YANIKTA İLK YARDIM (İLK 48 SAAT)

Yanıklıda ilk yardım iki bölümde düşünülebilir:
– Yanığın olduğu yerde yapılacak işlemler,
– Hastanede yapılacak işlemler.
I. YANIĞIN OLDUĞU YERDE YAPILACAK İŞLEMLER
1- Yanıklıyı yanık etkeninden (alev, duman, ateş, kaynar su, elektrik ve kimyasal madde) hızla uzaklaştır.
2- Koşuyorsa yanıklıyı durdur (çünkü koşma alevlenmeye neden olur), yere yatır, üstüne ne bulursan (halı, battaniye, palto, vb) ört, hava ile temasını azalt, ateşin sönmesine yardım et.yanık tedavisi3- Yanmış giysileri çıkar, steril ya da temiz bir şeye (çarşaf, vb) sar.
4- Kimyasal madde yanıklarında, eğer olanak varsa, yanmış bölgeyi bol su ile uzun süre yıka.
5- İlk anlarda genellikle hasta bağırıp yardım ister, ağızdan bir şey verme.
6- Yanıklmın, doktorun bulunduğu yere hemen gönderilmesini sağla.
II. HASTANEDE YAPILACAK İŞLEMLER
1- Hava yolunun açık olduğundan emin ol. Trakeostominin gerekli olup olmadığına karar ver.
2- Güvenceli bir damar yolu bul, kan örnekleri al, intravenöz kateter tak, sıvı vermeye başla.
3- Ağrıyı dindir (analjezi sağla).
4- Yanma zamanını ve yanık etkenini öğren. Yanığı değerlendirebilmek için basit öykü al, ağırlığını ölç, yanığı sınıflandır.
5- Yanığın genişliğini ve derecesini hesapla, kaydet.
6- Üriner kateterizasyon yap.
7- Gereken sıvı miktarını hesapla.
8- Gerekli,plazma miktarını hesapla.
9- Statik plazma açığını hesapla.
10- Tetanoz profilaksisi yap, gerekli antibiyotikleri var.
11- İlk lokal yara bakımını yap.
Yanıklı hasta ile ilk karşılaşıldığında gerekli işlemler tam olarak yapılmazsa, özellikle yanık erişkinlerde vücudun %20’sinden, çocuklarda %15’inden geniş olduğu zaman ilk günlerde ortaya çıkacak yanık şoku nedeniyle hastanın kaybedilebileceği unutulmamalıdır.
1. Hava yolunun açık olduğundan emin ol: Yüz ve boyun derin yanıklarında; önceleri az olan solunum zorluğu saatler ilerledikçe fazlalaşır, yüzdeki ödem artar. Siyanoz, öksürük, hırıltılı soluma, solunum sayısında artma gibi solunum zorluğunun ilk belirtilerine aldırılmaz, sonra gerektiğinde yaparız diye düşünülürse koşullar ağırlaştığında artık iş işten geçmiş olur.
Yanıkta trakeostomi endikasyonlari:
– Supraglottal tıkanmalar
– Ağır yüz kemiği kırıkları
– Serebral travma
– Trakea yaralanması
– Ağır yüz yaralanmaları (hasta ağzını açamıyorsa)
– İnhalasyon yanıkları (solunum güçlüğü)
– Respiratuar asidoz (ventilasyon yardımcı olmadığı zaman)

Güvenceli bir damar yolu bul, kan örnekleri al, intravenöz kanülleme yap, sıvı vermeye başla: Uygun bir kol veni yoksa herhangi bir ven kullanılabilir. Ven bulunamıyorsa gerektiğinde yanmış deri kesilir. Vene elverdiğince büyük bir kanül konur. Kan örnekleri, serum seti takılmadan önce alınırsa damara girmek için tekrar zaman harcanmaz. Genellikle 10 cc kan yeterlidir; 4 cc’si hematokrit, üre ve elektrolitler için heparinli tüpe; 2 cc’si kan grubu için normal tüpe, 2 cc’si “cross-matching” için normal tüpe alınır.
3. Ağrıyı dindir:Birinci ve ikinci derece yanıklarda çok fazla ağrı olmasına karşın, derinin tümü yanmış olan üçüncü derece yanıklarda sinir uçları da harap olduğundan ağrı yok denecek kadar azdır. Korku ve rahatsızlık duygularının ortaya çıktığı ağır yanık olgularında uygun analjezik ve sedatiflerin erkenden verilmesi gereklidir. Yanıklı hastalara küçük dozda intravenöz olarak verilen morfin genellikle yeterli olur. Vücut ağırlığının her 4.5 kg’ı için lmg morfin 3-5cc serum fizyoloik ile sulandırılarak 1-2 dakikada verilmelidir. Morfin, deri altına verildiğinde dolaşım bozukluğu tümüyle ortadan kalkıncaya kadar absorbe olamayacağından, genellikle etki yapmaz. Hatalı olarak yinelenen deri altı injeksiyonları sonucu deri altı dokusunda biriken çok miktarda morfin, sıvı tedavisi ile dolaşım düzeltildikten sonra vücuda yayılır ve hastada hayati fonksiyonları depresyona uğratabilir. Ağrının dindirilmesi için; bir phenotiazin preparatı olan klorpromazin özellikle yararlı olmaktadır. Phenotiazinler; antiemetik, sedatif ve vazodilatatör etkileri olmasına karşın daha az narkotik etkili olmaları nedeniyle morfine yeğlenirler. Genellikle kg başına 0.5mg (0.5 mg/kg) olmak üzere küçük dozlarda, morfin gibi serum fizyolojik ile sulandırılarak verilir. Başlangıçta uygulanan morfinden sonra 6 saatlik aralarla verilen klorpromazin ile iyi bir sedasyon sağlanabilir. Klorpromazin ile yanıklı uzun süre uykuda tutulabilir ve hasta uyandığında kooperedir.
4. Yanma zamanını ve yanık etkenini öğren, yanığı değerlendirebilmek için basit öykü al, ağırlığını ölç, yanığı sınıflandır:Sıvı replasmanı planının, kazanın oluş zamanına göre yapıldığını, hastanın geliş zamanına bağlı olmadığını unutmayın. Kazanın ve etkenin şekli hakkında bilgi alınması, uygulanacak tedavide yardımcı olacaktır. Yanıklınm ağırlığının ölçülmesi sıvı tedavisi için gereklidir. Yanıkların sınıflandırılmaları tedavilerinin hangi tip kuruluşlarda (ev, hastane, vb.) olacağım açıklıkla bilinmesi için şarttır. Çok çeşitli sınıflandırılmalar yapılmıştır:
a) Yanık yarasının derinliğine göre
b) Yanık yarasının genişliğine göre
c) Yanığın fonksiyonel durumuna göre
d) Yanık yarasının vücut bölgelerine göre
e) Yanık yarasının histolojik, klinikopatolojik durumuna göre yapılmış sınıflandırmalar vardır. Ancak kolaylık sağlaması açısından biz bugün bu sınıflandırmalardan ilk ikisini kullanmaktayız.

A- Yanıkların derinliğine göre sınıflandırılması
a) Birinci derece yanıklar: Birinci derece bir yanık yalnızca epidermisin dış tabakası ile stratum korneumu içine alır, eritem ile karakterizedir. Birinci derecede bir yanık, uzun süre güneş ışınlarının etkisinde kalmak ya da sıcak bir şeye çok kısa süre dokunulması sonucu oluşur. Deri hasarı çok yüzeyeldir ve minimal sistemik yanıtlar görülür. Hafif bir ödem vardır, bunlar da 24 saat sonra azalırlar. Deri kurudur ve vezikül yoktur, infeksiyon görülmez. İyileşme 3-6 gün içinde olur ve epidermis küçük kabarcıklar halinde kalkarak soyulur, geçici bir kırmızılık olur, fakat iz bırakmaz.
b) İkinci derece yanıklar: Biraz daha derindirler. Bu tip yanıklarda nekroz derma içine yayılmıştır. Yara greftlenmeye gereksinme göstermeksizin iyileşebilir.
a) Yüzeyel ikinci derece yanıklar: Kısa süre alev ya da sıcak sıvılarla temas sonucu oluşurlar. Yanık alanı kirli kırmızı ya da pembe görünümdedir. Yanmış alanda plazmaya benzer sıvı sızıntısı nedeniyle yüzey genellikle nemlidir. Ağrılı ve hava temasına duyarlıdır. Veziküller ve büller oluşur, deri altında ödem vardır. Veziküller derin epitelyal tabakalarda ya da epidermis ve derma arasında şekillenir, fakat dermanın kendisinde olmaz. Bunun nedeni, fibröz stromadaki kollajen liflerin çokluğuna bağlanır. Böyle yanıklar genellikle ileri derecede ödem ile birliktedir. Veziküllerin tabanında yanığın derinliğine göre değişik derecelerde kırmızılık görülür. İyileşme süresi infeksiyonun varlığına ve deri hasarının derinliğine bağlı olarak değişir. Yüzeyel ikinci derece yanıklarda, stratum germinativum’un bir bölümü harap olmuştur. Stratum germinativum’un sağlam bölümleri ve deri eklerinden epitelizasyon oluşacağından, eğer infeksiyon görülmezse 10-15 gün içinde iyileşme olur. İyileşme ya iz bırakmadan, ya da çok hafif bir iz bırakarak oluşur.
b) Derin dermal ikinci derece yanıklar: Alev ve sıcak sıvılarla daha uzun süre temas sonucu oluşurlar. Hasar stratum germinativuma ve dermişin yüzeyel bölümünün içlerine kadar uzanır. Bu tip yanıklarda derinin yüzeyel tabakaları ısı ile koagüle olduğundan veziküller oluşmaz. Epitelyal rejenerasyon yalnızca ter bezleri ve kıl foliküllerinden gelişecektir. Deride yer yer hiperestezik ve anestezik bölgeler vardır. İnfeksiyon oluşursa üçüncü derece yanığa dönüşür. Yara uygun şekilde korunursa, ince bir epitel ile 25-35 gün içinde kapanır, belirli-belirşiz pek az bir iz kalabilir. Klinik olarak önemlidirler, tanımlanmaları zordur. Sistemik yanıtlar, yüzeyel ikinci derece yanıklarda görülenden daha ağırdır. Derin dermal yanıklar da eğer mekanik ve bakteriyel travmadan korunabilirse spontan olarak iyileşir.

Üçüncü derece yanıklar:Genellikle alev ya da sıcak sıvılarla uzun süre temas sonucu oluşur. Deri ve tüm epitelyal yapılar hasara uğramıştır. Dermiş ve deri altı yağ dokusu koagülasyon nekrozu sonucu harap olurlar. Deri altındaki damarlarda trombozis görülür. Üçüncü derece yanıklarda kapiller permeabilitede artma ve ödem, ikinci derece yanıklarda oluşandan daha fazladır. Tam kalınlığıyla zarar görmüş deri, 2-3’üncü haftada otolizis ve lökositik hazımla likefiye olur. Bu olay genellikle süpürasyonla birliktedir. Kapiller demetler ve fibroblastlar eskarın altında granülasyon dokusu içinde organize olurlar. Eğer yanık, deri altı yağ dokusunu da kapsamışsa bu alanda da likefikasyon görülür. Kası da içine alan yanıklar eritrosit yıkıhmında artışa neden olur. Böyle derin üçüncü derece yanıklarda fizyolojik yanıt çok ağırdır. Deri; kösele gibi, beyazımtrak renktedir ve yer yer kömürleşmeler vardır. Yanık alanı kurudur ve anestezi vardır. Üçüncü derece yanıkların bakımı, eskarın uzaklaştırılmasını ve yaranın greft ile örtülmesini gerektirir. Eğer greftleme yapılmazsa zamanla kalın bir granülasyon tabakası şekillenir ve bunu alanın kontraksiyonu izler. Bu tip yanıkların epitelizasyonu yalnızca yara kenarından olur ki bir haftada ancak 0.3 cm kadardır. Granülasyon yumuşaktır, enfekte olabilir, aylar ve yıllar sonra kendi kendine iyileşme görülebilir. Fakat iyileşme kötü nedbe ve şekil bozuklukları ile birlikte olur. Çok tecrübeli ellerde bile yanığın derinliğinin doğru olarak saptanmasının çok güç olduğu unutulmamalıdır, çünkü belirli bir kriter yoktur. Bazı olgularda birinci, ikinci ve üçüncü derece yanık alanları iç içe bulunabilir, ayırım hemen hemen olanaksızdır. Ağrı, bir yanığın üçüncü derece bir yanık olup olmadığını anlamak için bir tesc olarak kullanılır. Bu teste “Pin Prick” testi adı verilir. Bir iğne yanık alana batırılır, eğer batma duygusu alınmazsa yanık üçüncü derecedir, fakat bu kesin bir test değildir.
5. Yanığın genişliğini ve derecesini hesapla, kaydet:Yanmış alanın genişliğinin bilinmesi tedavi planlaması için kesinlikle gereklidir. Yanığın genişliği, yanık yüzeyin total vücut alanına göre yüzde (%) oranı olarak değerlendirilir. Yüzde oranının saptanmasında, acil durumlarda “9’lar kuralı” kullanılabilir. Vücut yüzeyi dokuz ya da dokuzun katları olarak bölünmüştür.

Yenidoğan Bebek İzleme

İzlem, beklenen zamanda ve normal doğum kilosu ile doğan bebeklerde önemli olduğu gibi, prematüre bebeklerde de önemli veya daha da önemlidir.

Yoğun bakımda prematüre bebeklerin süresi ne kadar uzun olursa ve orada ne kadar ek tedavi ve tedavi alırlarsa, bu takip o kadar önemlidir.bebek izleme, premetüre bebek izleme, yenidoğan bebek izleme

Yenidoğan ünitesinde, yoğun bakım ünitesindeki prematüre bebekler için ek destekleyici tedaviler sağlanır. Bunların en bilineni küvette tutulma durumudur. Ancak solunum terapileri özellikle 1000 gramın altında doğan bebeklere uygulanabilir. Bu tür ek tedavi ve tedavi alan bebeklerin, doktor tarafından reçete edildiği gibi haftada veya iki haftada bir gelişimini takip etmek uygundur.

Prematüre bebeklerin gelişimini izlerken, ayarlanmış yaşları dikkate alınmalıdır. Düzeltilen yaş aşağıdaki gibi hesaplanır.

Normal gebelik süresi 40 hafta olarak kabul edildiğinde, bebeğin doğum haftası ile 40 hafta arasındaki fark bebeğin takvim çağından çıkarılır ve ayarlanan yaş bulunur.

Başka bir deyişle, 32 haftalık bir bebek, “40 – 32 = 8” gibi bir hesaplamayla, düzeltilmiş yaşı 8 hafta önce doğduğu için takvim çağından sekiz hafta sonra hesaplanır. Böyle bir bebeğin takvim yaşı 4 aylık olduğunda, iki aylık bebeklerin boylarını, kilolarını ve nörolojik gelişimlerini göstermeleri yeterlidir.

Prematüre bebeklerin vücut ölçümleri, zamanında doğan bebeklerin vücut ölçümlerini yakalayabilir. Bununla birlikte, nörolojik gelişimsel farkın kapanması 2-3 yıla kadar sürebilir.

İlk aylarda prematüre bebekler, “Büyümeyi Yakala” adı verilen rotasyon sırasında 40-60 gram kilo alabilirler. 2000 gr. Beslenme, altı yaşından küçük bebekler, anne sütü takviyeleri veya eve gittiklerinde özel geçiş yiyecekleri ile desteklenebilir.

Prematüre bebeklerde bir diğer önemli konu göz ve göz kaslarının ve sinirlerinin takibidir. 32 haftadan doğan bebekler en geç 34 haftaya kadar ilk göz muayenesinden geçmeli ve daha sonra retina gelişimi tamamlanana kadar takip edilmelidir.

Doktor genel gelişim takibi sırasında isterse, EEG, MR, omurilik ve beyin tomografisi gibi ek muayeneler de gerekebilir.

D vitamini alımıda çok önemlidir.

Diğer bebeklerde olduğu gibi, aşılar prematüre bebeklerde önemlidir ve atlanmamalıdır.

Annenin rahmi gibi oldukça güvenli ve korunaklı bir ortamdan, çok farklı uyaranlara sahip, ciddi sağlık sorunları yaşayan ve birçok acı verici ve rahatsız edici müdahalelerle karşılaşan yoğun bakım ortamına prematüre bebeklerde strese neden olabilir. Bu nedenle, her yeni doğan bebekle şehvetli temas ve konuşma gibi özellikler prematüre bebekler için çok önemlidir.

Ebeveynler ayrıca gelişim takibi sırasında iyi gözlemci olmalıdır. Zaman kaybetmeden bebeklerinde fark ettikleri farklılıkları takip eden bir doktora veya gelişim uzmanına danışmalıdırlar. Bu farklar nelerdir:

  • Bebeğiniz olması gerektiği gibi kilo almıyorsa,
  • Sindirim ve boşaltım problemleri varsa,
  • Uzun süreli ve hatta sonsuz ağlama krizleri yaşıyorsa,
  • Uyku düzenleri oluşmadıysa,
  • Kavrama, uzanma, dönme, boynu tutma vb. Alanlarda beklenen gelişmeyi göstermezse.
  • Sese veya ışığa tepki vermiyorsa,
  • Tarama ve yürüme gibi nöro-motor becerilerde sorunlar varsa,
  • Eğer yaşlanma, kıkırdama, ses ve hece dönemlerinde sessiz kalırsa,

Çam Kese Böceği ve Bok Böceği

Çam kese böceği Thaumetopea familyası içinde yer alan zararlı bir canlıdır. Pul kanatlı yapısı ile zararlılar sınıfında yer almaktadır. Çam kese böcekleri üreme döneminde genellikle ağaç dalları altında koçanları andırır şekilde yumurtalarını bırakmaktadır. Genel olarak bu dizilişi bir sıralamaya göre yapan kese böcekleri bir koçan üzerinde ortalama 150-300 arası yumurta bırakmaktadır. Yumurtalar, özel bir deri ile kaplı çam kese böceği, bok böceği, bok böceği ilaçlamaolup dış etkilere karşı korunmaktadır. Çam kese böceklerinde üreme dönemi sonunda yumurtada ortalama 25-40 gün geçiren yavrular, yumurtadan çıktıktan sonra bir tırtılı andıran yapıya sahip olmaktadır. Tırtıllar toplamda 16 ayağa sahip olup erişkinlerine göre ortalama 30-40 cm arası uzunluğa sahiptir. Bu tırtılların dış görünümü sarı ve beyaz renkler ağırlıklı olmak üzere kahverengi tüyler ile kaplıdır. Tırtıllar beslenme dönemi içerisinde genellikle geceleri hareket etmektedir. Ancak bazı dönemlerde gündüzleri de beslendikleri görülmüştür. Tırtıllarda hava sıcaklıklarının önemi büyüktür. Hava sıcaklığının 5 derecenin altına düştüğü durumlarda yavrular yuvalarından çıkmamaktadır. Tırtıllar çiftleşme döneminde sıcaklıkların normal değerlere gelmesiyle birlikte topraktan dışarı çıkmaktadır. Bu dönemde dişi ile çiftleşen erkekler ölmekte dişiler ise yukarda da belirtildiği şekliyle yumurtaları sıralamaktadır. Çam kese böcekleri ise zararlı bir tür olup çam ağaçları üzerinde beyaz ipliksi bir görünüm ile kendini belli etmektedir. Ormancılıkta zararlı sınıfında yer alan bu canlılar ağacın gelişme döneminde zarara uğramasına neden olmaktadır.

Bok böcekleri, kısmen ya da tam anlamıyla dışkı ile beslenen hayvanlara verilen ortak isimdir. Bok böcekleri, Scarabaeinae familyası içinde yer alıp yine benzer türler bu familyanın alt türleri olarak sıralanmaktadır. Scarabaeinae familyası içinde yer alan yaklaşık 5 bin böcek türünün tamamı, dışkı ile beslenmektedir. Bu nedenle bu canlıların tamamına gerçek bok böcekleri adı verilmektedir. Fakat bu türler arasında yer alıp Geotrupidae familyası içinde bulunan diğer böcek türleri de kısmen dışkı ile beslenmektedir. Bu nedenle bu hayvanlara da bok böceği adı verilmektedir. Bok böceklerinin genel görünüşleri 5-60 mm arası büyüklükte sert kabuklu ve siyah gri arası bir görünüme sahiptir. Bok böceklerinin bilinen en önemli özelliği küre imal edebilmeleridir. Bu özellik sadece bok böceklerinde yer almaktadır. Bok böceklerinde vücut yapısı 30 ayak üzerine kurulu yuvarlak kabuksu bir katman üzerinde oluşmaktadır. Bok böcekleri üreme döneminde topladıkları dışkıyı küre şeklinde şekillendirerek yumurtalarını bu dışkı içine bırakmaktadır. Yavruların yumurtadan çıkma döneminde ise bok böcekleri, dışkı ile sarılı yumurtaları suya bırakarak yavruların dışarı çıkmasını sağlar. Bok böceklerinin yaşam alanları incelendiğinde farklı bölgelerde ve coğrafik şartlarda yaşadıkları görülebilir. Dünya üzerinde Antartika haricinde her bölge ve kıtada görülebilirler. Ancak aşırı soğuk ve kuru havalar ile sıcak ortamları sevmezler. Bok böcekleri her türlü etçil ve otçul hayvan dışkısını tüketebilir. Bok böcekleri geçmiş medeniyetlerde özellikle mısırda simgeleşmiş hayvanlar arasında yer almaktadır.

Kene İlaçlama Servisi

Parazit bir böcek olarak aralarında insanların da bulunduğu sıcakkanlı canlıların üzerinde yaşayan keneler, üzerinde yaşadığı canlının derisini ısıran ve böylece canlının kanıyla beslenen tehlikeli bir böcek türüdür. Ölümcül hastalıklara dahi sebep olabilecek mikroorganizmaların insan bedenine kan yolu ile bulaşmasına neden olabilen kene, insanın yaşadığı her yerde ve en zorlu şartlarda dahi yaşayabilmektedir. Kene ilaçlama olmadan üstesinden gelinmesi mümkün olmayan bir sorundur. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış ruhsatlı çalışan firmalarla çalışılmaması halinde kene ilaçlama işlemlerinin istenen sonucu vermemesi söz konusu olduğu gibi, insanların da ilaçlardan ciddi zarar görmesi de mümkündür.kene ilaçlama, kene nasıl ilaçlanır, kene ilaçlama işlemi

Kene Zararlı Mıdır?

İnsanoğlunun derisini ısıran ve kan emerek beslendiği için doğrudan insan kanıyla temas eden kene türleri, ciddi hastalıkların bulaşmasını sağlayabilir. Kene türleri “sadece bir defa ısırarak” dahi tehlikeli virüs ve bakterilerin vücuda girmesine neden olabilir. Bu nedenle kene ile mücadele konusu mutlaka önemsenmeli ve sorunun fark edilmesinin ardından zaman kaybetmeden yetkili bir ilaçlama firmasının aranması gerekmektedir. Kene ile mücadele uzman kişiler tarafından yürütülmesi gereken pek çok karmaşık ve tamamı birbiriyle bağlantılı işlemleri kapsamaktadır. Keneyi yok etmek için doğru ilaçların seçilmesi kadar bu ilaçların doğru oranlarla gerektiği gibi hassa bir biçimde karıştırılması gerekir. Bu dahi başlı başına önemli ve uzmanlık gerektiren bir işlemdir. Keneyi yok etmek için yapılan ilaçlama işlemlerinde uygulama sahasının belirlenmesine ve yumurtaların da hedef alınmasına özellikle dikkat etmek gerekir. Sorunun birkaç hafta içinde katlanarak artmaması için ilk ilaçlamanın ardından yumurtaların da sorun olmak çıkması için ilaçlamanın tekrarlanması gerekir.

Akrep ilaçlaması İşlemi

Latince ismi, Order Scorpiones olan akrepler, doğada zehirli ve zehirsiz türler olmak üzere bulunurlar. Akrep, eklem bacaklı grubuna girer ve 8 bacaklı bir türdür. Örümcek, kene, uyuz böcekleri ve diğer eklem bacaklı türlerle akrabadırlar. Akreplerin gövde yapısı; sefalotoraks ve karın ( opistomoza ) bölümleri olmak üzere iki kısımdan oluşur. Sefalotoraks kısmında, akrebin gözleri, kabuğu, ağzı ya da keliserininin bulunduğu baş kısmı, pençesi veya kıskaçları ve yürümeleri için 8 adet bacağı mevcuttur. Pençe ya da kıskaç olarak adlandırılan kısmı, akreplerin en genel özellikleri arasında yer alır. Savunma amaçlı kullandıkları bacakları ile aynı zamanda avlarını da yakalayabilirler. Özellikle yırtıcı hayvanlara karşı koruma konusunda önemli organlarıdır.akrep ilaçlama, akrep nasıl ilaçlanır, akrep ilaçlama işlemi

Akreplerden detaylı olarak bahsetmek gerekirse; opistomoza ( karın ) – mezozoma ve metazoma olarak iki kısımdan oluşur. Mezozoma kısmı yedi, metazoma kısmı ise beş bölümden meydana gelir. Mezozomada altı segment vardır ve karnın ön yarısını oluşturur. Akreplerin uzun bir gövdesi ve segmentli kuyrukları vardır. Kuyruğunun ucunda ise, zehirli ve keskin iğneleri vardır. İğnelerini genellikle saldırı ve savunma anlarında kullanırlar. Kuyruklarındaki iğne öyle zehirli bir beze sahiptir ki, tek sokuşta kişide ciddi yaralanmalar ve zehirlenmeler oluşturabilirler. Akrepler, birden fazla kez sokma özelliğine sahiptir, ancak bir sonraki sokmaya kadar zehirlerini yenilemeleri gerekir ve bunun için zamana ihtiyaçları vardır.

Akrep Sokmasının Tedavisi Mümkün Müdür?

Akreplerin insanlara karşı tepkisi olan sokma fiili, bazen halk arasında ısırık olarak da geçmektedir. Kuyruk uçlarında bulunan zehirli bezleri, soktukları bölgeye akıtırlar. Akrep soktuğu kısımda, yanma, kızarıklık, uyuşma, şiddetli kas ağrısı gibi belirtiler oluşturur. Ayrıca kişi, yüzünde de çeşitli uyuşma ve karıncalanmalar hisseder.

Tedavi aşamasında, ilk müdahale olarak bol sabunlu suyla yıkamakta fayda vardır. Soğuk kompres uygulaması da önemlidir. Tüm belirtileri derinden hissetmeye başladığınız anda en yakın sağlık kuruluşuna gitmelisiniz. Sakin kalmak ve böylece kan basıncında artışa engel olmak da yine önemli bir noktadır.

Akreplerin Ömrü Ne Kadardır?

Akrepler diğer eklembacaklı türlerine göre, ortalama yaşama uzunlukları farklıdır. Çünkü bir akrebin olgunluğa erişmesi zaten yıllarını alır. Yaklaşık 1 ila 6 yıl arasında yavaş bir şekilde olgun hale gelmeleri tamamlanır. Her ne kadar 3 ya da 5 yıl arası kadar bir ömürleri olduğu söylense de, bu yıl uzunluğu bazen 10 ve hatta 15 seneye kadar uzamaktadır.

Akreplerin Yaşam Alanları Nerelerdir?

Genellikle gece hayatını seven akrepler, gündüzleri daha sakin ve sessiz yerleri tercih ederler. Enkazlar, tahtalar, bina zeminleri, döşeme altlarında bulunan boşluklarda ve tavan aralarında yaşarlar. Avlarını daha çok gece vakitlerinde avlarlar. Sıcak ve nemli iklimleri tercih ederler. Yuvaları sadece bir akrebin sığabileceği büyüklükte olup, yaşadıkları bölgenin kuruluğuna göre derinliği değişmektedir.

Akrepler bazen zamanlar, yuvalarından çıkmayıp avlarının yuvalarına girmesini beklerler. Yuvalarına giren avlarını olduğu yerde avlayarak, karınlarını doyururlar. Bu işlem için hilal şeklindeki kıskaçlarını kullanırlar ve kıskaçlarının bir bölümünü hafif görünecek şekilde yuvalarının dışına bırakırlar. Bazı yetişkin erkek akrepler ise, yuvalarını sadece kendilerine dişi akrep bulmak için bir süreliğine terk ederler.

Akrepler Ne İle Beslenir?

Beslenme şekilleri sıvı gıda alımı şeklindedir. Avlarını yedikten sonra katı kısımları yemeyerek atarlar. Doğada bulunan hemen hemen her türlü böcek, örümcek ve omurgasız hayvan türleri onlar için bir besin kaynağıdır. Kıskaçlarındaki zehirli iğneleri, avlarını yakalarken kullanırlar ve bu sayede avlarını etkisiz hale getirirler.

Gümüş Böceği Nasıl İlaçlanır?

İsmini derisinin renginden alan bu böcek türü, ülkemizde sıkça rastlanan böceklerdendir. Deri kısmı katmanlı ve gri renklidir, pullarla kaplıdır. Ayrıca derilerinin parlak ve kaygan olması gümüş böceklerinin en belirgin özelliğidir. Gümüşçün, gümüş balığı böceği, rutubet böceği yaygın olarak kullanılan isimleri arasındadır. İnsanları sokmayan bu böcekler, evde tüketecek gıda bulamakta zorlanmazlar. Evde yiyecek bulamasa dahi, on aya kadar bir şey yemeden yaşayabilmektedirler. Boyları 1 cm ile 4 cm arasında değişiklik göstermektedir. Karanlık ve nemi seven bu böcekler, güneşten ve güneşli ortamlardan hoşlanmazlar. Hızlı bir şekilde hareket edebilme özellikleri sayesinde kendilerini tehlikelerden koruyabilmektedir. Normalde bir yıldan üç yıla kadar yaşayabilen böcekler, kendilerine uygun ortamlarda sekiz yıla kadar yaşamlarını sürdürebilmektedir.gümüş böceği, gümüş böceği nasıl ilaçlanır

Vücutlarını ön kısmı arka kısmına göre daha kalın, önden arkaya doğru üçgen şeklinde olan bu böcek, bitki kökleri ve duvar diplerinde yaşamaktadır. Duvarlara iyi tırmanabilen gümüş böceği, pencerelerden evlere girebilmektedir. Özellikle çok küçük boyu olan bu böceği fark edebilmek oldukça zordur. Sekiz bacağı bulunan gümüş böceğinin üremesi ve çoğalması yumurtalarla olmaktadır. Dişileri günde yirmiye yakın yumurta bırakabilmektedir. Yaklaşık dört ay sonra gelişimini tamamlayan yavrular yumurtadan çıkmaya başlar. Yumurtadan çıktıkları ilk hallerini koruyarak yaşamlarına devam etmektedirler. Çok sayıda yumurta bıraktığı için adeta bir ordu haline gelmeden önce ilaçlama yapılarak böceğin temizlenmesi gerekmektedir.

Gümüş Böcekleri Nelerle Beslenir?

Ev ve ofis ortamlarında görülebilen böcekler, tatlı ve karbonhidratlı besinlerle beslenmeyi severler. Patates, un, şeker gibi besinler dışında, duvar kâğıtlarını, macunları, kitap ciltlerini ve diğer tahılları da yiyebilmektedirler. Karton kutularda, tavanlarda ve elbiselerde oluşan küçük delikler ve sarı lekeler gümüş böceğinin orada olduğunun belirtilerindendir.

Gümüş Böcekleri Zehirli Midir?

Her ne kadar insanları sokmasa bile gümüş böceklerinin dışkıları çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Gezinirken ortama bıraktığı dışkı ve mikroplar, hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Yatak, çarşaf ve battaniyeler üzerinde bıraktıkları bu mikroplar, alerjik hastalıklara neden olabilmektedir. Ayrıca kemirdiği eşyaları, kullanılamaz hale getirmektedir.

Bu Böcekle Nasıl Mücadele Edilir?

Eve girdiği andan itibaren zarar vermeye başlayan gümüş böceğiyle erken mücadele önemlidir. Onun sevmediği kokuları bulundukları ortama koymak ortamı terk etmesine yardımcı olabilecektir. Portakal, mandalina ve limon gibi narenciye kokusu, karanfil ve lavanta kokuları, sedir yağı ile hazırlanan doğal ilaçlar, gümüş böceğinin az bulunduğu ortamlarda etkili olabilen tedbirlerdir. Defneyaprağı, lavanta ve karanfilden oluşan karışımların bulunduğu küçük kesecikler, dolaplar konulduğunda böceklerin uzaklaşmasına yardımcı olmaktadır. Ev ve ofislerin olabildiğince güneş almasının sağlanması ve kuru tutulması, gümüş böceklerinin yaşam alanını sınırlayıcı önlemler arasındadır. Evlerdeki çatlak ve tahtalar arasındaki boşlukların kapatılması da önlemler arasındadır.

Unutmamak gerekir ki anlatılan bitkisel ve doğal çözümlerin hemen hepsi böceğin bulunduğu ortamda henüz çok fazla yayılmadığı zaman geçerlidir. Yayıldıktan sonra ortamın güvenilir bir ilaç firması tarafından kontrollü bir şekilde ilaçlanması gerekmektedir. İlaçlama yapılırken kapı ve pencerelerin kapalı olmasının sağlanması, gümüş böceğinin yumurtalarının da temizlenmesine yardımcı olacaktır. Genellikle kokusuz bir şekilde yapılan bu ilaçlama için yaklaşık olarak iki ay süreyle garanti verilebilmektedir.

Burun Yapısı ve Estetik Yapımı

Burunun hastada hali hazırda var olan; anatomisi fizyolojisi ve patolojisi ile değerlendirilerek, bunları yüzün estetik oranlarıyla uyumlu hale getirilmesini sağlamak amacıyla yapılan ameliyatlardır.burun yapısı, burun estetiği, burun anotomisi

Kapalı ve acık cerrahi olarak iki sınıfta değerlendirilir. Ben burada sizlere açık cerrahi ile ilgili bilgi vereceğim. Açık teknikle yapılan burun estetiğinde görüş sahası geniş, daha az zarar vererek, daha zor işlemleri yapabileceğimiz ve ilk defa ameliyat olan hastalarda büyük bir şanstır.

Burun estetiğini fonksiyonlarını gözeterek ve yüzünüzle de uyumlu olmasını istemelisiniz. Burun sizin  ayrıcalığınız olmalı ondan dolayı da herhangi birinin burunu değil de kendinize ait ve size farklı hissettirecek sadece size ait olan bir burun istemelisiniz, sizin özgüveninizi artıracak ve size sahip olabileceğiniz nesnel şeylerin ötesini verecektir. Basit çizimlerin ve  fotoğraf manipülasyon programlarının sonuçları yüz güldürücü değildir.

Hastanın ameliyat sonrasında ortaya çıkacak sonuçtan da oldukça farklıdır. Her ameliyat olan hasta için kıkırdak miktarı, kemik yapısı, önceden geçirilmiş bir burun ameliyatı, boyutları, yüzde yerleşimi, yüz orta hattına yakinliği, çene ile ilişkisi ( profilin estetiği için ) , kadın erkek cinsiyet, kanama bozuklukları, eşlik eden burun içi problemler ( sinüzit, nazal polipozis, konka bulloza, septum deviasyonu, konka hipertrofisi, aktif enfeksiyon varlığı, sinüs ostium problemleri, sinüs tomografisiyle birlikte değerlendirilerek cerrahi planlanmalıdır. Aksi takdirde burun çalışmayan ve akciğerin solunuma katılımını engelleyen bir hale gelir.

Sık ağız kuruluğu horlama birçok ameliyatlı hastada görülür. Tabii ki  bunların tüm sebebi bilinçsiz yapılan estetik  burun ameliyatları değildir. Bilinmektedir ki; sinüzitten sonra, yapılan ameliyatlar encek burun  tıkanıklığı sebebidir. İlk sırada hastaların alerji semptomlarındaki artıştır. Bu yapılan ameliyatlarda burun hava kanalları açılsa da süzme işlemine uğrayan hava miktarı artacak ve bu da alerji semptomlarında artışa ve daha kolay akut sinüzit olmaya yol açacaktır. Bunu ilaç tedavileriyle engellemek mümkündür, Burun ameliyatlarının tamamında sigara ve benzerlerinde uzaklaşılması gerekmektedir. Dolaşımı bozarak iyileşmeyi bozabilir. Alkol de yara iyileşmesini geciktiren diğer bir faktördür, 65 yas ustu hastalarda kemik yapının davranışı çok büyük farklılıklar göstermektedir. Fakat bu erken yastaki hastalarda da olabilmektedir.

Hasta burnunu yüzünün ortasındaki bir  sus gibi görmeyi istiyorsa bunun sınırı yoktur. Estetiğin dahası hiçbir zaman bitmez fakat ideal olan son 40 yılda convers’den bahman’a kadar çok değişmiş ve daha büyük yüze ifade katan burunları özellikle dergilerde görmekteyiz. 60 lordaki convers usulü ve her hastaya yapılan standart tanımlanmış ve kopyalanmış gibi ayni seri giden, kısmen tamamlanan yârim yamalak cerrahi ile savuşturulan, ikinci kez ameliyat şansı bile bazı hastalarda çok riskli olan, estetik burunları da günümüz Türkiye dergilerinde görebilmekteyiz.

Burun enfeksiyona açık bir yapıda olduğundan, eriyebilir dikişler tercih edilmeli ve ameliyat öncesi var olduğu görülen sinüzit e medikal tedavi başlanmalı ve ameliyat sonrasında da devam etmelidir, gerekirse ilaç değişimi ve ilavesi yapılmalıdır. Ameliyat sonrası şişlik morluklar ilk haftada iyileşmeye baslar. Yüz ve burundaki ödem gün be gün, aşağıya doğru yanak ve boyuna inecektir. İkinci haftada normale yaklaşan ilk görünüm değerlendirilecek, tabi ki ilk hafta içi, haftalık, onar günlük kontroller aylık hale gelecektir.

Hastaya tampon koymadan ve burunu ameliyatın hemen 3-4 saat sonrasında bikarbonatlı serum fizyolojikle burun yıkanmaya başlanmalı ameliyat sonrası pıhtılar temizlenip nefes almayı ilk andan itibaren başlatmalı böylece ağrı kesici kullanımını da azaltmaktayız. Sadece hastanın uyumasını engelleyecek ağrı dolayısıyla parol tarzı bir ağrı kesici verilebilir. Sıklıkla hastalarda buna ihtiyaç duyulmaz, burunun son hali 1 yıl sonra değerlendirilir. İlk hafta sislikler morluklar geçmeye baslar, 1 ayda sislikler tamamen geçer.

Burun yan kemiklerinin kırılma hattında yaştan bağımsız bir belirginlik fark edilse de 1 ayda masajla 3 ayda masajsız kaybolabilir fakat çok nadiren de olsa bu sure uzayabilmektedir ve burun yapısal gücünü 3- 4. ayda kazanır bu sureye kadar lens kullanmalıdır, şapka önerilir kadınlar güneş koruma faktörü içeren losyonlar kullanmalıdır.

Masaj özellikle tavsiye edilir ve bu sayede burun ucundaki ödem 3 ayda geçmeye baslar,  lokal anestezi ile burun estetiği genel anesteziye göre nispeten travmatik olmaktadır, fakat sislik morluk iyileşmesi daha hızlı olmaktadır.

Kanama riski daha azdır. Burun estetik cerrahisinde yapılanlar burnun uzunlukları, kıvrımları, köşe açıları, tam anlamıyla değiştirildiğinden dolayı bunu sağlamak için hastaya sekil vermede kesilen kıkırdaklar sıklıkla dolgu ve destek yapmak için kullanılmalıdır.  Bunun yetmediği durumlarda; özellikle ikinci defa burun estetiği olan bir hastada; kulak kepçesinden kulak arkasına yapılan kesi kulak kepçesi kıkırdağının bir kısmi sekil bozukluğu yaratmadan burun on kısmının desteklenmesi ve daha az olarak ta burun sırtını düzeltmek – yükseltmek maksatlı kullanılır.

Sol meme altındaki kaburgadan alınan kıkırdakla daha büyük  yapısal hacim kazandırmaya yönelik olarak burun sırtında kullanılır. Kıkırdak  yapının desteklenmesi estetik cerrahinin kalıcı olmasını artırmakla birlikte daha plastik bir görünüm de yaratabilmektedir. Sadece gerekli olan hastada gerekli olan kıkırdak greftler konulmalıdır. Standart değildir.

Kozmetik cerrahide ülkemizde en sık yapılan ameliyatları gözden geçirelim!

Ülkemiz insanlarının en büyük kozmetik sıkıntıları iri burunlarındandır. Karadeniz ve Doğu yöresi insanlarının bir karakterisliği olan Hump dediğimiz burun sırtındaki çıkıntılar, burun ucunun (Tip) sarkık ve düşük olması bireyi görüntü bakımından sıklıkla rahatsız etmektedir. Bunun dışında simetri bozuklukları yani deviasyon ve deformasyonlara da rastlanılmaktadır. Burun plastiği için müracaat eden bu hastaların önemli bir kısmında da burun içinde septum deviasyonu, deformasyonu, hava yolu daralması ve hava geçiş yolu bozuklukları, fizyolojik olmayan turbulans nedeniyle nazal solunumunun oral solunum lehine bozulması tesbit edilir. Bu hal üst solunum yolu infeksiyonları ve paranazal sinüs infeksiyomlarına yol açtığı gibi, oral hijyeninde bozulmasına, periodontal hastalıklara sebep olabilir. Burnun external ve internal bozuklukları, doğmalık, gelişimsel veya travmatik olabilmektedir. Ülkemizde en sık yapılan bu kozmetik ameliyatın ehil olmayan kişilerce yapılmasından kaynaklanan external ve internal yatrojenik (Iatrogenic) bozukluklar son yıllarda önemli bir hasta gaıbu oluşturmaktadır. Bu hasta gaıbu çok sayıda hem estetik hem de fonksiyonel düzeltme ameliyatları geçirmek zorunda kalmaktadır. Bunlara ikincil (sekonder) septorinoplastiler diyoruz. Eğer hasta endo nazal ve external deformiteleri için ilk defa ameliyat oluyorsa bildiğimiz gibi primer rinoplastiden bahsedilmektedir. Primer bir rinoplastide genellikle burun içinde yapılan üç insizyon kullanılmaktadır. Bunlar inter kartilajinöz; Transfiksion ve piriform incisionlardır. İsimlerinden de anlaşılacağı gibi, ilki üst lateral ve alar kıkırdaklar arasında, ikincisi septum alt kenarı ile alar kaıtilaj medial kısımları arasında sağlı sollu, üçüncüsüde, lateral osteotomilerde kullanılan piriform aperturalar civarına düşen endonazal mukoza incisionlarıdır. Bu mukoza kesilerinden submukozal, subperiostal ve perikondral çalışılarak, burun sırtındaki fazlalık alınır (Hump rezektionu), septum ve burun ucu düzeltilir (shortening, Tip plasty), osnazaleler yanlarda kesilir (lateral osteotomi). Maksilladan ayrılarak burun dorsumundaki açıklık kapatılır (Narrowing). Burun sırtındaki septum kıkırdağı ve kemikler şekillendirilir, törpülenir. Burun içi ve dışının son kontrolü yapıldıktan sonra burun içi incisionları krome katgüt ile dikilir ve burun içine vazelinli gaz tamponlar yerleştirilip, burun flaster, alçı veya özel atelier ile tesbit edilir. Burun içi vazelin gaz tampon koymak yerine ortasında hava yolu bulunan özel stingerli tamponlar (merosel) hem hastayı rahatlatır hem de burun için hava yolu açıklığını daha iyi kontrol eder. Genelde bu tamponlar 1 ile 3 gün arası alınır. Burun alçısı ise bir hafta sonra açılır fakat özel flasterle tesbite bir hafta daha devam etmekte ve external özel masajlara gerek vardır. Rinoplastiden sonra oluşan ekimoz ve ödemler yavaş yavaş bir ay içinde azalırsa da burnun son şeklini alması 6 ay – 1 yıl kadar sürebilir. Çok deforme ve büyük burunlarda sekonder girişimler gerekebilirsede bu girişimlerin mümkün olduğu kadar geç yapılması gerekir. 1 yıl hatta 2 yıl süre tercih edilmelidir.Meme kozmetik cerrahisinde ülkemizde eşit oranda büyütme ve küçültme mamoplastileri yapılmaktadır. Bilhassa doğum yapmış hanımlarda meme involusyonundan sonra iri göğüslerde sarkmalar ptoz görülmektedir. Meme başının normalde bulunması gereken seviye submamer sulkus hizasındadır. Meme başı Mid klaviküler çizgiden jugulume 21-22 cm civarıdır, hasta ayakta dururken, ölçümler, muayene ve düzeltme çizimleri ve işaretlemeleri yapılır. Meme küçültme ve ptoz ameliyatları mutlaka hasta ameliyat masasına yatırılmadın önce kalıcı şekilde sabit mürekkeple işaretlenir ve çizilir. Küçültme ve ptoz ameliyatlarında meme başı dermoglandüler pedikül ile yani epidermisi alınmış derma ve meme glandı içeren bir pedikülle hazırlanarak bulunması lazım gelen yere transfer edilir. Geri kalan fazla deri ve gland rezeke edilir. Bu temel işlemler için pekçok gelişmiş teknik varsa da en çok kullanılan ve bizimde kullandığımız teknik inferior pedikül bazlı dermoglandüler nipple ve areola repozisyonu ve Mc kissock patterni incision ile yapılan meme küçültme ameliyatlarıdır. Meme ogmentasyonu (augmentation mammoplasty) ise bir seks sembolü olan fakat glandın proporsionel olarak çok küçük olduğu memelerin yapay maddeler ile büyütülmesidir. Büyütme mamoplastisi 1960’lı yıllardan günümüze uzanan süreçte çok değişime uğramış; silicon jel, silikon kılıf, poliüretan muhafazalı, serum fizyolojik ile şişirilebilen gibi çeşitli protezlerin, areola etrafı incisionu (periareoler), submamer incision veya axiller incisiondan meme glandı altına (submamer), veya pektoralis majör kası altına (subpektoral) yerleştirilmesidir. kozmetik cerrahi, kozmetik cerrahi nedir, kozmetik cerrahi neden uygulanırSilikon protezlerin jel şeklinde olanlarının uzun sürede eser miktarlarda silikonu organizmaya verdiği ve bu maddelerin (dimetil polisiloksan) protez kapsülü civarında ve RES sistemde bulunduğu gösterilmiştir. Silikonun insan vücudunda sistemik bir hastalık yaptığı veya tümör’e yol açtığı gösterilmemiş olmakla beraber bu konuda büyük araştırma ve tartışmalara yol açtığı hatta USA de geçici olarak kullanımının durdurulduğu hatırlardadır. Bu günkü kanaat silikonun, kansere yol açmadığıdır. Silicon protezlerinin içi jel yerine serum fizyolojik ile şişirilenlerinin kullanımı USA’da serbest olmakla beraber, meme kanseri ameliyatlarından sonra jel şeklinde kullanımı da serbest bırakılmıştır. Ülkemizde ve birçok ülkede silikon jel protezinin kozmetik amaçlı kullanımı serbesttir. Augmentation mammoplastisinin en sık görülen komplikasyonları, sert kapül oluşumu, protezin yer değiştirme ve patlamasıdır. Abdominal dermakalasis, lipodistrofiler yine şişman ve doğum yapmış hanımlarda sık görülmektedir. Bollanan karın deri ve deri altı dokuları pubis önünden aşağı doğru sarkarak adeta bir önlük gibi anterior femoral bölgelere doğru uzanabilmektedir. Supra pubic bölgede bu sarkan deri ile deri altı kıvrımlar arasında mantarlar ve bakteriler üreyerek kötü kokulara ve yangılara (infeksiyonlara) yol açmakta yani fonksiyonel bozukluklara da sebep olmaktadır. Aynı olaylar zinciri yukarda bahsettiğimiz makromasti ve meme ptozu olgularında da geçerlidir. Göbek bulunduğu yerde circuler bir incisionla kesilerek deri, deri altı dokuları arkus kostaruma kadar mobilize edilip aşağı çekilir ve supra pubic bölgede usulüne uygun rezeke ve sütüre edilirler, yeni yerine mevcut göbek transplante edilir. Karın kaslarında gevşeklik ve rektus kaslarında orta çizgide ayrılma varsa diastasis rekti tamiri de yapılabilir. Vücudun bazı bölgeleri, obez veya zayıflamış insanlarda (çoğunlukla hanımlar) deformasyon gösteren fazla yağlara sahip olabilir. Bu bölgeler hanımlarda bilhassa trokanter, femoral ön kısımlar, diz medial kısımlarıdır. Bunun dışında karın yan bölgeleri (Love Handle) submandibuler bölgelerde de izole yağ toplulukları olduğunda liposuction yöntemi devreye girer. Bu yöntemde çapları genelde 2 cm’den 0.4 cm’e kadar değişen değişik uzunlukta borular ile yağlar aspire edilir. Liposuction yöntemi ile alınan yağ hücreleri tekrar oluşmaz. Yağ hücreleri kilo alındığında şişerler, zayıflayınca sönerler. Dolayısıyla tekrar kilo alınsa dahi, liposakşın yapılan bölgelerde eski hale dönüş olmaz. Liposakşm yapıldıktan sonra 1 ay civarında bir süre ile korseler veya kompresif elbiseler giydirilmesi gerekir. Bu sayede deri boşluk kalmadan altındaki dokulara oturur ve birleşir. Hematom, lenf ödem ve ödem teşekkülü ve fibrozis önlenir. Liposakşm sayesinde büyük sayıda hasta grubu daha mutlu ve üretken olabilmektedir. Yüz gençleştirmesi için eğer deri bollukları hakim ise facelift dediğimiz ameliyat yapılır. Bu düzeltme kulak önünden temporal bölgeye ve kulak arkasından saçlı deriye uzanan incisionlarla deri ve deri altının serbestleştirilmesi SMAS denilen superficial müskülo aponörotik dokuların (plastisma) ve derinin bolluklarının alınması ve yüzün gençleştirilmesidir. Submental bölgede ise liposuction ile platisma kolanları varsa bunların modelasyonu ile şekillendirme yapılır. Yüz germe ameliyatı sırasında N.Facialis dallarının ve sensitif sinirlerin yaralanmamalarına özen göstermek icab eder. Göz kapaklarımız ve orbital bölgelerde yaşlanmaya bağlı büyük değişiklikler olur. Hem deri tonüsü bozulup bollaşır ve sarkar, hem de septum orbitalelerdeki bolluklardan periorbital yağ dokuları üst ve alt kapaklarda torbalanmalara yol açarlar. Bu bolluklar ve torbalanmalar bazen üst kapakta ptoza yol açarak görme alanını dahi kapatabilirler. Bu hallerde blefaroplasti dediğimiz ameliyatlar yapılır. Fazla deri, eğer varsa hipertrofik orbicularis okuli ve torbalanmaya yol açan kesecikler içinde yağlar alınır. Bütün bu kozmetik girişimler fevkalade dikkatli, anatomik bilgi, estetik bilinci ve deneyimle yapılır. Aksi halde komplikasyonların tedavisi büyük güçlükler doğurur. Yaşlanan, kırışıklıklar içeren yüzeyel tabakalarda solar dejeneresans gösteren yüz derisi, lazer ışınları ile de yenilenebilmektedir. Yaklaşık 7 yıldır. Bu konuda büyük gelimeler olmuş, C02 lazeri ile fasılalı ışın verilerek (ultapulse), yüzeyel dokular ısı tesiri ile, derinliği kontrollü bir şekilde buharlaştırılmakta fakat derin dokular yanmamaktadır. Yine derin dokularda termik etki ile atipik solar elastoz gösteren lifler azalıp hatta kaybolmakta ve yeni kollajen lifler oluşmaktadır. Bu sayede deri kırışıkları azalmakta, solar dejenerasyon gösteren deri gençleşmektedir. Yine fokal lazer ışınları ile gözkapağı ameliyatları daha kansız ve daha az ödem ile ve daha çabuk yapılabilmektedir.

Fue İle Hiç İz Kalmaz

FUE’de hiç bir iz yok, iki kulak arası saçlı deriden saç kökleri hasarlanmadan alınıyor ve fue yöntemi ile dökülmüş alana naklediliyor. Bu en çok kullanılan tekniktir dolayısıyla da iz kalmıyor. Ama iz kalmaması için ekibin iyi birfue saç ekimi, saç ekim fiyatları, fue saç ekim fiyatı ekip olması gerekiyor. Planlamanın bir plastik cerrah yani doktor tarafından yapılması gerekiyor. İki tane ayağı var bu işin. Birincisi ekip, ikincisi plandır. Ekip çok iyi olması gerekecek fakat ekip bunu uygularken, nasıl uygulaması gerektiğini ve neyi uygulaması gerektiğini söyleyen de bu işin uzmanı bir doktor olacak. Bunun ikisi birleşir ise iyi sonuç alınabilir.

Hasta eğer yurtdışında veya hastanenin olduğu şehir dışındaysa öncelikle bu kurumlara fotoğraflarını göndererek başvurabilirler. Uygun olup olmadığı bu şekilde değerlendirilebilir. Ve gelmeden önce mutlaka operasyonlarıyla ilgili, burada yaşayacakları süreçle ilgili bilgi almalılar ki burada beklemedikleri sürprizlerle karşılaşmasınlar. Herşeye hazır olarak gitsinler. İşlem yapılacak saçlı deri lokal anestezi ile uyuşturuluyor ve saç alımına başlanıyor. Ortalama beş ila sekiz saat arasında süren bir operasyon oluyor. Ve ağrılı değil. İğnelerden sonra zaten işlem yapılan bölge uyuşmuş oluyor ve hiç bir şey hissetmeden hasta ile sohbet ederek, televizyon izleyerek geçirdikleri bir ameliyat süresi oluyor. Ameliyattan sonraki akşam da çok rahatsız edici bir zaman değildir. Saç ekimi için şu an için en önerilen yöntem fue yöntemidir.

Saç ekimi fiyatlari için merkezimizden hemen fiyat almak için başlıktaki konsultasyon formunu doldurun buraya ne kadar çok açıdan çekilmiş kafa fotograflarınızı gönderirseniz szilere o kadar saglıklı bir şekilde fiyat verme şansımız olur.Fiyatlarda birde etken sizin ne kadar sıklıkta bir saç modeli istedginizdir.30 yaşlardaki kişiler çok sık ve alın çizgisi geniş saç modeli tarzı isterlerken 50 ve üzeri kişiler daha seyrek ve yaşlarına uygun saç modelerini tercih etmektedirler.

Şifalı Bitkilerle Cinsel İsteksizlik Tedavisi

Cinsel isteksizlik durumu gerektiği kadar cinsel uyarının olmasına karşın insanın cinsel istek duymamasından meydana gelir ve cinsiyet gözetmeden herkesde belli zamanlarda görülebilir. Ayrıca bu durum kadınlarda daha fazladır.Cinsel isteksizlik nedenleri arasında yorgunluk, alkol ve sigara kullanımı dışnda ayrıca depresyon ilaçları ile bazı hastalıklar sıralanabilir…cinsel istek azlığı, cinsel istek azalması sebepleriBugün en önemli etken olarak stresli yaşam, alkol ile depresyon gibi günümüz sorunları yer alıyor. Cinsel istekte karşılık sevgi ile meşru ilişki önemlidir. Ayrıca günüzmüde evlilik dışındaki görülen yanlış ilişkilerde bu sorunun nedenleri arasında yer alır. Birbirlerine farklı amaçla yaklaşan insanlar bir zaman sonrasında ise cinsel tatminsiliklere neden olur.

Yine kadınların bir çoğındada giderek soruna neden olmaktadır. Kadınlarında birçoğu mağdur oldukları gerçektir. Mutlu aile hayatı önemlidir. Alkol ve sigara gibi sorunlara neden olur.

Cinsel isteksizlik tedavisinde bugün meşru ilişki ile zararlı ve kötü alışkanlıklardan uzak durmak geliyor. Ayrıca piskolojik yardımda alabilirsiniz. Spor yapmak ve dengeli olarak beslenmekte önemlidir. Bu gibi unsurların yanında ise cinsel istekleriniz azalıyorsa eğer şifalı bitkilerden de yardım alabilirsiniz.

Cinsel isteksizliği gidermek için şifalı bitkilerden bazıları  : Adamotu, Ceviz, Çemenotu, Darıfülfül, Enginar, Fındık, Ginseng, Isırgan, Kargabüken, Koka, Nilüfer, zencefil, Salep ve Susam cinsel isteği arttırır.Yine bal ilede takviye alabilirsiniz. Kafeinli olan içeceklerde uyarıcıdır. Fazla alınmaması gerekir.

Ginseng: Bu bitkisel afrodizyak olan ginseng de oldukça etkili bir cinsel istek arttırıcıdır.

Çemenotu: Bitkisel bir östrojen kaynağı olan çemen otu, özellikle kadınlar görülen cinsel soğukluk için oldukça faydalıdır.

Zencefil: Bir çay kaşığı kuru zencefille hazırlayacağınız bir bardak çay ya da aynı miktarda yaş zencefille hazırlayacağınız bir su bardağı limonata afrodizyak etkisi gösterebilir.