Karpal Tünel Sendromu Nedir?

Modern çağın hastalıkları arasında yer alan karpal tünel sendromu ya da halk arasından bilinen ismiyle sinir sıkışması her iki elde yahut tek elde ilk üç parmağı el bileğinin ortasında bulunan ve parmağa dağılım yapan sinirlerin bası altında kalması sonucu oluşur. Başparmak işaret parmağı ve orta parmağın iç kısmının tamamının hissedilmesinin sağlayan sinir ayrıca parmakların bir takım hareketleri yapmasına da olanak sağladığından sinir bir şekilde uzun süreli basınca maruz kalırsa sendrom ortaya çıkar. Özellikle orta yaşlarda karşılaşılan bu hastalık sinir sıkışması kategorisi içerisinde en sık rastlanan sendromlar arasındadır.karpal tünel sendromu, karpal tünel sendromu tedavisi, karpal tünel sendromu nedenleri

Karpal Tünel Sendromu Kimlerde Görülür

El bileğinin sürekli bükülü olarak çalışıldığı klavye kullanımları halinde ortaya çıkabilen karpal tünel sendromu bileklere fazla yük bindiren işlerde çalışan bireylerde sıkça görülmektedir. 35-50 yaş aralığında, özellikle kadınlarda daha sık görülen hastalık günlük yaşantı kalitesini olabildiğince aşağı seviyelere çekmektedir. Hastalığa şeker hastalığı romaroid artrit gut gibi pek çok hastalık neden olabilmektedir. Ayrıca kadınların hamilelik esnasında vücutlarında sıvı artışı görüldüğü dönemlerde de ortaya çıkabilen hastalık özellikle gece ağrılarıyla dikkat çekmektedir. İlk üç parmakta uyuşukluk ilerleyen dönemlerde hastayı uykudan uyandıracak şiddetli ağrılara neden olmaktadır.  Uyuşukluk nedeniyle oluşan his kayıpları da dikkat çekicidir.

Karpal Tünel Sendromu Tedavi Yöntemleri

Başlangıç aşamasında karpal tünel sendromu el hareketlerinin kısıtlanmasına gidilerek ilaç ile tedavi yoluyla semptomları hafifletilmeye çalışılır. Sinir etrafında oluşan şişliklerin giderilmesi amacıyla enjeksiyonlar uygulanabilir. Birkaç ay süresince tedavide sonuç alınamaz ise ameliyat ile tedavi yöntemine gidilir. Avuç içi ve el bileği arasına yapılacak bir kesi ile ulaşılan karpal tünel açılmaya çalışılır. Hastalık ilerlemişse median sınırı kalınlaştığından bu kısımda sinir serbestleştirilmesi yapılarak sinir etrafındaki basınç ortadan kaldırılır. Ameliyat sonrası şikâyetlerin hemen geçmesi söz konusu olmadığı gibi ameliyat sonrası şişliklerde olacağından ağrılarda artış görülür. İlk ayın sonrası hafifleyen ağrıların tam iyileşme dönemi sinirde oluşan hasara bağlı olarak üç altı ay arasıdır. Çok geç kalınmış hasarların oluşumunda ameliyat sonrasında bile şikayetler tam olarak ortadan kalkmaz. Sigara, ileri yaşlar ve düzensiz beslenme de cerrahi müdahale sonuçlarını etkileyen sebepler arasındadır.

Sarkık Cildi Sıkılaştırma Yöntemleri

Cilt Neden Sarkar?

Özellikle yağlı ve karma ciltlerin ileri yaşlarda en büyük problemi cildin sarkmasıdır. Her ne kadar kuru ciltlerin yaşadığı kırışıklık gibi sorunları yaşamasa da yağlı cilt sahipleri sarkma problemiyle sıklıkla karşılaşmaktadır. Öncelikle oluşmuş olan sarkmanın giderilmesinin henüz oluşmamış olan sarkmayı önlemesinden daha kolay olduğu vurgulanmalıdır. Cildin elastikiyetini kaybetmesi yer çekiminin de etkisiyle özellikle dolgun ciltlerde görülen cilt sarkması sorununu en aza indirmek için yapılması gereken birtakım yöntemler bulunmaktadır. Genellikle yanak ve çene bölümü daha etli olan yuvarlak yüzlerde daha çok görülen sarkma sorunu doğru yaşta doğru yöntemler izlenerek daha ileri tarihlere atılabilmektedir.cilt sıkılaştırma, cilt sıkılaştırma yöntemleri, cilt sarkması ve çözümleri, cilt sarkması

Cilt Sarkmasına Karşı Tedavi

Oldukça yorgun ve yaşlı bir görünüme sebebiyet veren sarkmaya karşı botoks gibi estetik işlemler yapılabilmektedir. Fakat bu işlemleri yaptırmak istemeyen kişilerin de izleyebileceği birçok yöntem bulunmaktadır.

  • Yüz yogası: vücut için de yüz için de faydaları kanıtlanmış olan ve anavatanı uzak doğu olan yoganın sarkmalara karşı etkisi tecrübeyle sabittir. Yüz yogası yapamayan, bunun için üşenen kişilerin bile günde en az birkaç dakika yüzlerine yukarı doğru masaj yaparak sarkma sorununa karşı önlem alabildikleri görülmektedir.
  • Sarkma karşıtı kremler: özellikle cilt sarkmasına karşı tedavi konusunda herkesin masasında bulunması gereken sarkma karşıtı kremler henüz sarkma oluşmamış 30 yaş üstü kişiler tarafından kullanılmalıdır. Unutulmaması gereken nokta bu kremlerin oluşmuş olan sarkmalara karşı olan etkisinin henüz oluşmamış sarkmaları engelleme etkisinden daha az olmasıdır.
  • Domates maskesi: Cilt derisinin hassasiyetine uygun olarak yapılabilen domates maskesi için 2 adet domatesin blendır yardımıyla ezilmesi gerekmektedir. Bu karışıma eklenecek 2 çorba kaşığı toz şeker – tercihen esmer şeker – ve bir çorba kaşığı limon suyu ile karışım hazır hale gelmektedir. Bu maskenin yüzde en fazla 20 en az 10 dakika bekletilerek yıkanması gerekmektedir.
  • Portakal ve havuç maskesi: Bir adet havuçla blendırdan geçirilmiş bir adet portakalın karıştırılmasıyla oluşan bu maskenin altın anahtarı da bir çorba kaşığı süzme baldır. Bu karışım özellikle boyun, yanak ve çene bölgesi gibi sarkmaların sık görüldüğü bölgelere uygulanmalı ve daha sonra 20 dakika kadar bekletilerek ılık su ile durulanmalıdır.

Kuşburnunun Yararları

İçerisinde yer alan zengin C vitamini ile vücudu güçlendirerek her türlü hastalığa karşı korunmasında oldukça etkilidir. İltihap ve enfeksiyonların hızlı bir şekilde iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Bedensel olarak yorgunluğu gidermektedir. İshali keser ve idrarı söker. Böbrek üstündeki bezlerin düzenli bir şekilde çalışmasını destekler. Kan dolaşımını hızlandırarak kanın içerisinde ki zararlı maddeleri temizler. Kanda bulunan şeker oranını dengeler. Bu sebeple şeker hastalıklarının tedavisinde düzenli bir şekilde tüketilmesi tavsiye edilmektedir. Romatizmaya bağlı olarak meydana gelen ağrı ve diğer sorunların hafifletilmesinde oldukça etkilidir. Bunların dışında kuşburnunun birçok yararı bulunmaktadır. Söz konusu olan kuşburnunun yararları ise;İçerisinde yer alan zengin C vitamini ile vücudu güçlendirerek her türlü hastalığa karşı korunmasında oldukça etkilidir. İltihap ve enfeksiyonların

  • Vücut içerisinde birikmiş olan ödemin dışarı atılmasında ve iltihapların hızlı bir şekilde iyileşmesinde kuvvetli bir şekilde yardımcı olmaktadır.
  • Düzenli olarak tüketildiğinde % 20 ila 25 arasında hareketliliği artırmaktadır.
  • İçerdiği bol miktarda C vitamini ile solunum yolu hastalıklarını azaltmaktadır.
  • Kolesterol sorunlarının etkili çözüm yollarından biridir.
  • Bütün özelliği antioksidan olan kuşburnu, serbest radikallerin en büyük düşmanıdır. Bu sebeple kanser hastalıklarına karşı büyük mücadele vermektedir.
  • Kandaki şeker miktarını dengeleyerek olası şeker hastalığının riskini azaltmaktadır.
  • Her türlü böbrek hastalığını önlemektedir.
  • Cilt sağlığın korumaktadır.
  • İçerisinde bol miktarda C vitamini bulundurmaktadır.
  • Kan hücrelerini artırmaktadır.

Kuşburnunun Besin Değerleri

Kuşburnu, yüksek miktarda A ve V vitamini, fosfor, kalsiyum, magnezyum ve potasyum mineralleri içermektedir. Bu sebeple insan sağlığına birçok konuda katkı sağlamaktadır. Kuşburnunun besin değerleri diğer besinlere göre oldukça normaldir. Söz konusu kuşburnunun besin değerleri;

  • 32 mg demir ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 8 mg C vitaminini karşılamaktadır.
  • 5 mg A vitaminini karşılamaktadır.
  • 7 mg kalsiyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 7 potasyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 2 sodyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 8 g lif ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 1 yağ ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 48 g protein ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 47 g karbonhidrat ihtiyacını karşılamaktadır.

Kuşburnu Çayının Yararları

Kuşburnu, lezzetli ve tatlı olan tadı için çiğ bir şekilde yenilebilmektedir. Şuruplarda, jölelerde, çaylarda ve daha birden fazla alanda sık bir şekilde kullanılmaktadır. Kuşburnu çayı özellikle kış zamanında, üşütmeden kaynaklı nezle, grip gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Kuşburnu çayı, yemek ve ağız borusu için oldukça faydalıdır. Ağız içerisinde oluşabilecek bakterileri yok eder. Kansere yakalanma riskini en düşük seviyeye indirmektedir. Bunu ise etkili bir natioksidan olması ile sağlamaktadır.

Emekleme dönemi

Genellikle 6. ve 9. aylar arasında bebeğin ellerini ve dizlerini kullanarak emeklemeye başlaması beklenir. Nadir de olsa bazı bebekler ise emeklemeyi tercih etmez, oturduğu yerden popo üstü sürünerek veya doğrudan sıralayarak yürümeye başlar. Böyle bir durumda endişelenmemek ve bebeğin bu seçimini yaşamasına izin vermek gerekir. Unutulmamalıdır ki, emeklemeye başlamamasının sebebi bunu becerememesi değil etrafı dolaşarak keşfetmek için farklı yollar bulmasıdır. Öte yandan, bebeklerin dünyayı keşfetmeyi bir aşama daha geliştirmesini sağlayan emekleme süreci çocuğun gelişiminin vazgeçilmezleri arasındadır. Emeklemeye başlayan bebek artık sadece anne, baba ve aile büyüklerinin ona sundukları oyuncaklarla değil çevresinde oyuncak olarak kullanabileceği birçok nesneye ulaşarak onlarla da oynama imkanına sahip olacaktır. Bu ise bebeğin gelişimi için çok faydalıdır, fakat dikkat edilmezse çok riskli olabilir. Bebeklerde emekleme dönemi bu nedenle çok iyi yönetilmesi gereken bir dönemdir. Anne ve babanın hem çocuğun öğrenme ve keşfetme duyusunu desteklemesi hem de onu tehlikeli durumlardan uzak tutması gerekmektedir.emekleme dönemi, bebeklerde emekleme, bebeklerin emekleme dönemleri

Emekleme Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Anne ve babanın bebekleri hakkında aşırı endişe duyması gayet normaldir. Bazı anne ve babalar bu duygularından hareketle, bebeğe bir zarar gelebilir diye evdeki hemen hemen her eşyayı ortadan kaldırırlar, bebeğin ani her hareketinde bir panik havası yaşarlar ve onun da ürkmesine neden olurlar. Bu derece aşırı korumacı yaklaşım oldukça yanlıştır. Bir kere eşyaların çoğunun kaldırılması ve son derece sade bir eve sahip olunması bebek için keşfedebileceği birbirinden renkli, kimisi parlak, kimisi mat birçok öğrenme aracının yok edilmesi anlamına gelir. Buna ek olarak, bebek özellikle annesinin duygularına göre şekillenir, eğer onu her hareketinde heyecanlanarak ve telaşlanarak karşılayan bir annesi varsa bebek zamanla öğrenme ve keşfetme merakını ve heyecanını kaybedecektir. Bu ise bebeğin gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir. Bu nedenle, yapılması gereken yalnızca bebeğe gerçekten zarar verebilecek eşyaların ya da durumların ortadan kaldırılması, bebeğin yakın takipte izlenmesi, bir şeylere ulaşma çabası içindeyken yalnızca izlenmesi ve tehlikeli bir durum olmadığı sürece tepki verilmemesi emekleme döneminde dikkat edilmesi gerekenler arasında yerini alır. Bu şekilde davranılırsa bebek hem eğlenerek gelişimini sürdürecek hem de öğrenme heyecanını yitirmeyecektir.

Yağ Yakan Ara Öğünler

Birçok diyet programında ve listesinde uzun süre aç kalmak kan şekerini düşüreceği için ara öğünlere yer verilmektedir. Fazla kilolarından kurtulmak isteyen herkesin uzun süre açlıktan uzak kalması ve çok acıkmadan, sık fakat az az yemesi gerekmektedir. Özellikle ara öğünler henüz çok acıkılmamış olunsa bile atlanılmamalıdır çünkü zamanında tüketilmeyen ara öğünler kişinin kan şekerini düşürerek normal öğünlerde daha çok yemesine sebep olmaktadır. Bu istenmeyen duruma engel olmak için yağ yakan ara öğünler konusunda kişilerin bilinçlenmesi ve ona göre beslenmesi gerekmektedir. Ara öğünlerin seçimi kişilere kalmış olsa da kendi bünyelerine ve hayat tarzlarına göre seçebilecekleri belli başlı ara öğünler bulunmaktadır. Bu seçim yapılırken kişilerin iş temposu, aldıkları öğünlerin kalorileri ve kendi güncel kiloları, yaşları gibi çevresel faktörler de incelenmelidir. Yine de kişilerin kendilerinin hazırlayabileceği birçok yağ yakıcı ara öğün bulunmaktadır.yağ yakma, yağ yakan öğünler, ara öğün

Yağ Yakan Ara Öğün Tarifi

Yalnızca günde 5 10 dakikada harcayarak gün içinde yenilebilecek 2 – 3 ara öğün yapılabilmektedir. Özellikle protein içerin ara öğün tarifleri yağ yakma konusunda oldukça etkilidir ve bu durum birçok diyetisyen tarafından onaylanmış bir bilgidir. Diyetisyenlerce onaylanmış yağ yakan ara öğün tarifi oldukça fazladır ve bunlardan birkaçı şu şekildedir.

  • Haşlanmış yumurta ve kepekli grisini: Yumurtanın saf protein açısından beyazı ve vitaminler açısından sarısı çok kıymetli ve önemli bir besindi. Özellikle haşlanmış olarak tüketildiğinde metabolizmanın çok hızlı çalışmasını sağlamaktadır. Kalori açısından da oldukça masum olan yumurtanın kalorisi yalnızca 140. Bunun yanında uzun süre tokluk sağladığı için de tercih edilmesi gerekenlerden. Yumurta gibi saf bir proteinin yanına grisini gibi bir karbonhidratın eklenmesi de metabolizma açısından oldukça önemli.
  • Yeşil çaylı milkshake: Hem taşıması hem de tüketilmesi kolay olan bu içecek sayesinde kişilerin metabolizması hızlanmakta ve toksin atımı artmaktadır. Bir nevi detoks etkisi gören içecek şu şekilde hazırlanmaktadır. 1 su bardağı soya ya da badem sütüne yarım su bardağı soğuk su eklenir ve üzerine de yarım çay kaşığı yeşil çay eklenir. Bu karışım sayesinde günlük antioksidan ihtiyacının tamamı karşılanmaktadır.

Cilt bakımı hakkında bilgilerinizi gözden geçirin

Cilt hakkında doğru bilinen genel ancak yanlış bilgiler cilt sağlığınızı etkilerken, her geçen gün artan ürün sayısı arasında doğru kararı verebilmek için cilt tipiniz kadar doğru cilt bakımı hakkında da bilinçli olmanız gerekiyor.

Bakım egzersize benzer

Doğru ürün kullanımının cilt bakımı için yeterli olduğunu sananlar yanılıyor. Yalnızca doğru ürünü seçmek değil tıpkı bir egzersiz programı gibi bu ürünü belli bir düzen içerisinde ve belli sürelerle uygulamanız, ürünün etkinliğini göstermesi için şart. Ayrıca unutulmaması gereken bir diğer bilgi ise cildiniz için doru ürünlerle temizleme, arındırma, nemlendirme süreçlerini içeren günlük bir rutine cildinizin günde iki kez ihtiyaç duyuyor olması.

Arındırma işlemleri cildi yalnızca temizleme için değil onarma için de şart. Araştırmalar doğru tonik ve losyon benzeri ürünler kullanmanın ciltteki dolaşımı etkileyerek kırışıkları geciktirmede etkili olduğunu ortaya koyuyor.cilt bakımı, cilt bakımı hakkında, cilde uygun ürünler

Cildinize uygun ürünlerden vazgeçmeyin

Birçok kişi sürekli aynı ürünü kullanmanın bir yerden sonra cildi bu maddelere tıpkı ilaç bağımlılığı gibi alıştıracağına ve etkin maddelerin bir süre sonra cilt alışkanlığından dolayı işe yaramayacağına inanıyor. Ancak cildiniz için doğru ürünleri bulmak gerçekten en önemli adım olmakla birlikte, bu ürünlere cildinizin alışması gibi bir durum söz konusu olmuyor. Çünkü cildinizin sorunları değişmedikçe ihtiyaç duyduğu maddeler ve içerikler de değişmiyor ve doğru ürün bu ihtiyacı karşılamaya devam ediyor.

Ancak ürünleriniz yeterli gelmiyorsa tıpkı mevsime göre farklı giysiler giydiğiniz gibi farklı dönemlerde farklı ürünler kullanmayı deneyin, zamanla cilt tipinizin değişiklik göstermesinin mümkün olduğunu unutmayın.

Yağlı ciltler deneme ihtiyaç duyar

Cildi yağlı kişiler parlama ya da ekstra bir ağırlık katmanı oluşmaması için genelde rutin bakımlarında nemlendirici etki gösteren ürünler kullanmaktan kaçınırlar. Ancak cildin yağ oranı ve su oranı çok farklı konular olmakla birlikte her cilt, nemlendirilmeye ihtiyaç duyar. Bol su içmenin de bu konuda faydası olmakla birlikte bir cilt bakımında nemlendirici ürünlere yer vermenin de yadsınamaz bir desteği vardır. Aksine cildinizin yağ dengesiniz sağlayabilecek yağlı cilt tiplerine uygun nemlendirici kremler kullanmak, şikayetçi olduğunuz yağlı görünüm için olumlu etki bile yaratacaktır.

Anne ve çocuk arasındaki iletişim

Herkes tarafından da bilindiği üzere bir annenin çocuğuna karşı duyduğu sevgiyi yeryüzünde hiçbir sevgi tutmamaktadır. Anneler çocukları henüz doğmadan onları sevmeye ve şefkat göstermeye hazırdır. Çocukları doğduktan sonra da onlara ellerinden gelebildiği kadar sevgisini, şefkatini ve masumiyetini göstermektedir. Ancak ne yazık ki her anne çocuğuna sevgisini yeterince gösterememektedir. Fakat bilinmelidir ki bir anne sevgisi ile çocuğuna ilerde güzel bir gelecek hazırlarken çocuğunun hayatına harika şeyler kazandırırken anne sevgisizliği ile de çocuğunun hayatını mahvedebilmektedir. Psikolojisi bozuk olan birçok bireyin sorunlarının köküne inildiğinde de birçoğunda anne yoksunluğu sendromu ortaya çıkmaktadır.anne ve çocuk, anne ve çocuk arasındaki iletişim

Çocuğunuza nasıl yaklaşmalısınız?

                Bir çocuğunun davranışlarının neredeyse tamamından anne sorumludur. Özellikle küçük yaşlarda çocuklar günün neredeyse tamamında annesiyle vakit geçirmekte, en çok annesini sevmekte ve en çok annesine güvenmektedir. Bu sebeple taklit edeceği kişi de annesi olmaktadır. O yüzden anneler çocuklarına karşı söyledikleri her sözde, çevresine karşı yaptığı her davranışta çocuğuna karşı örnek olduğunu da unutmaması gerekmektedir. Her anne ile çocuk arasındaki iletişim farklıdır. Çünkü her çocuk büyüme esnasında farklı davranış biçimleri göstermektedir. Ancak her anne çocuğunun bu davranış biçimlerine olabildiğince saygı göstermeli ve her zaman çocuğu ile iletişime hazır bir şekilde olmalıdır. Annelerin çocuklarına karşı yapabilecekleri en önemli şey sevgilerini göstermek olacaktır. Anne sevgisinin sonsuz olduğunu hisseden çocuk da bu şekilde hem ailesine bağlı hem de daha sevgi dolu büyüyecektir.

Çalışan anneler çocuklarına nasıl davranmalı?

                Günümüzde sosyal yaşam şartlarından ötürü, çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlamak amacıyla hem anne hem de baba çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu sebeple kimi çocuklar anneleri çalışmaya başladıkları için bakıcıya bırakılmakta veya okula gitmektedir. Çalışan annelerin ise en büyük stres kaynağı tabi ki de çocuklarıdır. Çocuklarına o kadar vakit harcayamadıklarını düşünen anneler ise bilmelidir ki önemli olan çok vakit geçirmek değil kaliteli vakit geçirmektir. Geçirdiğiniz vakit içerisinde çocuğunuza faydalı olabilmeniz, ona sevginizin daima olacağını göstermeniz ve ona paylaşmayı öğretmeniz her şeyden önemlidir. Çocuğunuzun da sizin bu vicdan azabınızı kullanmasına izin vermeden çocuğunuza bu durumu öğretmeniz gerekmektedir.