) Yüzeyel ikinci derece yanıklar: Kısa süre alev ya da sıcak sıvılarla temas sonucu oluşurlar. Yanık alanı kirli kırmızı ya da pembe görünümdedir. Yanmış alanda plazmaya benzer sıvı sızıntısı nedeniyle yüzey genellikle nemlidir. Ağrılı ve hava temasına duyarlıdır. Veziküller ve büller oluşur, deri altında ödem vardır. Veziküller derin epitelyal tabakalarda ya da epidermis ve derma arasında şekillenir, fakat dermanın kendisinde olmaz. Bunun nedeni, fibröz stromadaki kollajen liflerin çokluğuna bağlanır. Böyle yanıklar genellikle ileri derecede ödem ile birliktedir. Veziküllerin tabanında yanığın derinliğine göre değişik derecelerde kırmızılık görülür. İyileşme süresi infeksiyonun varlığına ve deri hasarının derinliğine bağlı olarak değişir. Yüzeyel ikinci derece yanıklarda, stratum germinativum’un bir bölümü harap olmuştur. Stratum germinativum’un sağlam bölümleri ve deri eklerinden epitelizasyon oluşacağından, eğer infeksiyon görülmezse 10-15 gün içinde iyileşme olur. İyileşme ya iz bırakmadan, ya da çok hafif bir iz bırakarak oluşur.
b) Derin dermal ikinci derece yanıklar: Alev ve sıcak sıvılarla daha uzun süre temas sonucu oluşurlar. Hasar stratum germinativuma ve dermişin yüzeyel bölümünün içlerine kadar uzanır. Bu tip yanıklarda derinin yüzeyel tabakaları ısı ile koagüle olduğundan veziküller oluşmaz. Epitelyal rejenerasyon yalnızca ter bezleri ve kıl foliküllerinden gelişecektir. Deride yer yer hiperestezik ve anestezik bölgeler vardır. İnfeksiyon oluşursa üçüncü derece yanığa dönüşür. Yara uygun şekilde korunursa, ince bir epitel ile 25-35 gün içinde kapanır, belirli-belirşiz pek az bir iz kalabilir. Klinik olarak önemlidirler, tanımlanmaları zordur. Sistemik yanıtlar, yüzeyel ikinci derece yanıklarda görülenden daha ağırdır. Derin dermal yanıklar da eğer mekanik ve bakteriyel travmadan korunabilirse spontan olarak iyileşir.

Üçüncü derece yanıklar:Genellikle alev ya da sıcak sıvılarla uzun süre temas sonucu oluşur. Deri ve tüm epitelyal yapılar hasara uğramıştır. Dermiş ve deri altı yağ dokusu koagülasyon nekrozu sonucu harap olurlar. Deri altındaki damarlarda trombozis görülür. Üçüncü derece yanıklarda kapiller permeabilitede artma ve ödem, ikinci derece yanıklarda oluşandan daha fazladır. Tam kalınlığıyla zarar görmüş deri, 2-3’üncü haftada otolizis ve lökositik hazımla likefiye olur. Bu olay genellikle süpürasyonla birliktedir. Kapiller demetler ve fibroblastlar eskarın altında granülasyon dokusu içinde organize olurlar. Eğer yanık, deri altı yağ dokusunu da kapsamışsa bu alanda da likefikasyon görülür. Kası da içine alan yanıklar eritrosit yıkıhmında artışa neden olur. Böyle derin üçüncü derece yanıklarda fizyolojik yanıt çok ağırdır. Deri; kösele gibi, beyazımtrak renktedir ve yer yer kömürleşmeler vardır. Yanık alanı kurudur ve anestezi vardır. Üçüncü derece yanıkların bakımı, eskarın uzaklaştırılmasını ve yaranın greft ile örtülmesini gerektirir. Eğer greftleme yapılmazsa zamanla kalın bir granülasyon tabakası şekillenir ve bunu alanın kontraksiyonu izler. Bu tip yanıkların epitelizasyonu yalnızca yara kenarından olur ki bir haftada ancak 0.3 cm kadardır. Granülasyon yumuşaktır, enfekte olabilir, aylar ve yıllar sonra kendi kendine iyileşme görülebilir. Fakat iyileşme kötü nedbe ve şekil bozuklukları ile birlikte olur. Çok tecrübeli ellerde bile yanığın derinliğinin doğru olarak saptanmasının çok güç olduğu unutulmamalıdır, çünkü belirli bir kriter yoktur. Bazı olgularda birinci, ikinci ve üçüncü derece yanık alanları iç içe bulunabilir, ayırım hemen hemen olanaksızdır. Ağrı, bir yanığın üçüncü derece bir yanık olup olmadığını anlamak için bir tesc olarak kullanılır. Bu teste “Pin Prick” testi adı verilir. Bir iğne yanık alana batırılır, eğer batma duygusu alınmazsa yanık üçüncü derecedir, fakat bu kesin bir test değildir.
5. Yanığın genişliğini ve derecesini hesapla, kaydet:Yanmış alanın genişliğinin bilinmesi tedavi planlaması için kesinlikle gereklidir. Yanığın genişliği, yanık yüzeyin total vücut alanına göre yüzde (%) oranı olarak değerlendirilir. Yüzde oranının saptanmasında, acil durumlarda “9’lar kuralı” kullanılabilir. Vücut yüzeyi dokuz ya da dokuzun katları olarak bölünmüştür.

Yenidoğan Bebek İzleme

İzlem, beklenen zamanda ve normal doğum kilosu ile doğan bebeklerde önemli olduğu gibi, prematüre bebeklerde de önemli veya daha da önemlidir.

Yoğun bakımda prematüre bebeklerin süresi ne kadar uzun olursa ve orada ne kadar ek tedavi ve tedavi alırlarsa, bu takip o kadar önemlidir.bebek izleme, premetüre bebek izleme, yenidoğan bebek izleme

Yenidoğan ünitesinde, yoğun bakım ünitesindeki prematüre bebekler için ek destekleyici tedaviler sağlanır. Bunların en bilineni küvette tutulma durumudur. Ancak solunum terapileri özellikle 1000 gramın altında doğan bebeklere uygulanabilir. Bu tür ek tedavi ve tedavi alan bebeklerin, doktor tarafından reçete edildiği gibi haftada veya iki haftada bir gelişimini takip etmek uygundur.

Prematüre bebeklerin gelişimini izlerken, ayarlanmış yaşları dikkate alınmalıdır. Düzeltilen yaş aşağıdaki gibi hesaplanır.

Normal gebelik süresi 40 hafta olarak kabul edildiğinde, bebeğin doğum haftası ile 40 hafta arasındaki fark bebeğin takvim çağından çıkarılır ve ayarlanan yaş bulunur.

Başka bir deyişle, 32 haftalık bir bebek, “40 – 32 = 8” gibi bir hesaplamayla, düzeltilmiş yaşı 8 hafta önce doğduğu için takvim çağından sekiz hafta sonra hesaplanır. Böyle bir bebeğin takvim yaşı 4 aylık olduğunda, iki aylık bebeklerin boylarını, kilolarını ve nörolojik gelişimlerini göstermeleri yeterlidir.

Prematüre bebeklerin vücut ölçümleri, zamanında doğan bebeklerin vücut ölçümlerini yakalayabilir. Bununla birlikte, nörolojik gelişimsel farkın kapanması 2-3 yıla kadar sürebilir.

İlk aylarda prematüre bebekler, “Büyümeyi Yakala” adı verilen rotasyon sırasında 40-60 gram kilo alabilirler. 2000 gr. Beslenme, altı yaşından küçük bebekler, anne sütü takviyeleri veya eve gittiklerinde özel geçiş yiyecekleri ile desteklenebilir.

Prematüre bebeklerde bir diğer önemli konu göz ve göz kaslarının ve sinirlerinin takibidir. 32 haftadan doğan bebekler en geç 34 haftaya kadar ilk göz muayenesinden geçmeli ve daha sonra retina gelişimi tamamlanana kadar takip edilmelidir.

Doktor genel gelişim takibi sırasında isterse, EEG, MR, omurilik ve beyin tomografisi gibi ek muayeneler de gerekebilir.

D vitamini alımıda çok önemlidir.

Diğer bebeklerde olduğu gibi, aşılar prematüre bebeklerde önemlidir ve atlanmamalıdır.

Annenin rahmi gibi oldukça güvenli ve korunaklı bir ortamdan, çok farklı uyaranlara sahip, ciddi sağlık sorunları yaşayan ve birçok acı verici ve rahatsız edici müdahalelerle karşılaşan yoğun bakım ortamına prematüre bebeklerde strese neden olabilir. Bu nedenle, her yeni doğan bebekle şehvetli temas ve konuşma gibi özellikler prematüre bebekler için çok önemlidir.

Ebeveynler ayrıca gelişim takibi sırasında iyi gözlemci olmalıdır. Zaman kaybetmeden bebeklerinde fark ettikleri farklılıkları takip eden bir doktora veya gelişim uzmanına danışmalıdırlar. Bu farklar nelerdir:

  • Bebeğiniz olması gerektiği gibi kilo almıyorsa,
  • Sindirim ve boşaltım problemleri varsa,
  • Uzun süreli ve hatta sonsuz ağlama krizleri yaşıyorsa,
  • Uyku düzenleri oluşmadıysa,
  • Kavrama, uzanma, dönme, boynu tutma vb. Alanlarda beklenen gelişmeyi göstermezse.
  • Sese veya ışığa tepki vermiyorsa,
  • Tarama ve yürüme gibi nöro-motor becerilerde sorunlar varsa,
  • Eğer yaşlanma, kıkırdama, ses ve hece dönemlerinde sessiz kalırsa,

Çam Kese Böceği ve Bok Böceği

Çam kese böceği Thaumetopea familyası içinde yer alan zararlı bir canlıdır. Pul kanatlı yapısı ile zararlılar sınıfında yer almaktadır. Çam kese böcekleri üreme döneminde genellikle ağaç dalları altında koçanları andırır şekilde yumurtalarını bırakmaktadır. Genel olarak bu dizilişi bir sıralamaya göre yapan kese böcekleri bir koçan üzerinde ortalama 150-300 arası yumurta bırakmaktadır. Yumurtalar, özel bir deri ile kaplı çam kese böceği, bok böceği, bok böceği ilaçlamaolup dış etkilere karşı korunmaktadır. Çam kese böceklerinde üreme dönemi sonunda yumurtada ortalama 25-40 gün geçiren yavrular, yumurtadan çıktıktan sonra bir tırtılı andıran yapıya sahip olmaktadır. Tırtıllar toplamda 16 ayağa sahip olup erişkinlerine göre ortalama 30-40 cm arası uzunluğa sahiptir. Bu tırtılların dış görünümü sarı ve beyaz renkler ağırlıklı olmak üzere kahverengi tüyler ile kaplıdır. Tırtıllar beslenme dönemi içerisinde genellikle geceleri hareket etmektedir. Ancak bazı dönemlerde gündüzleri de beslendikleri görülmüştür. Tırtıllarda hava sıcaklıklarının önemi büyüktür. Hava sıcaklığının 5 derecenin altına düştüğü durumlarda yavrular yuvalarından çıkmamaktadır. Tırtıllar çiftleşme döneminde sıcaklıkların normal değerlere gelmesiyle birlikte topraktan dışarı çıkmaktadır. Bu dönemde dişi ile çiftleşen erkekler ölmekte dişiler ise yukarda da belirtildiği şekliyle yumurtaları sıralamaktadır. Çam kese böcekleri ise zararlı bir tür olup çam ağaçları üzerinde beyaz ipliksi bir görünüm ile kendini belli etmektedir. Ormancılıkta zararlı sınıfında yer alan bu canlılar ağacın gelişme döneminde zarara uğramasına neden olmaktadır.

Bok böcekleri, kısmen ya da tam anlamıyla dışkı ile beslenen hayvanlara verilen ortak isimdir. Bok böcekleri, Scarabaeinae familyası içinde yer alıp yine benzer türler bu familyanın alt türleri olarak sıralanmaktadır. Scarabaeinae familyası içinde yer alan yaklaşık 5 bin böcek türünün tamamı, dışkı ile beslenmektedir. Bu nedenle bu canlıların tamamına gerçek bok böcekleri adı verilmektedir. Fakat bu türler arasında yer alıp Geotrupidae familyası içinde bulunan diğer böcek türleri de kısmen dışkı ile beslenmektedir. Bu nedenle bu hayvanlara da bok böceği adı verilmektedir. Bok böceklerinin genel görünüşleri 5-60 mm arası büyüklükte sert kabuklu ve siyah gri arası bir görünüme sahiptir. Bok böceklerinin bilinen en önemli özelliği küre imal edebilmeleridir. Bu özellik sadece bok böceklerinde yer almaktadır. Bok böceklerinde vücut yapısı 30 ayak üzerine kurulu yuvarlak kabuksu bir katman üzerinde oluşmaktadır. Bok böcekleri üreme döneminde topladıkları dışkıyı küre şeklinde şekillendirerek yumurtalarını bu dışkı içine bırakmaktadır. Yavruların yumurtadan çıkma döneminde ise bok böcekleri, dışkı ile sarılı yumurtaları suya bırakarak yavruların dışarı çıkmasını sağlar. Bok böceklerinin yaşam alanları incelendiğinde farklı bölgelerde ve coğrafik şartlarda yaşadıkları görülebilir. Dünya üzerinde Antartika haricinde her bölge ve kıtada görülebilirler. Ancak aşırı soğuk ve kuru havalar ile sıcak ortamları sevmezler. Bok böcekleri her türlü etçil ve otçul hayvan dışkısını tüketebilir. Bok böcekleri geçmiş medeniyetlerde özellikle mısırda simgeleşmiş hayvanlar arasında yer almaktadır.

Kene İlaçlama Servisi

Parazit bir böcek olarak aralarında insanların da bulunduğu sıcakkanlı canlıların üzerinde yaşayan keneler, üzerinde yaşadığı canlının derisini ısıran ve böylece canlının kanıyla beslenen tehlikeli bir böcek türüdür. Ölümcül hastalıklara dahi sebep olabilecek mikroorganizmaların insan bedenine kan yolu ile bulaşmasına neden olabilen kene, insanın yaşadığı her yerde ve en zorlu şartlarda dahi yaşayabilmektedir. Kene ilaçlama olmadan üstesinden gelinmesi mümkün olmayan bir sorundur. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış ruhsatlı çalışan firmalarla çalışılmaması halinde kene ilaçlama işlemlerinin istenen sonucu vermemesi söz konusu olduğu gibi, insanların da ilaçlardan ciddi zarar görmesi de mümkündür.kene ilaçlama, kene nasıl ilaçlanır, kene ilaçlama işlemi

Kene Zararlı Mıdır?

İnsanoğlunun derisini ısıran ve kan emerek beslendiği için doğrudan insan kanıyla temas eden kene türleri, ciddi hastalıkların bulaşmasını sağlayabilir. Kene türleri “sadece bir defa ısırarak” dahi tehlikeli virüs ve bakterilerin vücuda girmesine neden olabilir. Bu nedenle kene ile mücadele konusu mutlaka önemsenmeli ve sorunun fark edilmesinin ardından zaman kaybetmeden yetkili bir ilaçlama firmasının aranması gerekmektedir. Kene ile mücadele uzman kişiler tarafından yürütülmesi gereken pek çok karmaşık ve tamamı birbiriyle bağlantılı işlemleri kapsamaktadır. Keneyi yok etmek için doğru ilaçların seçilmesi kadar bu ilaçların doğru oranlarla gerektiği gibi hassa bir biçimde karıştırılması gerekir. Bu dahi başlı başına önemli ve uzmanlık gerektiren bir işlemdir. Keneyi yok etmek için yapılan ilaçlama işlemlerinde uygulama sahasının belirlenmesine ve yumurtaların da hedef alınmasına özellikle dikkat etmek gerekir. Sorunun birkaç hafta içinde katlanarak artmaması için ilk ilaçlamanın ardından yumurtaların da sorun olmak çıkması için ilaçlamanın tekrarlanması gerekir.

Akrep ilaçlaması İşlemi

Latince ismi, Order Scorpiones olan akrepler, doğada zehirli ve zehirsiz türler olmak üzere bulunurlar. Akrep, eklem bacaklı grubuna girer ve 8 bacaklı bir türdür. Örümcek, kene, uyuz böcekleri ve diğer eklem bacaklı türlerle akrabadırlar. Akreplerin gövde yapısı; sefalotoraks ve karın ( opistomoza ) bölümleri olmak üzere iki kısımdan oluşur. Sefalotoraks kısmında, akrebin gözleri, kabuğu, ağzı ya da keliserininin bulunduğu baş kısmı, pençesi veya kıskaçları ve yürümeleri için 8 adet bacağı mevcuttur. Pençe ya da kıskaç olarak adlandırılan kısmı, akreplerin en genel özellikleri arasında yer alır. Savunma amaçlı kullandıkları bacakları ile aynı zamanda avlarını da yakalayabilirler. Özellikle yırtıcı hayvanlara karşı koruma konusunda önemli organlarıdır.akrep ilaçlama, akrep nasıl ilaçlanır, akrep ilaçlama işlemi

Akreplerden detaylı olarak bahsetmek gerekirse; opistomoza ( karın ) – mezozoma ve metazoma olarak iki kısımdan oluşur. Mezozoma kısmı yedi, metazoma kısmı ise beş bölümden meydana gelir. Mezozomada altı segment vardır ve karnın ön yarısını oluşturur. Akreplerin uzun bir gövdesi ve segmentli kuyrukları vardır. Kuyruğunun ucunda ise, zehirli ve keskin iğneleri vardır. İğnelerini genellikle saldırı ve savunma anlarında kullanırlar. Kuyruklarındaki iğne öyle zehirli bir beze sahiptir ki, tek sokuşta kişide ciddi yaralanmalar ve zehirlenmeler oluşturabilirler. Akrepler, birden fazla kez sokma özelliğine sahiptir, ancak bir sonraki sokmaya kadar zehirlerini yenilemeleri gerekir ve bunun için zamana ihtiyaçları vardır.

Akrep Sokmasının Tedavisi Mümkün Müdür?

Akreplerin insanlara karşı tepkisi olan sokma fiili, bazen halk arasında ısırık olarak da geçmektedir. Kuyruk uçlarında bulunan zehirli bezleri, soktukları bölgeye akıtırlar. Akrep soktuğu kısımda, yanma, kızarıklık, uyuşma, şiddetli kas ağrısı gibi belirtiler oluşturur. Ayrıca kişi, yüzünde de çeşitli uyuşma ve karıncalanmalar hisseder.

Tedavi aşamasında, ilk müdahale olarak bol sabunlu suyla yıkamakta fayda vardır. Soğuk kompres uygulaması da önemlidir. Tüm belirtileri derinden hissetmeye başladığınız anda en yakın sağlık kuruluşuna gitmelisiniz. Sakin kalmak ve böylece kan basıncında artışa engel olmak da yine önemli bir noktadır.

Akreplerin Ömrü Ne Kadardır?

Akrepler diğer eklembacaklı türlerine göre, ortalama yaşama uzunlukları farklıdır. Çünkü bir akrebin olgunluğa erişmesi zaten yıllarını alır. Yaklaşık 1 ila 6 yıl arasında yavaş bir şekilde olgun hale gelmeleri tamamlanır. Her ne kadar 3 ya da 5 yıl arası kadar bir ömürleri olduğu söylense de, bu yıl uzunluğu bazen 10 ve hatta 15 seneye kadar uzamaktadır.

Akreplerin Yaşam Alanları Nerelerdir?

Genellikle gece hayatını seven akrepler, gündüzleri daha sakin ve sessiz yerleri tercih ederler. Enkazlar, tahtalar, bina zeminleri, döşeme altlarında bulunan boşluklarda ve tavan aralarında yaşarlar. Avlarını daha çok gece vakitlerinde avlarlar. Sıcak ve nemli iklimleri tercih ederler. Yuvaları sadece bir akrebin sığabileceği büyüklükte olup, yaşadıkları bölgenin kuruluğuna göre derinliği değişmektedir.

Akrepler bazen zamanlar, yuvalarından çıkmayıp avlarının yuvalarına girmesini beklerler. Yuvalarına giren avlarını olduğu yerde avlayarak, karınlarını doyururlar. Bu işlem için hilal şeklindeki kıskaçlarını kullanırlar ve kıskaçlarının bir bölümünü hafif görünecek şekilde yuvalarının dışına bırakırlar. Bazı yetişkin erkek akrepler ise, yuvalarını sadece kendilerine dişi akrep bulmak için bir süreliğine terk ederler.

Akrepler Ne İle Beslenir?

Beslenme şekilleri sıvı gıda alımı şeklindedir. Avlarını yedikten sonra katı kısımları yemeyerek atarlar. Doğada bulunan hemen hemen her türlü böcek, örümcek ve omurgasız hayvan türleri onlar için bir besin kaynağıdır. Kıskaçlarındaki zehirli iğneleri, avlarını yakalarken kullanırlar ve bu sayede avlarını etkisiz hale getirirler.