BEBEKLERİN GÖZÜ ÇAPAKLANINCA NE YAPILMASI GEREKİR?

Bebekler şüphesiz ki her anne ile babanın göz bebeği ve onların sahip oldukları herhangi bir sağlık sorununun bu nedenle de tüm aileyi olumsuz etkilediği morali düşürdüğü ve umutsuzluk yasatmaktadır. Mutlu, sağlıklı, kuvvetli ve zeki bir bebekleriyle vakit geçirmek isteyen ebeveynlerin istemese de muhtemelen karşılaşması olabilen bir rahatsızlıktır. Gözlerin sulanması veya çapaklanması dikkat edilmediği sürece işin boyutu değişebilir. Bebeklerdeki göz çapaklanmasının birçok sebebi vardır. Fakat bunlardan en fazla rastlanılanı gözyaşlarının transfer edildiği kanallarda gerçekleşen tıkanıklık sorunlarının yaşanma problemidir. Bilhassa enfeksiyon kapması durumunda oldukça riskli olan bu konuda aynı zamanda da ilk aylarda kolayca müdahale edilebilir olsa dahi zaman ilerledikçe ameliyat yönteminden başka bir yöntemle tedaviye izin veremediği zamanlar olmaktadır. Çocuğunuzda böyle bir sorun gözlemlediğiniz anda doktorunuza başvurmanız onun göz sağlığını koruyabilmek adına oldukça önem arz etmektedir.bebek göz çapaklanması, bebeklerde göz çapaklanması sorunu, göz çapaklanmasına ne iyi gelir

Genellikle doğumun aka bininde herhangi bir sorun olmadan tamamen açılan bu gözyaşı kanalları kimi zamanlarda kapalı kalabilir ve bu çoğunlukla sadece tek bir gözde meydana geliyor. Toplumuzda genel olarak %25 oranında rastlanan bu sorun kısa süre içinde tedavisi sağlanmazsa mikrobik hastalıklara davetiye çıkararak ciddi bir sağlık tehdidi haline gelebilir. Bilhassa burun köküne baskı yapıldığında iltihap çıkması gibi durumlarla karşılaşıldığı zaman rahatsızlığın ilerlemiş olduğu ve acil müdahale gerektirmektedir. Eğer ki doğru zamanda teşhis edilirse göz damlaları ya da bazı masaj teknikleri yardımıyla çok fazla oranlarda çözülen bu sorunun tüm sulanma veyahut çapaklanma problemlerini ortadan kaldırdığı bilinmektedir. Bu hususta ise çocuğunuzun gözlerinde meydana gelen çok sık ve büyük orandaki çapakları küçümsememeli ve ev işi çözümlere başvurmanız gerekir.  Toplumuzca bilinmekte olan çaylı su ile gözlerin temizlenmesi kısa vadede işe yarar ama gözlerin çapaklanması azalmıyorsa bu yöntem farklı duruma sebep olabilir devam edilmeden uzmana görünmelidir. Çapaklanma tedavisine geç kalınmamalı. Eğer ki tedaviye geç başlanırsa yapılan uygulamaya verilen yanıt suresi azalma gösterebilir. Mutlaka tedaviye zaman kaybetmeden başlanılmasında fayda vardır. Küçük önemsiz gibi görünmemelidir.

Yanıkların genişliğine göre sınıflandırılması

1. Küçük yanıklar: İkinci derece %15’ten küçük ve üçüncü derece %2’den küçük yanıklar küçük yanık olarak benimsenirler. Bu tür hastalar sürekli denetim altında evde de tedavi edilebilirler.yanık türleri, yanıkların sınıflandırılması, yanık durumunda yapılması gerekenler

2. Orta yanıklar. İkinci derece %15 ile %30 arasındaki ya da üçüncü derece %2 ile %10 arasındaki yanıklar bu gruba girer. Bu tür yanıklar ilk yardım merkezleri ya da hastanelerde tedavi edilebilirler.

3. Büyük yanıklar: İkinci derece %30’dan ve üçüncü derece %10’dan büyük yanıklar, yüz-el-ayak yanıkları, yüzdesine bakılmaksızın solunum sistemi yanıkları, geniş yumuşak doku yanıkları ve kırıkla birlikte olan yanıklarla elektrik yanıkları bu gruba girer. Tam teşekküllü hastanelerde ve yanık merkezlerinde tedavi edilirler.

Yanıkta Müdahale Etme

Üriner kateterizasyon yap: Yanık yüzeyi %20’clen fazla olan tüm yanıklarda üriner kateter uygulanmalıdır. Böylece, böbreklerin fonksiyonları, idrar bileşimi, idrar akım oram gibi önemli bilgiler elde edilir. Her saatte çıkarılan idrar miktarı saptanır, bu miktarın saatte 30-45 cc olması ve dansitenin 1010-1020 arasında bulunması normal olarak benimsenir. Ölçülen saatlik idrar miktarının, böbrekten o saatte çıkarılan idrar miktarına elverdiğince yakın olduğundan emin olunmalıdır. Eğer kateter ucuna çok uzun drenaj tüpü takılırsa ölçümde büyük yanlışlıklar yapılabilir, drenaj tüpünün içindeki idrar da hesaba katılmalıdır. Foley kateteri üriner kateterizasyon için çok uygundur. Kateter serum fizyolojik ya da %0.25’lik asetik asit solüsyonu ile her 6 saatte bir yıkanmalıdır. Haftada bir kateter değiştirilmelidir. Kateter uzun zaman yerinde bırakılırsa üriner infeksiyonlar ortaya çıkabilir. Saatte çıkarılan idrar miktarı, verilecek sıvının hızı ve miktarında etkilidir. Saatte 60 cc’den fazla idrar çıkıyorsa sıvının fazla olduğuna, 15-20 cc’den az çıkıyorsa az olduğuna kanıttır. Gereğine göre sıvı hızlandırılır ya da yavaşlatılır.

Gereken sıvı miktarını hesapla: Yanıklı hastalarda, yanığın ağırlığıyla doğru orantılı olarak yanık yarasından vücut dışına ve interstisyel aralığı sıvı, plazma ve elektrolit kaybı olmaktadır. Plazma ve sıvı kaybı yanığın oluşumu ile başlar, ilerleyerek sürer. Bu neden yanığın ilk 48 saatinde yitirilen sıvı, plazma ve elektrolitlerin hızla yerine konması gereklidir. Bu yapılmazsa şok gelişimi önlenemez, %20’den daha geniş yanıklarda ilk 48 saatlik dönemde uygulanması gereken sıvı tedavisinin planlanmasında birçok formül önerilmiştir. Öncelikle, tüm yanıklı hastaların yeterli ve güvenli olarak tedavi edilebilmesini sağlayacak matematiksel bir sıvı miktarı formülü bulunmadığının bilinmesi gereklidir. Formül; doktora, hasta için gereken sıvı miktarını belirleme konusunda kolaylıklar sağlar. Çok yaygın olarak kullanılan bir formül 1952’de EVANS tarafından ortaya atılmıştır. Bu formülde; sıvı gereksinmesinin hem yanığın genişliğine hem de hastanın vücut ağırlığına bağlı olduğu, sıvının eşit oranda kolloid ve elektrolit içermesi gerektiği ve ilk 24 saatte, ikinci 24 saattekinden daha fazla sıvı verilmesi gereği vurgulanmaktadır.

YANIKTA İLK YARDIM (İLK 48 SAAT)

Yanıklıda ilk yardım iki bölümde düşünülebilir:
– Yanığın olduğu yerde yapılacak işlemler,
– Hastanede yapılacak işlemler.
I. YANIĞIN OLDUĞU YERDE YAPILACAK İŞLEMLER
1- Yanıklıyı yanık etkeninden (alev, duman, ateş, kaynar su, elektrik ve kimyasal madde) hızla uzaklaştır.
2- Koşuyorsa yanıklıyı durdur (çünkü koşma alevlenmeye neden olur), yere yatır, üstüne ne bulursan (halı, battaniye, palto, vb) ört, hava ile temasını azalt, ateşin sönmesine yardım et.yanık tedavisi3- Yanmış giysileri çıkar, steril ya da temiz bir şeye (çarşaf, vb) sar.
4- Kimyasal madde yanıklarında, eğer olanak varsa, yanmış bölgeyi bol su ile uzun süre yıka.
5- İlk anlarda genellikle hasta bağırıp yardım ister, ağızdan bir şey verme.
6- Yanıklmın, doktorun bulunduğu yere hemen gönderilmesini sağla.
II. HASTANEDE YAPILACAK İŞLEMLER
1- Hava yolunun açık olduğundan emin ol. Trakeostominin gerekli olup olmadığına karar ver.
2- Güvenceli bir damar yolu bul, kan örnekleri al, intravenöz kateter tak, sıvı vermeye başla.
3- Ağrıyı dindir (analjezi sağla).
4- Yanma zamanını ve yanık etkenini öğren. Yanığı değerlendirebilmek için basit öykü al, ağırlığını ölç, yanığı sınıflandır.
5- Yanığın genişliğini ve derecesini hesapla, kaydet.
6- Üriner kateterizasyon yap.
7- Gereken sıvı miktarını hesapla.
8- Gerekli,plazma miktarını hesapla.
9- Statik plazma açığını hesapla.
10- Tetanoz profilaksisi yap, gerekli antibiyotikleri var.
11- İlk lokal yara bakımını yap.
Yanıklı hasta ile ilk karşılaşıldığında gerekli işlemler tam olarak yapılmazsa, özellikle yanık erişkinlerde vücudun %20’sinden, çocuklarda %15’inden geniş olduğu zaman ilk günlerde ortaya çıkacak yanık şoku nedeniyle hastanın kaybedilebileceği unutulmamalıdır.
1. Hava yolunun açık olduğundan emin ol: Yüz ve boyun derin yanıklarında; önceleri az olan solunum zorluğu saatler ilerledikçe fazlalaşır, yüzdeki ödem artar. Siyanoz, öksürük, hırıltılı soluma, solunum sayısında artma gibi solunum zorluğunun ilk belirtilerine aldırılmaz, sonra gerektiğinde yaparız diye düşünülürse koşullar ağırlaştığında artık iş işten geçmiş olur.
Yanıkta trakeostomi endikasyonlari:
– Supraglottal tıkanmalar
– Ağır yüz kemiği kırıkları
– Serebral travma
– Trakea yaralanması
– Ağır yüz yaralanmaları (hasta ağzını açamıyorsa)
– İnhalasyon yanıkları (solunum güçlüğü)
– Respiratuar asidoz (ventilasyon yardımcı olmadığı zaman)

Güvenceli bir damar yolu bul, kan örnekleri al, intravenöz kanülleme yap, sıvı vermeye başla: Uygun bir kol veni yoksa herhangi bir ven kullanılabilir. Ven bulunamıyorsa gerektiğinde yanmış deri kesilir. Vene elverdiğince büyük bir kanül konur. Kan örnekleri, serum seti takılmadan önce alınırsa damara girmek için tekrar zaman harcanmaz. Genellikle 10 cc kan yeterlidir; 4 cc’si hematokrit, üre ve elektrolitler için heparinli tüpe; 2 cc’si kan grubu için normal tüpe, 2 cc’si “cross-matching” için normal tüpe alınır.
3. Ağrıyı dindir:Birinci ve ikinci derece yanıklarda çok fazla ağrı olmasına karşın, derinin tümü yanmış olan üçüncü derece yanıklarda sinir uçları da harap olduğundan ağrı yok denecek kadar azdır. Korku ve rahatsızlık duygularının ortaya çıktığı ağır yanık olgularında uygun analjezik ve sedatiflerin erkenden verilmesi gereklidir. Yanıklı hastalara küçük dozda intravenöz olarak verilen morfin genellikle yeterli olur. Vücut ağırlığının her 4.5 kg’ı için lmg morfin 3-5cc serum fizyoloik ile sulandırılarak 1-2 dakikada verilmelidir. Morfin, deri altına verildiğinde dolaşım bozukluğu tümüyle ortadan kalkıncaya kadar absorbe olamayacağından, genellikle etki yapmaz. Hatalı olarak yinelenen deri altı injeksiyonları sonucu deri altı dokusunda biriken çok miktarda morfin, sıvı tedavisi ile dolaşım düzeltildikten sonra vücuda yayılır ve hastada hayati fonksiyonları depresyona uğratabilir. Ağrının dindirilmesi için; bir phenotiazin preparatı olan klorpromazin özellikle yararlı olmaktadır. Phenotiazinler; antiemetik, sedatif ve vazodilatatör etkileri olmasına karşın daha az narkotik etkili olmaları nedeniyle morfine yeğlenirler. Genellikle kg başına 0.5mg (0.5 mg/kg) olmak üzere küçük dozlarda, morfin gibi serum fizyolojik ile sulandırılarak verilir. Başlangıçta uygulanan morfinden sonra 6 saatlik aralarla verilen klorpromazin ile iyi bir sedasyon sağlanabilir. Klorpromazin ile yanıklı uzun süre uykuda tutulabilir ve hasta uyandığında kooperedir.
4. Yanma zamanını ve yanık etkenini öğren, yanığı değerlendirebilmek için basit öykü al, ağırlığını ölç, yanığı sınıflandır:Sıvı replasmanı planının, kazanın oluş zamanına göre yapıldığını, hastanın geliş zamanına bağlı olmadığını unutmayın. Kazanın ve etkenin şekli hakkında bilgi alınması, uygulanacak tedavide yardımcı olacaktır. Yanıklınm ağırlığının ölçülmesi sıvı tedavisi için gereklidir. Yanıkların sınıflandırılmaları tedavilerinin hangi tip kuruluşlarda (ev, hastane, vb.) olacağım açıklıkla bilinmesi için şarttır. Çok çeşitli sınıflandırılmalar yapılmıştır:
a) Yanık yarasının derinliğine göre
b) Yanık yarasının genişliğine göre
c) Yanığın fonksiyonel durumuna göre
d) Yanık yarasının vücut bölgelerine göre
e) Yanık yarasının histolojik, klinikopatolojik durumuna göre yapılmış sınıflandırmalar vardır. Ancak kolaylık sağlaması açısından biz bugün bu sınıflandırmalardan ilk ikisini kullanmaktayız.

A- Yanıkların derinliğine göre sınıflandırılması
a) Birinci derece yanıklar: Birinci derece bir yanık yalnızca epidermisin dış tabakası ile stratum korneumu içine alır, eritem ile karakterizedir. Birinci derecede bir yanık, uzun süre güneş ışınlarının etkisinde kalmak ya da sıcak bir şeye çok kısa süre dokunulması sonucu oluşur. Deri hasarı çok yüzeyeldir ve minimal sistemik yanıtlar görülür. Hafif bir ödem vardır, bunlar da 24 saat sonra azalırlar. Deri kurudur ve vezikül yoktur, infeksiyon görülmez. İyileşme 3-6 gün içinde olur ve epidermis küçük kabarcıklar halinde kalkarak soyulur, geçici bir kırmızılık olur, fakat iz bırakmaz.
b) İkinci derece yanıklar: Biraz daha derindirler. Bu tip yanıklarda nekroz derma içine yayılmıştır. Yara greftlenmeye gereksinme göstermeksizin iyileşebilir.
a) Yüzeyel ikinci derece yanıklar: Kısa süre alev ya da sıcak sıvılarla temas sonucu oluşurlar. Yanık alanı kirli kırmızı ya da pembe görünümdedir. Yanmış alanda plazmaya benzer sıvı sızıntısı nedeniyle yüzey genellikle nemlidir. Ağrılı ve hava temasına duyarlıdır. Veziküller ve büller oluşur, deri altında ödem vardır. Veziküller derin epitelyal tabakalarda ya da epidermis ve derma arasında şekillenir, fakat dermanın kendisinde olmaz. Bunun nedeni, fibröz stromadaki kollajen liflerin çokluğuna bağlanır. Böyle yanıklar genellikle ileri derecede ödem ile birliktedir. Veziküllerin tabanında yanığın derinliğine göre değişik derecelerde kırmızılık görülür. İyileşme süresi infeksiyonun varlığına ve deri hasarının derinliğine bağlı olarak değişir. Yüzeyel ikinci derece yanıklarda, stratum germinativum’un bir bölümü harap olmuştur. Stratum germinativum’un sağlam bölümleri ve deri eklerinden epitelizasyon oluşacağından, eğer infeksiyon görülmezse 10-15 gün içinde iyileşme olur. İyileşme ya iz bırakmadan, ya da çok hafif bir iz bırakarak oluşur.
b) Derin dermal ikinci derece yanıklar: Alev ve sıcak sıvılarla daha uzun süre temas sonucu oluşurlar. Hasar stratum germinativuma ve dermişin yüzeyel bölümünün içlerine kadar uzanır. Bu tip yanıklarda derinin yüzeyel tabakaları ısı ile koagüle olduğundan veziküller oluşmaz. Epitelyal rejenerasyon yalnızca ter bezleri ve kıl foliküllerinden gelişecektir. Deride yer yer hiperestezik ve anestezik bölgeler vardır. İnfeksiyon oluşursa üçüncü derece yanığa dönüşür. Yara uygun şekilde korunursa, ince bir epitel ile 25-35 gün içinde kapanır, belirli-belirşiz pek az bir iz kalabilir. Klinik olarak önemlidirler, tanımlanmaları zordur. Sistemik yanıtlar, yüzeyel ikinci derece yanıklarda görülenden daha ağırdır. Derin dermal yanıklar da eğer mekanik ve bakteriyel travmadan korunabilirse spontan olarak iyileşir.

Üçüncü derece yanıklar:Genellikle alev ya da sıcak sıvılarla uzun süre temas sonucu oluşur. Deri ve tüm epitelyal yapılar hasara uğramıştır. Dermiş ve deri altı yağ dokusu koagülasyon nekrozu sonucu harap olurlar. Deri altındaki damarlarda trombozis görülür. Üçüncü derece yanıklarda kapiller permeabilitede artma ve ödem, ikinci derece yanıklarda oluşandan daha fazladır. Tam kalınlığıyla zarar görmüş deri, 2-3’üncü haftada otolizis ve lökositik hazımla likefiye olur. Bu olay genellikle süpürasyonla birliktedir. Kapiller demetler ve fibroblastlar eskarın altında granülasyon dokusu içinde organize olurlar. Eğer yanık, deri altı yağ dokusunu da kapsamışsa bu alanda da likefikasyon görülür. Kası da içine alan yanıklar eritrosit yıkıhmında artışa neden olur. Böyle derin üçüncü derece yanıklarda fizyolojik yanıt çok ağırdır. Deri; kösele gibi, beyazımtrak renktedir ve yer yer kömürleşmeler vardır. Yanık alanı kurudur ve anestezi vardır. Üçüncü derece yanıkların bakımı, eskarın uzaklaştırılmasını ve yaranın greft ile örtülmesini gerektirir. Eğer greftleme yapılmazsa zamanla kalın bir granülasyon tabakası şekillenir ve bunu alanın kontraksiyonu izler. Bu tip yanıkların epitelizasyonu yalnızca yara kenarından olur ki bir haftada ancak 0.3 cm kadardır. Granülasyon yumuşaktır, enfekte olabilir, aylar ve yıllar sonra kendi kendine iyileşme görülebilir. Fakat iyileşme kötü nedbe ve şekil bozuklukları ile birlikte olur. Çok tecrübeli ellerde bile yanığın derinliğinin doğru olarak saptanmasının çok güç olduğu unutulmamalıdır, çünkü belirli bir kriter yoktur. Bazı olgularda birinci, ikinci ve üçüncü derece yanık alanları iç içe bulunabilir, ayırım hemen hemen olanaksızdır. Ağrı, bir yanığın üçüncü derece bir yanık olup olmadığını anlamak için bir tesc olarak kullanılır. Bu teste “Pin Prick” testi adı verilir. Bir iğne yanık alana batırılır, eğer batma duygusu alınmazsa yanık üçüncü derecedir, fakat bu kesin bir test değildir.
5. Yanığın genişliğini ve derecesini hesapla, kaydet:Yanmış alanın genişliğinin bilinmesi tedavi planlaması için kesinlikle gereklidir. Yanığın genişliği, yanık yüzeyin total vücut alanına göre yüzde (%) oranı olarak değerlendirilir. Yüzde oranının saptanmasında, acil durumlarda “9’lar kuralı” kullanılabilir. Vücut yüzeyi dokuz ya da dokuzun katları olarak bölünmüştür.