Yenidoğan Bebek İzleme

İzlem, beklenen zamanda ve normal doğum kilosu ile doğan bebeklerde önemli olduğu gibi, prematüre bebeklerde de önemli veya daha da önemlidir.

Yoğun bakımda prematüre bebeklerin süresi ne kadar uzun olursa ve orada ne kadar ek tedavi ve tedavi alırlarsa, bu takip o kadar önemlidir.bebek izleme, premetüre bebek izleme, yenidoğan bebek izleme

Yenidoğan ünitesinde, yoğun bakım ünitesindeki prematüre bebekler için ek destekleyici tedaviler sağlanır. Bunların en bilineni küvette tutulma durumudur. Ancak solunum terapileri özellikle 1000 gramın altında doğan bebeklere uygulanabilir. Bu tür ek tedavi ve tedavi alan bebeklerin, doktor tarafından reçete edildiği gibi haftada veya iki haftada bir gelişimini takip etmek uygundur.

Prematüre bebeklerin gelişimini izlerken, ayarlanmış yaşları dikkate alınmalıdır. Düzeltilen yaş aşağıdaki gibi hesaplanır.

Normal gebelik süresi 40 hafta olarak kabul edildiğinde, bebeğin doğum haftası ile 40 hafta arasındaki fark bebeğin takvim çağından çıkarılır ve ayarlanan yaş bulunur.

Başka bir deyişle, 32 haftalık bir bebek, “40 – 32 = 8” gibi bir hesaplamayla, düzeltilmiş yaşı 8 hafta önce doğduğu için takvim çağından sekiz hafta sonra hesaplanır. Böyle bir bebeğin takvim yaşı 4 aylık olduğunda, iki aylık bebeklerin boylarını, kilolarını ve nörolojik gelişimlerini göstermeleri yeterlidir.

Prematüre bebeklerin vücut ölçümleri, zamanında doğan bebeklerin vücut ölçümlerini yakalayabilir. Bununla birlikte, nörolojik gelişimsel farkın kapanması 2-3 yıla kadar sürebilir.

İlk aylarda prematüre bebekler, “Büyümeyi Yakala” adı verilen rotasyon sırasında 40-60 gram kilo alabilirler. 2000 gr. Beslenme, altı yaşından küçük bebekler, anne sütü takviyeleri veya eve gittiklerinde özel geçiş yiyecekleri ile desteklenebilir.

Prematüre bebeklerde bir diğer önemli konu göz ve göz kaslarının ve sinirlerinin takibidir. 32 haftadan doğan bebekler en geç 34 haftaya kadar ilk göz muayenesinden geçmeli ve daha sonra retina gelişimi tamamlanana kadar takip edilmelidir.

Doktor genel gelişim takibi sırasında isterse, EEG, MR, omurilik ve beyin tomografisi gibi ek muayeneler de gerekebilir.

D vitamini alımıda çok önemlidir.

Diğer bebeklerde olduğu gibi, aşılar prematüre bebeklerde önemlidir ve atlanmamalıdır.

Annenin rahmi gibi oldukça güvenli ve korunaklı bir ortamdan, çok farklı uyaranlara sahip, ciddi sağlık sorunları yaşayan ve birçok acı verici ve rahatsız edici müdahalelerle karşılaşan yoğun bakım ortamına prematüre bebeklerde strese neden olabilir. Bu nedenle, her yeni doğan bebekle şehvetli temas ve konuşma gibi özellikler prematüre bebekler için çok önemlidir.

Ebeveynler ayrıca gelişim takibi sırasında iyi gözlemci olmalıdır. Zaman kaybetmeden bebeklerinde fark ettikleri farklılıkları takip eden bir doktora veya gelişim uzmanına danışmalıdırlar. Bu farklar nelerdir:

  • Bebeğiniz olması gerektiği gibi kilo almıyorsa,
  • Sindirim ve boşaltım problemleri varsa,
  • Uzun süreli ve hatta sonsuz ağlama krizleri yaşıyorsa,
  • Uyku düzenleri oluşmadıysa,
  • Kavrama, uzanma, dönme, boynu tutma vb. Alanlarda beklenen gelişmeyi göstermezse.
  • Sese veya ışığa tepki vermiyorsa,
  • Tarama ve yürüme gibi nöro-motor becerilerde sorunlar varsa,
  • Eğer yaşlanma, kıkırdama, ses ve hece dönemlerinde sessiz kalırsa,

Çam Kese Böceği ve Bok Böceği

Çam kese böceği Thaumetopea familyası içinde yer alan zararlı bir canlıdır. Pul kanatlı yapısı ile zararlılar sınıfında yer almaktadır. Çam kese böcekleri üreme döneminde genellikle ağaç dalları altında koçanları andırır şekilde yumurtalarını bırakmaktadır. Genel olarak bu dizilişi bir sıralamaya göre yapan kese böcekleri bir koçan üzerinde ortalama 150-300 arası yumurta bırakmaktadır. Yumurtalar, özel bir deri ile kaplı çam kese böceği, bok böceği, bok böceği ilaçlamaolup dış etkilere karşı korunmaktadır. Çam kese böceklerinde üreme dönemi sonunda yumurtada ortalama 25-40 gün geçiren yavrular, yumurtadan çıktıktan sonra bir tırtılı andıran yapıya sahip olmaktadır. Tırtıllar toplamda 16 ayağa sahip olup erişkinlerine göre ortalama 30-40 cm arası uzunluğa sahiptir. Bu tırtılların dış görünümü sarı ve beyaz renkler ağırlıklı olmak üzere kahverengi tüyler ile kaplıdır. Tırtıllar beslenme dönemi içerisinde genellikle geceleri hareket etmektedir. Ancak bazı dönemlerde gündüzleri de beslendikleri görülmüştür. Tırtıllarda hava sıcaklıklarının önemi büyüktür. Hava sıcaklığının 5 derecenin altına düştüğü durumlarda yavrular yuvalarından çıkmamaktadır. Tırtıllar çiftleşme döneminde sıcaklıkların normal değerlere gelmesiyle birlikte topraktan dışarı çıkmaktadır. Bu dönemde dişi ile çiftleşen erkekler ölmekte dişiler ise yukarda da belirtildiği şekliyle yumurtaları sıralamaktadır. Çam kese böcekleri ise zararlı bir tür olup çam ağaçları üzerinde beyaz ipliksi bir görünüm ile kendini belli etmektedir. Ormancılıkta zararlı sınıfında yer alan bu canlılar ağacın gelişme döneminde zarara uğramasına neden olmaktadır.

Bok böcekleri, kısmen ya da tam anlamıyla dışkı ile beslenen hayvanlara verilen ortak isimdir. Bok böcekleri, Scarabaeinae familyası içinde yer alıp yine benzer türler bu familyanın alt türleri olarak sıralanmaktadır. Scarabaeinae familyası içinde yer alan yaklaşık 5 bin böcek türünün tamamı, dışkı ile beslenmektedir. Bu nedenle bu canlıların tamamına gerçek bok böcekleri adı verilmektedir. Fakat bu türler arasında yer alıp Geotrupidae familyası içinde bulunan diğer böcek türleri de kısmen dışkı ile beslenmektedir. Bu nedenle bu hayvanlara da bok böceği adı verilmektedir. Bok böceklerinin genel görünüşleri 5-60 mm arası büyüklükte sert kabuklu ve siyah gri arası bir görünüme sahiptir. Bok böceklerinin bilinen en önemli özelliği küre imal edebilmeleridir. Bu özellik sadece bok böceklerinde yer almaktadır. Bok böceklerinde vücut yapısı 30 ayak üzerine kurulu yuvarlak kabuksu bir katman üzerinde oluşmaktadır. Bok böcekleri üreme döneminde topladıkları dışkıyı küre şeklinde şekillendirerek yumurtalarını bu dışkı içine bırakmaktadır. Yavruların yumurtadan çıkma döneminde ise bok böcekleri, dışkı ile sarılı yumurtaları suya bırakarak yavruların dışarı çıkmasını sağlar. Bok böceklerinin yaşam alanları incelendiğinde farklı bölgelerde ve coğrafik şartlarda yaşadıkları görülebilir. Dünya üzerinde Antartika haricinde her bölge ve kıtada görülebilirler. Ancak aşırı soğuk ve kuru havalar ile sıcak ortamları sevmezler. Bok böcekleri her türlü etçil ve otçul hayvan dışkısını tüketebilir. Bok böcekleri geçmiş medeniyetlerde özellikle mısırda simgeleşmiş hayvanlar arasında yer almaktadır.

Kene İlaçlama Servisi

Parazit bir böcek olarak aralarında insanların da bulunduğu sıcakkanlı canlıların üzerinde yaşayan keneler, üzerinde yaşadığı canlının derisini ısıran ve böylece canlının kanıyla beslenen tehlikeli bir böcek türüdür. Ölümcül hastalıklara dahi sebep olabilecek mikroorganizmaların insan bedenine kan yolu ile bulaşmasına neden olabilen kene, insanın yaşadığı her yerde ve en zorlu şartlarda dahi yaşayabilmektedir. Kene ilaçlama olmadan üstesinden gelinmesi mümkün olmayan bir sorundur. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış ruhsatlı çalışan firmalarla çalışılmaması halinde kene ilaçlama işlemlerinin istenen sonucu vermemesi söz konusu olduğu gibi, insanların da ilaçlardan ciddi zarar görmesi de mümkündür.kene ilaçlama, kene nasıl ilaçlanır, kene ilaçlama işlemi

Kene Zararlı Mıdır?

İnsanoğlunun derisini ısıran ve kan emerek beslendiği için doğrudan insan kanıyla temas eden kene türleri, ciddi hastalıkların bulaşmasını sağlayabilir. Kene türleri “sadece bir defa ısırarak” dahi tehlikeli virüs ve bakterilerin vücuda girmesine neden olabilir. Bu nedenle kene ile mücadele konusu mutlaka önemsenmeli ve sorunun fark edilmesinin ardından zaman kaybetmeden yetkili bir ilaçlama firmasının aranması gerekmektedir. Kene ile mücadele uzman kişiler tarafından yürütülmesi gereken pek çok karmaşık ve tamamı birbiriyle bağlantılı işlemleri kapsamaktadır. Keneyi yok etmek için doğru ilaçların seçilmesi kadar bu ilaçların doğru oranlarla gerektiği gibi hassa bir biçimde karıştırılması gerekir. Bu dahi başlı başına önemli ve uzmanlık gerektiren bir işlemdir. Keneyi yok etmek için yapılan ilaçlama işlemlerinde uygulama sahasının belirlenmesine ve yumurtaların da hedef alınmasına özellikle dikkat etmek gerekir. Sorunun birkaç hafta içinde katlanarak artmaması için ilk ilaçlamanın ardından yumurtaların da sorun olmak çıkması için ilaçlamanın tekrarlanması gerekir.

Akrep ilaçlaması İşlemi

Latince ismi, Order Scorpiones olan akrepler, doğada zehirli ve zehirsiz türler olmak üzere bulunurlar. Akrep, eklem bacaklı grubuna girer ve 8 bacaklı bir türdür. Örümcek, kene, uyuz böcekleri ve diğer eklem bacaklı türlerle akrabadırlar. Akreplerin gövde yapısı; sefalotoraks ve karın ( opistomoza ) bölümleri olmak üzere iki kısımdan oluşur. Sefalotoraks kısmında, akrebin gözleri, kabuğu, ağzı ya da keliserininin bulunduğu baş kısmı, pençesi veya kıskaçları ve yürümeleri için 8 adet bacağı mevcuttur. Pençe ya da kıskaç olarak adlandırılan kısmı, akreplerin en genel özellikleri arasında yer alır. Savunma amaçlı kullandıkları bacakları ile aynı zamanda avlarını da yakalayabilirler. Özellikle yırtıcı hayvanlara karşı koruma konusunda önemli organlarıdır.akrep ilaçlama, akrep nasıl ilaçlanır, akrep ilaçlama işlemi

Akreplerden detaylı olarak bahsetmek gerekirse; opistomoza ( karın ) – mezozoma ve metazoma olarak iki kısımdan oluşur. Mezozoma kısmı yedi, metazoma kısmı ise beş bölümden meydana gelir. Mezozomada altı segment vardır ve karnın ön yarısını oluşturur. Akreplerin uzun bir gövdesi ve segmentli kuyrukları vardır. Kuyruğunun ucunda ise, zehirli ve keskin iğneleri vardır. İğnelerini genellikle saldırı ve savunma anlarında kullanırlar. Kuyruklarındaki iğne öyle zehirli bir beze sahiptir ki, tek sokuşta kişide ciddi yaralanmalar ve zehirlenmeler oluşturabilirler. Akrepler, birden fazla kez sokma özelliğine sahiptir, ancak bir sonraki sokmaya kadar zehirlerini yenilemeleri gerekir ve bunun için zamana ihtiyaçları vardır.

Akrep Sokmasının Tedavisi Mümkün Müdür?

Akreplerin insanlara karşı tepkisi olan sokma fiili, bazen halk arasında ısırık olarak da geçmektedir. Kuyruk uçlarında bulunan zehirli bezleri, soktukları bölgeye akıtırlar. Akrep soktuğu kısımda, yanma, kızarıklık, uyuşma, şiddetli kas ağrısı gibi belirtiler oluşturur. Ayrıca kişi, yüzünde de çeşitli uyuşma ve karıncalanmalar hisseder.

Tedavi aşamasında, ilk müdahale olarak bol sabunlu suyla yıkamakta fayda vardır. Soğuk kompres uygulaması da önemlidir. Tüm belirtileri derinden hissetmeye başladığınız anda en yakın sağlık kuruluşuna gitmelisiniz. Sakin kalmak ve böylece kan basıncında artışa engel olmak da yine önemli bir noktadır.

Akreplerin Ömrü Ne Kadardır?

Akrepler diğer eklembacaklı türlerine göre, ortalama yaşama uzunlukları farklıdır. Çünkü bir akrebin olgunluğa erişmesi zaten yıllarını alır. Yaklaşık 1 ila 6 yıl arasında yavaş bir şekilde olgun hale gelmeleri tamamlanır. Her ne kadar 3 ya da 5 yıl arası kadar bir ömürleri olduğu söylense de, bu yıl uzunluğu bazen 10 ve hatta 15 seneye kadar uzamaktadır.

Akreplerin Yaşam Alanları Nerelerdir?

Genellikle gece hayatını seven akrepler, gündüzleri daha sakin ve sessiz yerleri tercih ederler. Enkazlar, tahtalar, bina zeminleri, döşeme altlarında bulunan boşluklarda ve tavan aralarında yaşarlar. Avlarını daha çok gece vakitlerinde avlarlar. Sıcak ve nemli iklimleri tercih ederler. Yuvaları sadece bir akrebin sığabileceği büyüklükte olup, yaşadıkları bölgenin kuruluğuna göre derinliği değişmektedir.

Akrepler bazen zamanlar, yuvalarından çıkmayıp avlarının yuvalarına girmesini beklerler. Yuvalarına giren avlarını olduğu yerde avlayarak, karınlarını doyururlar. Bu işlem için hilal şeklindeki kıskaçlarını kullanırlar ve kıskaçlarının bir bölümünü hafif görünecek şekilde yuvalarının dışına bırakırlar. Bazı yetişkin erkek akrepler ise, yuvalarını sadece kendilerine dişi akrep bulmak için bir süreliğine terk ederler.

Akrepler Ne İle Beslenir?

Beslenme şekilleri sıvı gıda alımı şeklindedir. Avlarını yedikten sonra katı kısımları yemeyerek atarlar. Doğada bulunan hemen hemen her türlü böcek, örümcek ve omurgasız hayvan türleri onlar için bir besin kaynağıdır. Kıskaçlarındaki zehirli iğneleri, avlarını yakalarken kullanırlar ve bu sayede avlarını etkisiz hale getirirler.

Gümüş Böceği Nasıl İlaçlanır?

İsmini derisinin renginden alan bu böcek türü, ülkemizde sıkça rastlanan böceklerdendir. Deri kısmı katmanlı ve gri renklidir, pullarla kaplıdır. Ayrıca derilerinin parlak ve kaygan olması gümüş böceklerinin en belirgin özelliğidir. Gümüşçün, gümüş balığı böceği, rutubet böceği yaygın olarak kullanılan isimleri arasındadır. İnsanları sokmayan bu böcekler, evde tüketecek gıda bulamakta zorlanmazlar. Evde yiyecek bulamasa dahi, on aya kadar bir şey yemeden yaşayabilmektedirler. Boyları 1 cm ile 4 cm arasında değişiklik göstermektedir. Karanlık ve nemi seven bu böcekler, güneşten ve güneşli ortamlardan hoşlanmazlar. Hızlı bir şekilde hareket edebilme özellikleri sayesinde kendilerini tehlikelerden koruyabilmektedir. Normalde bir yıldan üç yıla kadar yaşayabilen böcekler, kendilerine uygun ortamlarda sekiz yıla kadar yaşamlarını sürdürebilmektedir.gümüş böceği, gümüş böceği nasıl ilaçlanır

Vücutlarını ön kısmı arka kısmına göre daha kalın, önden arkaya doğru üçgen şeklinde olan bu böcek, bitki kökleri ve duvar diplerinde yaşamaktadır. Duvarlara iyi tırmanabilen gümüş böceği, pencerelerden evlere girebilmektedir. Özellikle çok küçük boyu olan bu böceği fark edebilmek oldukça zordur. Sekiz bacağı bulunan gümüş böceğinin üremesi ve çoğalması yumurtalarla olmaktadır. Dişileri günde yirmiye yakın yumurta bırakabilmektedir. Yaklaşık dört ay sonra gelişimini tamamlayan yavrular yumurtadan çıkmaya başlar. Yumurtadan çıktıkları ilk hallerini koruyarak yaşamlarına devam etmektedirler. Çok sayıda yumurta bıraktığı için adeta bir ordu haline gelmeden önce ilaçlama yapılarak böceğin temizlenmesi gerekmektedir.

Gümüş Böcekleri Nelerle Beslenir?

Ev ve ofis ortamlarında görülebilen böcekler, tatlı ve karbonhidratlı besinlerle beslenmeyi severler. Patates, un, şeker gibi besinler dışında, duvar kâğıtlarını, macunları, kitap ciltlerini ve diğer tahılları da yiyebilmektedirler. Karton kutularda, tavanlarda ve elbiselerde oluşan küçük delikler ve sarı lekeler gümüş böceğinin orada olduğunun belirtilerindendir.

Gümüş Böcekleri Zehirli Midir?

Her ne kadar insanları sokmasa bile gümüş böceklerinin dışkıları çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Gezinirken ortama bıraktığı dışkı ve mikroplar, hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Yatak, çarşaf ve battaniyeler üzerinde bıraktıkları bu mikroplar, alerjik hastalıklara neden olabilmektedir. Ayrıca kemirdiği eşyaları, kullanılamaz hale getirmektedir.

Bu Böcekle Nasıl Mücadele Edilir?

Eve girdiği andan itibaren zarar vermeye başlayan gümüş böceğiyle erken mücadele önemlidir. Onun sevmediği kokuları bulundukları ortama koymak ortamı terk etmesine yardımcı olabilecektir. Portakal, mandalina ve limon gibi narenciye kokusu, karanfil ve lavanta kokuları, sedir yağı ile hazırlanan doğal ilaçlar, gümüş böceğinin az bulunduğu ortamlarda etkili olabilen tedbirlerdir. Defneyaprağı, lavanta ve karanfilden oluşan karışımların bulunduğu küçük kesecikler, dolaplar konulduğunda böceklerin uzaklaşmasına yardımcı olmaktadır. Ev ve ofislerin olabildiğince güneş almasının sağlanması ve kuru tutulması, gümüş böceklerinin yaşam alanını sınırlayıcı önlemler arasındadır. Evlerdeki çatlak ve tahtalar arasındaki boşlukların kapatılması da önlemler arasındadır.

Unutmamak gerekir ki anlatılan bitkisel ve doğal çözümlerin hemen hepsi böceğin bulunduğu ortamda henüz çok fazla yayılmadığı zaman geçerlidir. Yayıldıktan sonra ortamın güvenilir bir ilaç firması tarafından kontrollü bir şekilde ilaçlanması gerekmektedir. İlaçlama yapılırken kapı ve pencerelerin kapalı olmasının sağlanması, gümüş böceğinin yumurtalarının da temizlenmesine yardımcı olacaktır. Genellikle kokusuz bir şekilde yapılan bu ilaçlama için yaklaşık olarak iki ay süreyle garanti verilebilmektedir.

Burun Yapısı ve Estetik Yapımı

Burunun hastada hali hazırda var olan; anatomisi fizyolojisi ve patolojisi ile değerlendirilerek, bunları yüzün estetik oranlarıyla uyumlu hale getirilmesini sağlamak amacıyla yapılan ameliyatlardır.burun yapısı, burun estetiği, burun anotomisi

Kapalı ve acık cerrahi olarak iki sınıfta değerlendirilir. Ben burada sizlere açık cerrahi ile ilgili bilgi vereceğim. Açık teknikle yapılan burun estetiğinde görüş sahası geniş, daha az zarar vererek, daha zor işlemleri yapabileceğimiz ve ilk defa ameliyat olan hastalarda büyük bir şanstır.

Burun estetiğini fonksiyonlarını gözeterek ve yüzünüzle de uyumlu olmasını istemelisiniz. Burun sizin  ayrıcalığınız olmalı ondan dolayı da herhangi birinin burunu değil de kendinize ait ve size farklı hissettirecek sadece size ait olan bir burun istemelisiniz, sizin özgüveninizi artıracak ve size sahip olabileceğiniz nesnel şeylerin ötesini verecektir. Basit çizimlerin ve  fotoğraf manipülasyon programlarının sonuçları yüz güldürücü değildir.

Hastanın ameliyat sonrasında ortaya çıkacak sonuçtan da oldukça farklıdır. Her ameliyat olan hasta için kıkırdak miktarı, kemik yapısı, önceden geçirilmiş bir burun ameliyatı, boyutları, yüzde yerleşimi, yüz orta hattına yakinliği, çene ile ilişkisi ( profilin estetiği için ) , kadın erkek cinsiyet, kanama bozuklukları, eşlik eden burun içi problemler ( sinüzit, nazal polipozis, konka bulloza, septum deviasyonu, konka hipertrofisi, aktif enfeksiyon varlığı, sinüs ostium problemleri, sinüs tomografisiyle birlikte değerlendirilerek cerrahi planlanmalıdır. Aksi takdirde burun çalışmayan ve akciğerin solunuma katılımını engelleyen bir hale gelir.

Sık ağız kuruluğu horlama birçok ameliyatlı hastada görülür. Tabii ki  bunların tüm sebebi bilinçsiz yapılan estetik  burun ameliyatları değildir. Bilinmektedir ki; sinüzitten sonra, yapılan ameliyatlar encek burun  tıkanıklığı sebebidir. İlk sırada hastaların alerji semptomlarındaki artıştır. Bu yapılan ameliyatlarda burun hava kanalları açılsa da süzme işlemine uğrayan hava miktarı artacak ve bu da alerji semptomlarında artışa ve daha kolay akut sinüzit olmaya yol açacaktır. Bunu ilaç tedavileriyle engellemek mümkündür, Burun ameliyatlarının tamamında sigara ve benzerlerinde uzaklaşılması gerekmektedir. Dolaşımı bozarak iyileşmeyi bozabilir. Alkol de yara iyileşmesini geciktiren diğer bir faktördür, 65 yas ustu hastalarda kemik yapının davranışı çok büyük farklılıklar göstermektedir. Fakat bu erken yastaki hastalarda da olabilmektedir.

Hasta burnunu yüzünün ortasındaki bir  sus gibi görmeyi istiyorsa bunun sınırı yoktur. Estetiğin dahası hiçbir zaman bitmez fakat ideal olan son 40 yılda convers’den bahman’a kadar çok değişmiş ve daha büyük yüze ifade katan burunları özellikle dergilerde görmekteyiz. 60 lordaki convers usulü ve her hastaya yapılan standart tanımlanmış ve kopyalanmış gibi ayni seri giden, kısmen tamamlanan yârim yamalak cerrahi ile savuşturulan, ikinci kez ameliyat şansı bile bazı hastalarda çok riskli olan, estetik burunları da günümüz Türkiye dergilerinde görebilmekteyiz.

Burun enfeksiyona açık bir yapıda olduğundan, eriyebilir dikişler tercih edilmeli ve ameliyat öncesi var olduğu görülen sinüzit e medikal tedavi başlanmalı ve ameliyat sonrasında da devam etmelidir, gerekirse ilaç değişimi ve ilavesi yapılmalıdır. Ameliyat sonrası şişlik morluklar ilk haftada iyileşmeye baslar. Yüz ve burundaki ödem gün be gün, aşağıya doğru yanak ve boyuna inecektir. İkinci haftada normale yaklaşan ilk görünüm değerlendirilecek, tabi ki ilk hafta içi, haftalık, onar günlük kontroller aylık hale gelecektir.

Hastaya tampon koymadan ve burunu ameliyatın hemen 3-4 saat sonrasında bikarbonatlı serum fizyolojikle burun yıkanmaya başlanmalı ameliyat sonrası pıhtılar temizlenip nefes almayı ilk andan itibaren başlatmalı böylece ağrı kesici kullanımını da azaltmaktayız. Sadece hastanın uyumasını engelleyecek ağrı dolayısıyla parol tarzı bir ağrı kesici verilebilir. Sıklıkla hastalarda buna ihtiyaç duyulmaz, burunun son hali 1 yıl sonra değerlendirilir. İlk hafta sislikler morluklar geçmeye baslar, 1 ayda sislikler tamamen geçer.

Burun yan kemiklerinin kırılma hattında yaştan bağımsız bir belirginlik fark edilse de 1 ayda masajla 3 ayda masajsız kaybolabilir fakat çok nadiren de olsa bu sure uzayabilmektedir ve burun yapısal gücünü 3- 4. ayda kazanır bu sureye kadar lens kullanmalıdır, şapka önerilir kadınlar güneş koruma faktörü içeren losyonlar kullanmalıdır.

Masaj özellikle tavsiye edilir ve bu sayede burun ucundaki ödem 3 ayda geçmeye baslar,  lokal anestezi ile burun estetiği genel anesteziye göre nispeten travmatik olmaktadır, fakat sislik morluk iyileşmesi daha hızlı olmaktadır.

Kanama riski daha azdır. Burun estetik cerrahisinde yapılanlar burnun uzunlukları, kıvrımları, köşe açıları, tam anlamıyla değiştirildiğinden dolayı bunu sağlamak için hastaya sekil vermede kesilen kıkırdaklar sıklıkla dolgu ve destek yapmak için kullanılmalıdır.  Bunun yetmediği durumlarda; özellikle ikinci defa burun estetiği olan bir hastada; kulak kepçesinden kulak arkasına yapılan kesi kulak kepçesi kıkırdağının bir kısmi sekil bozukluğu yaratmadan burun on kısmının desteklenmesi ve daha az olarak ta burun sırtını düzeltmek – yükseltmek maksatlı kullanılır.

Sol meme altındaki kaburgadan alınan kıkırdakla daha büyük  yapısal hacim kazandırmaya yönelik olarak burun sırtında kullanılır. Kıkırdak  yapının desteklenmesi estetik cerrahinin kalıcı olmasını artırmakla birlikte daha plastik bir görünüm de yaratabilmektedir. Sadece gerekli olan hastada gerekli olan kıkırdak greftler konulmalıdır. Standart değildir.